Masum biri öldürüldüğü zaman katile bazen indirim uygulanır. Bu hâkimin takdiridir. Sonucu beğeniriz veya beğenmeyiz. Bu insanda insana ne yazık ki değişir. Bazen olur ki insan öldüreni kendine daha yakın hisseder. Öldürme amacını kendisi de bir zamanlar yaşamıştır. Ancak hayalini gerçekleştirmemiştir. Bu sadece öldürme ile ilgili değil, bütün suçlarda bu böyledir. Sorun insanda kaynaklanır. Bunun tedavisi de yoktur. Herkes bir an olmuştur ki bir suçu işlemek için hayal kurmasın. Bu durum normal bir insan davranışımıdır bilemem. Ama ortada bir gerçeklik vardır, cezalar caydırıcılıktan ziyade toplum düzenini korumak için verilir. Bu beşeri dünyada hep böyledir. Demokrasi denen yönetim şeklinin bir sonucudur?
Yeni bir uygulama değil, krallıklarda, imparatorluklarda, sultanlıklarda, padişahlıkda, diktatörlükte görülen davranış, yönetim sisteminin içine girmiş uygulamadır bunlar. Roma arenalarında dövüşen kişilerin ölümlerine imparatorlar değil, arenaya dövüşleri izlemeye gelen halk verirdi. İmparator sadece ölüm emrini veren kişiydi. Yani sorumluluğu kendine göre yoktu. Ha keza halkda aynı düşünce de idi.
Önemli olan toplum düzenidir. Her devlet bu önceliği birinci sırada tutar. Mağduru memnun etmek sonra ki iştir.
Bir kişinin bir insanı haksız yere öldürmesi toplum açısından kabullenilir bir durum değildir. Yalnız öldürme işinin kararını topluma verirsen toplum kendini suçlu saymaz. Şu söz onun vicdanını rahatlama sözüdür ( Ben tek başıma karar vermedim, benim bir oyun ne işe yarar ki) bu sadece günümüzde olan bir durum değil. Bu psikolojik durumu Roma arenalarda icat etti. Arenaya iki kişiyi çıkardı biri diğerini düşürdüğü zaman öldürülmesini imparator değil halk karar verirdi. Hiç kimse de bu ölümden sorumlu tutulmazdı, vicdani olarak rahatsız olmadı.
Dini olarak günahlarda böyledir. Benzerlik gösterir. Toplu olarak işlenen günahların faili belli değildir. Hiç kimse kendi üzerine günahı kondurmaz. Hep bir bahanesi vardır. Zulmedeni destekler ama kendisi zulm etmediği için kendini bunun dışında tutar. Sebebiyeti akıl edemez. Halbuki ki tetiği çeken ile azmettiren arasında bir fark yoktur. Zulmeden de kendini zulm eden olarak görmez. Çoğunluk yaptığı davranışları onaylamış olarak görür. O da suçu kendisini oraya getirenlere atar. Bu döngü böylece sürüp gider. Ortada ne bir zulmeden, ne zalim, ne katil, ne de günahkar olur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder