Adam Smith "Hukuk Üzerine" adlı kitabında “ Yönetimin gerçek varoluş sebebi zenginliği koruma ve zenginleri fakirlere karşı savunmak olduğu için... “ diyor. Dünya üzerindeki sistem gerçek anlamda böyle işliyor. Ama bize anlatıp, gösterilen çok farklı. Biz hukukun herkese eşit muamele ettiğini zannederiz, bilinç altımıza bu yerleşmiştir. Çünkü bir çoğumuz zengin ile hukuk önünde hiç karşılaşmamışızdır. Sadece bizim bildiklerimiz yazılı ve söylenen kanunların içeriğidir. İçerikte problem yok, problem uygulamada.
Hukuk yönünden az gelişmiş, demokrasiyi ve insan haklarını içselleştirememiş devletler güvenlik hususunda kırmızı çizgiler edinir. Özgürlükçü, yazılı olarak hangi kanun yaparsanız yapın o kırmızı çizgileri aşamazsınız. Ortadoğu toplumları buna örnektir. Hiç hukukun tam olarak uygulandığı bir Ortadoğu devleti gördünüz mü? Olmaz, çünkü o devletlerde insan yaşamında önce devlet yaşamı gelir. İnsan olmadan devlet olmaz mantığı burada tersine işler. "Devlet olmadan insan olmaz" gibi.
Bazen olur ki hukuka en alt katmanlara kadar indiren kanunlar yaparsınız, ama kanun yapmak kadar uygulamakta önemlidir. Uygulayıcı mevcut özgürlükçü kanunları yok sayarak, eğip, bükerek uygulama çabasına girerse, ne kadar özgürlükçü kanun yaparsan yap hiçbir anlam ifade etmez. Yapmak kadar iyi niyetle uygulamakta önemlidir.
Kutuplaştırılmış bir toplumda hukukun hiç bir anlamı yoktur. Yönetimin şekli ister demokrasi olsun, ister teokrasi isterse de diktatörlük. Önemli olan kanun yapıcıların tavrı değil, uygulayıcıların çaba ve niyetleridir.
Hukuk örümcek ağí gibidir. Küçüklerin takılıp yem olduğu , büyüklerin ağı delip geçtiği bir olgudur.
Adalete değerinden fazla anlam yüklemekte yersizdir. Öyle anlar olur ki bir kişi azmettirmekten idamla yargılanır. Öyle de anlar olur ki milyonlarca kişiyi öldürttürür, halk tarafından kahraman ilan edilir. Savaşlar buna çok güzel bir örnektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder