AKILDA KALMAYANLAR

14 Aralık 2024 Cumartesi

FİREVUN

         Biri zalimlik yaparsa hemen "Firavunlaştı" deriz. Sebebi ise Mısır Firevunlarından birinin Hz Musa ve halkına yaptığı zulüm olarak gösteririz. Firevun aslında bir "san,unvandır" dır. Aynı kral, Hakan, padişah, gibi. Genelleme yapmak insanı çoğu zaman yanılgıya düşürür. Hz Musa zamanının Firevunu Hz Musa ve halkına eziyet edip,erkek çocukları öldürtüp halkınıda köle yapmak istemiştir. Bu zulümden kaçan Hz Musa takip edilmiş Kızıldeniz  mucize ile yarılıp Hz Musa'nın halkı güven içinde geçmiş fakat Firevun ve ordusu boğularak can vermiştir. Bu olay sebebi ile zalimlere hep Firevun deriz. Hâlbuki Firevunun yaptığının kat ve kat fazlasını yapan nice krallar, padişahlar, imparatorlar vardır onların sanlarını, unvanlarını ağzımıza bile almayız. Hiç padişahlaşma, krallaşma, imparatorlarlaşma diyeni duydunuz mu? Bir Mısırlı bu kelimeyi kullanmaz, kendi topraklarında hüküm sürmüş birini ne kadar kötü olsa da aşağılamaz. Burada inancın bir hükmü yoktur. 

        Kur'an'ı Kerim de geçen Yusuf suresi çok şey anlatır. Kardeşler tarafından kuyuya atılması, Züleyha nın yaptığı hareketler, Hz Yusuf'un rüya tabir etmesi konu olarak işlenir. Bunun üzerine Kuyuya atılması ile ilgili ilahiler söylenir, Züleyha ile ilgili aşk hikâyeleri anlatılır. Hâlbuki ayette anlatılan şey bu hikâyeler değildir. Allah ilahi söylensin, aşk hikâyeleri anlatılsın diye indirmemiştir bu ayeti. Önemli olan ayetteki indiriliş sebebini yakalamaktır. Hz Yusuf'un Firevun tarafından hazinenin başına getirilmesi,  hakaret olarak kullandığımız Firevunun ne kadar basiret sahibi, adil ve işi ehline veren biri olduğunu gösterir. Hz Yusuf'u zindanda Allah'a inanan biri olduğunu bilerek yapmıştır. Firevunun inanç ile bir derdi yoktur.Unvanları genelleme yapmanın ne kadar yanlış olduğunun göstergesidir bu olay.

      Diğer taraftan kötülükler sadece tanımadığın kişiler tarafından değil, bazen en yakınından gelir. Kardeşlerin bir kötülük etrafında birleşerek Hz Yusuf'u kuyuya atmaları kötülüğün sıradanlığıdır. Çoğunluğun bir fikir etrafında birleşmesi doğru olarak algılanmaması gerektiğinin anlatımıdır bu ayet. Öyle zamanlar gelir ki bir kişinin düşüncesi binlerin düşüncesine galip gelir. İnsan her doğruyu uygulama şansı olsa dünya da kötülük diye bir şey olur muydu? Bir mezar taşında yazdığı gibi "iyilik iyidir" kötülük ise kötü. Bunu belirleyen çoğunluk değildir. Demokrasi denen şeyin açmazı da burada başlar. Demokrasi çoğulcu bir yönetim olsa da hep haklı anlamı taşımaz. Öyle olsaydı demokrasi ile yönetilen nice ülkeler refah içinde yaşar, insanlarını mutlu ederdi. Dünya da demokrasi denen yönetim şekli ile yönetilen bir ülke var mı? 

       Diğer yandan bu ilahi söylenecek, aşk hikâyeleri yazılacak bir ayet değildir. Ayetde vurgulanmak istenen kardeşler arasındaki kıskançlığın boyutunu, adil bir yönetimin krizlerden çıkış yolunu, edebin vasıf ve mahiyeti dikta eder. 

        Kadınlara fitne derken. Her kötülüğün başı olarak düşünülmemesi gerekir. Kadının içerisinde eş, kardeş, anne,hala, teyze gibi akrabalarda vardır. Allah Kitabında Anneyi yüceltirken, Peygamberimiz, "cennet annelerin ayakları altındadır" derken bir kadín olan  anne nasıl fitne olabilir? Ayetin bütünlüğüne bakılmadan verilen hükümler kadını fitne çıkarır. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...