Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar. Yer, yer altı, ve yerüstü. Hiç bir hayat birbirine karışmaz. Aynı mekan kullanılır fakat yaşam standartları farklıdır. Kimi yer altında sefil hayat, kimi yerde normal hayat, kimi de yerin üstünde, göklerde rahat hayat. Bunlar arasında geçişler elbet olur, ancak her geçiş diğerini etkiler. Her katmanda 10 kişi varsa hiçbir zaman 11 olmaz. Sayılar sabittir. Birisi üst katmana çıkıyorsa, oradaki birisi alta inmesiyle mümkün olur. İnsan hayatı başka türlü devam ettirilemez.
Herkesin iş insanı olduğu bir düzende işçi olmadan nasıl üretim olacak. Herkes şehirli, bunların besin kaynağını temin etmeden nasıl hayatta kalacaklar. Herkes belli bir iş kolunda uzmanlaşırsa hayatta kalma gereksinimler nasıl sağlanacak. Sınıflar her zaman olmuş bundan sonrada olacaktır. Sınıfların konumunu bulunulan şartlar, güvenlik, gibi etkenler belirler. Savaş ortamında yüksek sınıfta olan asker, savaş bitince bir alta düşer. Sınıf farkları olmasa savaşlar da olmaz. Herkesi komutan olduğu bir sistemde ölecek askerî nerde bulacaksın. Ölecek asker olmazsa savaş da olmaz.
Bütün farklılıklara, sınıflara rağmen sermayeyi elinde tutanlar hep aynı yerdedir. İster savaş olsun, ister salgın hastalık. İnsanlık için yıkım olan her durum sermaye sahibinin daha da yükselmesine neden olur. Savaşta silah, salgın hastalıkta ilaç yüksek kâr getiren ticaret malı haline gelir. Bunlarda bu durumları çok iyi kullanır.
Her savaş sonunda yeni zenginler turetir, türeyen bu zengin bir üst sınıfa çıkar. Yalnız savaş ile ilgisi olmayan yerde faaliyet gösteren bir üst sınıfdan birini aşağı çekerek yapar. Bunların dünyasında duygusal hiç bir şey olmaz. Kurtlar sofrası gibi, ortaya bir leş düşsün yeter ki, kapanın elinde kalır.
Kendi inancını, başkalarının inancını kötüleyerek yaşamak, insana hiç bir değer katmaz. Bilâkis değeri aşağıya çeker, pul eder. İnsan çıkar yol bulamayınca, kendine göre bir şey yapmak, yapıyor gözükmek için başkasının değerlerine saldırır. O değeri yok etme gayretine girer, hâlbuki zaman içerisinde kendisi ya yok olur, ya da savaştığı değerin içinde bulur kendini. Kendi değeri düşman haline gelir. Bunun farkına dâhi varmaz. Sınıf mücadelesinde de durum budur. Bir üst sınıf hakkında olumsuz düşünen kişi zamanla o sınıfa geçer, daha önce bulunduğu sınıfa düşman olur. Geçişler ani olmadığı için farkına varamadığı davranışlar edinir. İnsan için bu bir değişim değildir, kendinde bulunan ve içinde baskıladığı davranışın dışa vurulmasıdır. Hiç bir davranış sonradan ortaya çıkmaz, hiç kimse sonradan bilmediği bir davranışı sergileyemez. Her insan karakterinin gereğini yapar. Bu hiç şaşmaz. Hıyanet eden biri sürekli hıyanet eder, hırsızı hırsızlından vazgeçiremezsin. Karakteri odur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder