AKILDA KALMAYANLAR

10 Ocak 2024 Çarşamba

DÜŞMAN ÇOĞALTMAK

 

Coğrafya kader mi? diye sonu gelmez bir tartışma vardır. Coğrafyanın kader olup olmadığını bilmem ama beraber yaşadığın insanlar herhalde kader. İnsan geleceğinin coğrafyanın etkileme gücü olsa da zayıftır. Gerekirse coğrafya mücadele edebilirsin. Olumsuzlukları olumluya çevirmek imkansız değildir. Yalnız beraber yaşadığın insanlarla mücadele bazen öyle hale gelir ki varolma mücadelesi ile karşı karşıya kalırsın. Ya var olacaksın ya da yok edeceksin. İşte varolma mücadelesi burada kader’e dönüşüyor.

Bu topraklarda var olma mücadelesi verdik. Öldük öldürdük. Ama sonuçda kazandık. Yalnız başımıza değil yüzyıllardır aynı topraklarda yaşayan insanlarla birlikte yaptık bunu. Ne onlar bize ne de biz onlara düşman gözü ile bakmadık. Dostlarımız çoğaldı, düşmanlarımız azaldı. Aynı coğrafyada kader birlikteliği etmişcesine mücadele ettik ama bir yere geldi tıkandı. Birileri daha çok kazanma hevesiyle hareket etmeye başladı. Dostluğumuzu çekemediler. Bir ondan öldürdüler biz bizden düşman etmeye çalıştılar. Kısmende başarılı oldular. Bizi birbirimize düşürenler bizden gibi gözüken bizden olmayanlardı. Kandık onlara, kandırıldık. En zayıf yerlerimizden vurdular bizi. Sizdeniz dediler inandık, bize dediklerini dostlarımıza da dediler onlarda inandı. Bir araya gelip birbirimize sormadık bunlar kim diye? Kim olduklarını bilemedik. Kim zannettik. Sonunda kaybettik.

Hep dost kazanmak için yola çıktık. Düşmanlarla geri döndük. Bu coğrafyada hayatta kalabilmek için dost kazanmanın önemini kavrayamadık. Bir dost kazanmak uğruna yüzlerce düşman edindik. Sonunun ne olacağını hesap etmekten uzak fikirlerle kendimizi kandırmaya çalıştık. Kandırıldık. Sırtımızı dayayacak dostlarımızı ufak menfaatler karşılığı birilerine peşkef çektik. Bunlarada dost dedik. Sırtımızı dayadık arkamızdan vurulduk. Biz onları vurduk, onlar bizi bunları hep dostluk uğruna yapıldığını zannettik, gerçeği göremedik. Kaderimizi coğrafyanın çizmesine rıza göstermedik. Her şeyi zorladık olmadı.

Komşularımız en iyiye ulaşırken biz yerimizde saydık.  Birbirimizi öldürmekten düşmanımızı göremedik vurduk vurulduk bugüne bu şekilde geldik. Ya bundan sonra?

Küçük azınlık dediğimiz birilerinin hayat standartlarını yükseltmek için çoğunluğun hayat standartları düşürülmesi lazım. Küçük ve alakasız gündemlerle kamuoyu meşgul edilecek ki asıl konular konuşulmayacak, servet transferleri sessizce el değiştirecek. Kimin için? Bizden olmayan küçük bir azınlık için.

Göremedik dedik? Gördük, görerek yapıldı her şey. Parmaklarıyla düşmanı gösterdiler, biz parmak uçlarına baktık, parmadığın sahibine bakmadık. Bize gösterdikleri düşman değildi, sadece hedef gösterdiler. Hedefi yok ederken bizde yok olduk.

Yok olma kaygısı taşımayanlar yok mu? Elbette var. Bunlar kendi etraflarında dönmekten, çıkar çevrelerine, güç odaklarına kendilerini pazarlamaktan yok olmayı düşünemeyen kişiler. Bir zamanlar bunlar toplum içerisinde sessiz hareket ederdi. Toplum tarafından ayıplı mal sınıfına girerdi. Artık öyle mi? Bu işler artık gözümüzün içine bakarak, alenen yapılıyor. Toplumsal bozulma da burada başlıyor herhalde. Hep toplumsal bozulmalardan dem vururuz ya artık vuramaz hale geldik. Onlar güçlendi biz güçsüzleştik. 

Herkesi düşman edindik de, bu dönenleri bir türlü DÜŞMAN  edinemedik. Her şeyi dert ediniyoruz ya Bu da bize katmerli dert olsun.

 

 

          

        

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...