İnsan bir beşer bazen olur ki algılama problemleri yaşayabilir. Öyle anlar gelir ki kendinde olan yanlışları görmeyip karşısında ki kişiyi aynı yanlışlar ile suçlayabilir. “karşısında ki kişinin gözünde ki çöpü görür kendi gözünde ki mertekten haberi yoktur.” İnandığı din ne olursa olsun adaletle hükmet der ama kendi işine geldği gibi hareket eder. Kendi savunduğu ideoloji Allah ile savaş halindedir bunu görmez yada görmek istemez ama başkalarının en küçük yanlışı Allah ile savaş olarak algılar onunla karşı tarafı suçlar. Bunu da ne yazık ki inandığı din adına yapar. Böyle insanlar hayal değil gerçek ve Müslümanlar arasında çoğunluk bir kitleye sahip. Dini, ideolojileştirmişler. Ne yaparsan yap bunlar ile mücadele zor. Çünkü iktidarları arkalarına almışlar. Sen bir kişi ile değil büyük bir halk kitlesi ile mücadele etmek zorunda kalıyorsun ve çoğunlukla da yanlız kalacaksın.
Müslümanlar yaptıkları yanlışlar ile bulundukları toplumda ki insanları dinden uzaklaştırıyorlar. Uzaklaşan kişi yeteri bilgiye sahip değil zaten, bazen oluyor ki din hususunda gemileri değil limanları yakıyorlar. Her şey düzelir ama bu inançsızlığı düzeltmek ya mümkün olmaz ya da uzun zaman alır. Konuşarak olmuyor, karşında ki kırılmış ve küsen insan hareket bekliyor, uygulama istiyor ama Müslümanda ne hareket var ne uygulama. Koltuklar, saltanatlar uğruna insanını inançsızlaştırmak kadar ağır bir şey olabilirmi. Neden böyle oldu dediğin zaman saltanat sahiplerinin dinini örnek gösteriyor. Eğer Müslümanlık bunların yaşadığı ve yaşattığı ise ben Müslüman değilim inançsızım diyebiliyor. Bunun neresini ve nasıl düzelteceksin.
Her şeyi zamana bırakıyoruz da bir saniye ötesine garantimiz olmayan bir hayatı nasıl zamana bırakacağız. Zaman bezen bunlara merhem olmuyor, ya da çok geç kalabiliyor. Kendini çok iyi bir Müslüman olarak tarif eden insanların inandığı dini yaşamamaları sonucu inançsız bir topluma sebep olmaları kadar zelil bir durum olabilir mi! Ama yaşananlar ortada.
Varlığın her şeyi zamandır. “Her canlı ölümü tadacaktır” zaman olmasa ölüm olur mu? Allah zamanı yaratmış ki varlık geerçekliğini kazansın. Zaman Allah’ın vaadinin sebebidir.
Zaman nedir ki, getir götür işlerine bakar, bazen sevdiğini getirir. Bazende götürür. Getirmesi iyidir de, götürmesi bazen çok acı olur. Gelmemek üzere, ebedi götürdüğü de olur.
Adil olmak. Ama ne zaman. İnsanların, toplumların inançsızlığa, ümitsizliğe düştükleri zaman değil. İnsanın hayatının başında yapacaksın ki nesiller bir sonrak, nesil aktarma yapabilsin. Geç gelen adalet adalet olmaz. Ancak zulüm olur.
Dünya ya değer vermek şuna benzer bir insan Kırıkkale ilinden Bolu iline gitmek için yola çıkar yalnız geçtiği yerlere bir daha dönmeyecektir Ankara iline geldiği zaman Ankara dan ev ve arsa alır bre be adam bir daha gelmeyeceğin bir yere niye yatırım yapıyorsun. İşte bizim problemimiz bu ve bunu dilimiz ile aşsak da uygulamalarımızla aşamıyoruz. Aşamadığımız için sonuç ortada. Ne zaman düzeliriz, ne zaman ki Kur’an-ı Kerim in ölülerin için değil de dirilere gönderildiğini anladıktan sonra.
Bizde ki hastalık: Kur’an-ı Kerim i her gün okuyan vardır hatmeden Allah kabul etsin ama tefsirini veya mealini anlayarak okuyanımız çok azdır. Niye işimize gelmez. Orda ne der Zulmetmeyin zulme meyil göstermeyin, aldatmayın, yalan söylemeyin, Hırsızlık yapmayın, rüşvet ile iş yaptırmayın, hainlik etmeyin, gıybet etmeyin, başkasının malına göz dikmeyin, yoksulu fakiri koruyup kollayın, yetimin hakkını yemeyin der ama etrafınıza bir bakın bunların hangisi yok.
Allah diyor ya Her nefis ölümü tadacaktır. Buna bütün kalbimizle inanıyoruz ama son nefesimize kadar pek güvenimiz yok gibi. Ölüm gelip başımıza dikildiğinde anlıyoruz öleceğimizi ama iş işten geçiyor. Bunu bizzat gördüğüm için söylüyorum.
Etrafımızda gördüğümüz, tanık olduğumuz öyle söylemler ve hareketler var ki iman noktasında yerlerde sürünüyor. Bütün kalbimle inanıyorum, “Kanım aksa da zafer islamın” söylemlerini dillerinden eksik etmeyen insanlara, maddi veya manevi zararınızdan dolayı tehdit olarak “Senin üzerine benzin döküp yakacağım” dediğinizde, aşırı bir tepki gösterecektir. “Ben sana ne yaptım” diyecektir. Ancak aynı hareketleri yapan insana diğer tarafda “Ahirette” seni cehennemin ateşine attıklarında, senin üzerine bir benzinde ben dökeceğim” dediğinizde aldırmayacak, gülüp geçecek, tepki vermeyecektir. Bunun nedeni nedir? İmanın sadece dilden ibaret olduğunun, gırtlaktan aşağı, kalbe inmediğinin bir işaretidir. O insan belkiler içerisinde, tereddütle hareket eden insandır. Bu dünyada gördüklerinin gerçek diğerinin şüpheli olduğuna inanıyor. O insan kitabın tehditlerine bile şüphe ile baktığının bir delillidir.
Babama derdik hep baba fazla çalışma dünya işleri bitmez biraz kendine dikkat et derdik. O hep haklısınız da çalışmakta lazım derdi bizi hiç dinlemezdi. Son anında ah ah dedi siz haklıymışsınız. Biz haklıyız da bunları söyleyen bizlerin farkı ne? Hep söylüyoruz dünya boş diye, yaptıklarımıza, yaşayışımıza balkıyorum da hiç ölmeyecek gibi yaşıyor kalp kırıyor, haksızlık yapıyoruz. Ne için! dünya için.
Zülüm kimden gelirse gelsin adı zulümdür. Yapanın İslam da muayedesi ateştir, meyil edene ateş dokunur. Bilen var mı yok.
Masum çocukların fotoğrafları paylaşılıyor ya biraz da Yemen de ölen masun çocukların fotoğrafları paylaşılsa ölümlere sebep olanların kafalarına bombalar yağdırılsa. Ama ne yazık ki sanki onlar masum çocuk değil gibi muamele görüyor. Çocuk her taraf da çocuktur. Ve masumdur. Yemende kiler demek ki pek masuma benzemiyor ki dünya tarafından özellikle İslamcılar tarafından pek gözükmüyor. Batı yada ABD görmeyebilir, ya Müslümanlar onlarda kör ve sağır. Bunların hakkını nasıl ödeyeceğiz ki.
Hepimiz ölümden korkuyoruz değil mi! Neden akıbetimizden emin değiliz. Bir kimse çıkıyor mu ki katilin karşısına geçip vur öldür beni ölüm bizim dünya sizin olsun diyebiliyor mu? Diyeni bugüne kadar pek göremedik. Bu ahlaksız, haksız savaşlar devam ettiği sürece bu masum çocuklar ölecek ve biz hep susacağız. İşimize gelene masum çocuk ölümleri diyeceğiz işimize gelmeyene savaş olur böyle şeyler diyerek geçiştireceğiz, ondan sonra biri Müslüman mısın diye sorduğunda göğsümüzü gererek Elhamdülillah diyeceğiz. Allah bilir Allah sonumuzu hayr eylesin Akıbetimizden ve korkularımızdan emin eylesin.
2013-2014-2015-2016 yılları arasında Suriye ve Irak ta yaşayan ezidi diye bilinen bir halk var. İnançları farklı olabilir ama onlarda bizim gibi bir İnsan değil mi? Ama ne oldu Bir zamanların daha birkaç yıl önce sözde mücahit İslamcılar IŞID tarafından kadınları ve kızları kaçırılarak köle pazarlarında satıldı bir kısım Müslümanlar demiyorum İslamcılar tarafından yapılan muameleler alkış tutularak desteklendi yazıklar olsun sizin Müslümanlığınıza. Bir kadın köle pazarında satılacak buna da rıza göstereceksiniz. Hangi medyada yer aldı bu İnsanlık dışı muamele. Akıbet diyoruz ya işte bundan emin değiliz. O bir mal gibi satılan kadınlar ve kızlar bizden şikayetçi olmayacak mı!
Bu güne kadar bu ülkede olmayan bir şey türedi Bir suç istinadında bulunulanın evini basarak karısı veya kızı bize helaldir diyen bu ülkede İslamcılar türedi ne yazık ki. Dinin elbette bir suçu yok. Suçlu kim dini kendi menfaatine göre yorumlayanlar bu her çağda olmuş şeyler bu bir fitne uzak durmak lazım.
Sosyal medyada İslam dinine hiçbir dönemde yapılmayan yada cesaret edilip yapılamayan saldırılar başladı. Hakaret küfür gidiyor. Herkes alim olmuş ayetleri yorumluyor, tefsir ediyor. Ayetin ne iniş sebebine bakıyor nede gelecekteki durumuna. Aynı merkezden tertip edilen yalan yanlış bilgi bombardımanı. Hiçbir din alimi çıkıp da bunlara cevap vermiyor. Ne kadar sahihtir. Ama Peygamberimiz diyor ya İslam garip doğdu garip son bulacak. Şu anda İslam garip.
Bu saldırılar olurken her İslam ümmetine düşen görev yok mu İslam sadece namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek yada Kelime-i Şahadet getirmekten mi ibaret. Bunları yaptın mı cennet garanti olarak mı görülüyor. Cihat sadece elde kılıç kalkan cephede savaşmamıdır. Ayet- kerimede diyor ya “ Siz önceki toplumların çektiğini çekmedikçe cennete gireceğinizi mi sanıyorsunuz” ne çekiyoruz ki etimiz taraklarda mı taranıyor, kollarımız bacaklarımız mı kesiliyor, işkence mi görüyoruz, İslam’a saldıranlarla mı mücadele ediyoruz! Bir elimiz yağda bir elimiz balda rahat döşeklerimizde cenneti hayal ediyoruz.
Din bize göre bir ticaret. Ver sadakayı al cenneti. Esnafız ya Allah ile pazarlık yapar hale geldik. Öyle yaşa ki gaye Allah rızası olsun O neylerse güzel eyler.
Doğru nedir bilimsel verilerle ispatlanmış ,kanıtlanmış şeydir herhalde. Benim doğrularım herkese göre de doğrumudur acaba. Ama hep öyle görüyoruz yada öyle olmasını istiyoruz. Her şeyi ben bilirim herkes de onu kabul etsin. En güzel bencillik yöntemi bu olsa gerek.
Allah diyor ya hardal tohumu tanesi kadar da olsa kimseye haksızlık edilmeyecek ne yaptıysan karşılığını göreceksin. O zaman ihtimal ya benim doğrum ya yanlışsa. Bu benden sorulacak. Sadece ben kendi doğru bildiğim yanlışlardan dolayı değil birde bana uyanların hesabını vereceğim.
Allah diyor ya ben cehennemi insanlarla ve cinler ile dolduracağım. Bunları şunun için söylüyorum konuşurken, bir şey yaparken dikkat etmek gerek. Bir eylemde bulunmadığım şeyler hakkımda hesaba çekilmek! Allah’ın adaleti sadece mevcut hareketlere bakmıyor. İleride olabilecek ve tehlikeleri ve olayları önceden engellemeye çalışıyor. Fitne çıkarıp topluma zarar verirsen cezalandırırım, İnsanı ve zatımı yüceltirsen mükafatlandırırım. Gerçek adalet bu olsa gerek.
Hep Eski yunan felsefesinden, adaletinden, demokrasisinden bahsedilir bizim aydın kesimde o medeniyetin ne kadar ileri olduğunu, şimdiki batının o medeniyet ile ilimde ve fende çok ileri gittiğine dem vururlar. O medeniyetten gelen Hümanist hareketlerin de bizim toplumumuza uygulanması gerektiğini söylerler. Şahsın biri şöyle bir iddiada bulunuyor biz toplum olarak ileri seviyeye geçebilmemiz için Arapça ve Farsçanın okutulmaması gerektiğini; daha ileri olan Yunanca,İngilizce, Fransızca gibi batı dillerinin Okullarda okutulması gerektiğini söylüyor. Sanki toplum ilerlemek için bir hamle yaptı da Arapça ve Farsça engel oldu.
İslam dini insana öyle önem verir ki adaleti ön plana çıkarır. Eski Bizans kültüründe bir suç işlendiği zaman suç işleyenin konumuna bakılır; eğer yüksek bir konum da yada varlıklı biri ise suçun karşılığı olan cezanın yarısı verilir. Oysaki İslam da bunun tersidir. Toplumda ki konumuna bakılmaz suçun cezası ne ise tatbik edilir. Şimdi kölelik sistemi yok ama o dönemdeki kölelere yarı ceza uygulanırdı. Hür olmadıkları yada kendi iradeleri ile o suçu işlemeyecekleri göz önüne alınırdı. Bir taraf da örnek almak için her şeyimizi feda edebileceğimiz Bizans kültürü diğer taraf da aşağıladığımız İslam kültürü. Her zaman adaletten dem vuruyoruz ya karşılaştırma ortada gerçekler de.
21. yüzyılda ki köleler taksitle yaşayıp, borçlu ölüyoruz. 21. Yüzyılda köleliğin yasak olduğu bu dönemde adını değiştirerek kim bizi köle yaptı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder