AKILDA KALMAYANLAR

6 Nisan 2026 Pazartesi

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer, yer altı, ve yerüstü. Hiç bir hayat birbirine karışmaz. Aynı mekan kullanılır fakat yaşam standartları farklıdır. Kimi yer altında sefil hayat, kimi yerde normal hayat, kimi de yerin üstünde, göklerde rahat hayat. Bunlar arasında geçişler elbet olur, ancak her geçiş diğerini etkiler. Her katmanda 10 kişi varsa hiçbir zaman 11 olmaz. Sayılar sabittir. Birisi üst katmana çıkıyorsa, oradaki birisi alta inmesiyle mümkün olur. İnsan hayatı başka türlü devam ettirilemez. 
       Herkesin iş insanı olduğu bir düzende işçi olmadan nasıl üretim olacak. Herkes şehirli, bunların besin kaynağını temin etmeden nasıl hayatta kalacaklar. Herkes belli bir iş kolunda uzmanlaşırsa hayatta kalma gereksinimler nasıl sağlanacak. Sınıflar her zaman olmuş bundan sonrada olacaktır. Sınıfların konumunu bulunulan şartlar, güvenlik, gibi etkenler belirler. Savaş ortamında yüksek sınıfta olan asker, savaş bitince bir alta düşer. Sınıf farkları olmasa savaşlar da olmaz. Herkesi komutan olduğu bir sistemde ölecek askerî nerde bulacaksın. Ölecek asker olmazsa savaş da olmaz. 
          Bütün farklılıklara, sınıflara rağmen sermayeyi elinde tutanlar hep aynı yerdedir. İster savaş olsun, ister salgın hastalık. İnsanlık için yıkım olan her durum sermaye sahibinin daha da yükselmesine neden olur. Savaşta silah, salgın hastalıkta ilaç yüksek kâr getiren ticaret malı haline gelir. Bunlarda bu durumları çok iyi kullanır. 
       Her savaş sonunda yeni zenginler turetir, türeyen bu zengin bir üst sınıfa çıkar. Yalnız savaş ile ilgisi olmayan yerde faaliyet gösteren bir üst sınıfdan birini aşağı çekerek yapar. Bunların dünyasında duygusal hiç bir şey olmaz. Kurtlar sofrası gibi, ortaya bir leş düşsün yeter ki, kapanın elinde kalır. 
          Kendi inancını, başkalarının inancını kötüleyerek yaşamak, insana hiç bir değer katmaz. Bilâkis değeri aşağıya çeker, pul eder. İnsan çıkar yol bulamayınca, kendine göre bir şey yapmak, yapıyor gözükmek için başkasının değerlerine saldırır. O değeri yok etme gayretine girer, hâlbuki zaman içerisinde kendisi ya yok olur, ya da savaştığı değerin içinde bulur kendini. Kendi değeri düşman haline gelir. Bunun farkına dâhi varmaz. Sınıf mücadelesinde de durum budur. Bir üst sınıf hakkında olumsuz düşünen kişi zamanla o sınıfa geçer, daha önce bulunduğu sınıfa düşman olur. Geçişler ani olmadığı için farkına varamadığı davranışlar edinir. İnsan için bu bir değişim değildir, kendinde bulunan ve içinde baskıladığı davranışın dışa vurulmasıdır. Hiç bir davranış sonradan ortaya çıkmaz, hiç kimse sonradan bilmediği bir davranışı sergileyemez. Her insan karakterinin gereğini yapar. Bu hiç şaşmaz. Hıyanet eden biri sürekli hıyanet eder, hırsızı hırsızlından vazgeçiremezsin. Karakteri odur. 

2 Nisan 2026 Perşembe

BAE. (BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ

         İran, BAE’yi vurduğunda, teknik olarak bir Arap ülkesini mi vurmuş oluyor?
        Dünyada resmi olarak kaç Yahudi devleti vardır. Eminim herkes bir diyecek, İsrail. Ya iki ise. ve bundanda kimsenin pek haberi yok gibi gösteriliyorsa. Hiç düşündünüz mü? Dubai yi kim cazibe haline getirdi. Herkes niye oraya gitmek ister. Ya da şöyle sorayım: belli konuma sahip insanlar Dubai'ye gidip kimlerle görüşme yapar. Bunların cevabını aşağıda ki yazıda bulabilirsiniz.
         Filistinli El-Cezire televizyon programcısı merhum gazeteci Cemal Rayyan’ın (1953-2026), 2021’de aktardığı bir istihbarat raporunun özeti bunu açıklıyor.
“Kimsenin bilmediği ‘BAE’nin sırrı"
(Gazeteci Cemal Reyyan)
          Yüzölçümü 75 bin km²’yi geçmeyen, yerli nüfusu 800 bini bile bulmayan küçük bir ülke olan Birleşik Arap Emirlikleri’nin nasıl bu kadar hızlı bir kalkınma yaşadığı kimse tarafından bilinmiyor.
          BAE’nin siyasi bir geçmişi, kurtuluş hareketleri, kültürel ya da düşünsel kurumları yoktur.
           Acaba Şeyh Zayed ona “Yasin Suresi” mi üfledi de bir gecede imar ve kalkınma ile gelişmiş, Batı Asya’nın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri mi oldu?
        Gerçek şu ki: “BAE projesinin” arkasında Yahudiler vardır.
        Batı’daki zengin Yahudiler, Orta Doğu’da ticaret ve finansı yönetecek, “ana devletle” doğrudan ilişki kurmadan çıkarlarını koruyacak bir yerleşim kurmayı düşündüler.
         1971’de, yani kuruluş yılında, Batı Emirlikleri önce altıya sonra yedi emirliğe böldü. Her birinin emiri, ordusu, polisi ve güvenlik yapısı vardır.
Abu Dabi ise toplam alanın dörtte üçünden fazlasını kapsar. Böylece güçlü bir devlet çekirdeği oluşmasının önüne geçildi.
         Resmî rakamlara göre yerli nüfus 750 bin olsa bile, 200 farklı milletten yaklaşık 9 milyon yabancıyla kıyaslandığında bu ne ifade eder?
        Tüm yerli halk istihbarat ve ordu olsa bile ülkelerini koruyamazlar.
          BAE’ye girdiğinizde kendinizi Avrupa ya da gelişmiş Asya ülkelerinden birinde gibi hissedersiniz: düzen, profesyonellik, temizlik ve disiplin vardır.
Ancak “yerli vatandaş” bulmak zordur; havaalanından konuta kadar her şey yabancıların elindedir.
         Havalimanları ve limanlardaki yoğunluk insanı hayrete düşürür.
         Bu kadar karmaşık bir sistemi, düşünce ve vizyon olarak basit bir “Emirati”nin yönetmesi mümkün müdür?
        BAE, özellikle Abu Dabi, dünyadaki en yüksek milyoner oranlarından birine sahiptir; yaklaşık 75 bin milyoner vardır ve bunların büyük kısmı Yahudi zenginlerdir.
Bu da büyük bir finansal birikim için güvenli bir ortam oluşturur.
        Bu nedenle Muhammed bin Zayed’i İsrail’e yönlendiren kişinin Yahudi milyarder Haim Saban olması şaşırtıcı değildir.
          BAE sadece gökdelenler ve ticaret değildir;
      “ümmete karşı bir komplo yerleşimidir.”
Soru:
        BAE neden dünyada en çok silah harcayan ülkelerden biridir?
Ordusu nerede? Hangi sınırları savunuyor?
       Cevap:
        Bu silahlar bölge ülkelerine karşı kullanılıyor; BAE’nin ekonomik, siyasi veya güvenlik olarak müdahil olmadığı neredeyse hiçbir ülke yoktur.
      Bir diğer soru:
     BAl Zayed ailesi tüm bu karmaşık işleri yönetecek kapasiteye sahip mi?
         Neden büyük sermaye sahipleri BAE’yi doğrudan yönetmiyor?
       Bu sorunun cevabını Henry Ford’un 1921 tarihli “Uluslararası Yahudi” kitabı verir:
“Yahudiler dünyayı arkadan yönetmeyi tercih eder.”
        Başka bir soru:
       Neden yatırım için İsrail değil de BAE seçildi?
Cevap:
         İsrail askeri bir cephedir, sürekli tehdit altındadır, ticari olarak bölgede kabul görmez ve istikrarsızdır.
        Sonuç: “BAE, 1971’den beri bir İsrail yerleşimidir.”

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...