AKILDA KALMAYANLAR

27 Aralık 2023 Çarşamba

BİZ NEREDE HATA YAPTIK

       Doğruluk olması gereken yerde elbette değil. Doğru olmak kendi mahallende bir değeri yok. Önemli olan mahallenin menfaatleri. Etrafınıza bir bakın, sağcısı, solcusu, liberali, kapitalisti, dincisi, ateisti, hepsi doğruluk, dürüstlükten yana değil. Yanlışta olsa kendi menfaatine uymayan bir olgu onlar için doğrudur. Hiç kimse kendi mahallesini kötülemez. 

       06.12.2022 de bir olay yansıdı kamuoyuna altı yaşında bir kız çocuğu bir tarikat içerisinde nikahlanarak evlendirilmiş. Ancak olay yeni değil, olay 2020 de kızın savcılığa suç duyurusunda bulunmasıyla adli bir konu haline gelmiş. Savcılık soruşturma açarak olayı aydınlatmaya çalışmış ancak, bir yolu bulunarak kapatılmış. Kız on yedi yaşında doğum yapmış, savcılık kemik yaşını tespit etmek için adli Tıp’a göndermiş ancak nasıl olduysa kızın yerine yirmi bir yaşında başka birini kemik testine sokularak sonuç alınmış, savcılıkta soruşturmaya gerek olmadığına dair karar vermiş. Aile Bakanlığı ilk günden itibaren haberdar ancak olayın üzerine gitmemiş, 2022 yılına kadar saklanmış bizzat Aile Bakanlığı tarafından. 2022 yılında tekrar savcılığa suç duyurusunda bulunulunca olay patlak veriyor. Aile Bakanlığı o 2020 de müdahil olmuyor yalnız kamuoyunca duyulunca müdahil oluyor. 

         Özellikle tarikat çevreleri, kendilerini dini bütün olarak tanımlayan kesim bu olayı örtbas etme yarışına giriyor. Kızın ailesi medyaya çıkarılarak böyle bir olayın olduğu ancak kardeşlerinin yaşının büyük olduğunu ıspat etmeye çalışıyorlar. Bunun yanında kızın savcılıkta görüntüleri, ses kayıtları, ifadesi görmezden geliniyor. Aile anlamak bir nebze mümkün ancak kendilerini din alimi, bilgini olarak lanse edenlerin bu olay hakkında çıkıp altı yaşında bir kızın evlendirilmesini savunmaları dehşet verici. Bu neden kaynaklanıyır işte mahalle olgusu. Kimse mahallelerine saldırılmasını istemiyor. Dini, ahlaki, insani boyutuna bakılmadan yapılıyor bunlar. İslama saldırı olarak anlatmaya çalışılıyor yada tartışmaya bütün Müslümanları katmaya çalışıyorlar. Şiddeti tabana yayarak kendi yaptıkları ahlaksızlığı ört bas etme çabası. 

         Hiç bir dinin  kabül etmesinin mümkün olmayan bir olayı, sadece mahallelerinin  zarar görmemesi için dinde, insanlıkta, vicdanda olmayan bir olguyu savunmaları kendilerini elbette dindar yapmıyor. İnsanlıktan çıkmış başka bir yaratık sınıfına sokuyor farkında değiller. Savundukları İslam değil, menfaatleri, koltukları, servetleri, gelirleri. Farkında olmadıkları bir şey daha varki “imanlarını sorgulama durumuna sokuyor farkında değiller. Dine bundan daha büyük ne gibi zarar verilir anlamak mümkün değil.  

Bu olay bir ilk değil, son da olmayacak elbette. Her dönem olan savunmalarında “İslam’a saldırı” olarak öne çıkarılan bir olgu. Hiç kimsenin İslam’a saldırdığı yok.    Ortada Dinin, vicdanın,insanlığın kabül etmediği bir olay var insanlar bir daha olmaması için uğraşıyor ancak savunan kesim savunmalarıyla devam ettirecekler imajını veriyor. 

        Bundan sonra tekrarlanırmı? Hiç kuşkusuz! Çünkü işlenen suçtan herhangi bir cezai müeyede uygulanmıyor bu insanlara! Bizzat mevcur iktidarlar tarafından korunan kişiler. Aile bakanlığı söylem ve demeçleri ile bı insanları! Cesaretlendiriyor. Aile bakanlığının haberdar olduğu 2020 de olan bir olay 2022 de ısrarlı şikayetler ile gün yüzüne çıkıyor.

          Diğer taraftan bu olaya tepki verenlerin söylemleri de tutarlı değil. Tarikatın kapatılmasıyla bu gibi işlerin çözüleceğini zannediyorlar. Sivrisinekleri öldürmekler bu işleri hastalığı yok edemezsin, bataklığı kurutmak lazım ki bir daha bu öyle vakalarla bu toplum, insanlık karşılaşmasın.

        Gerçekten bu dini yaşayan biriysen bu tür olaylardan uzak dur. Düşmanının eline silah verme. Verirsen seni vurur. Demek ki niyet İslamı temsil etme noktası değil. Menfaat noktası. Bu ikisini birbirinden ayıramıyırsa bir Müslüman, İmanını, insanlığını, vicdanını, ahlakanı sorgulaması gerekir. Var sa tabii.

          1400 yıl önce Allah peygamberi Hz Muhammed aracılığı ile dini İslam’ı  insanlığa tebliğ etti. Tebliğe muhatap olanlara da Müslüman dendi. Günümüze kadar hiç değişmeden İslam geldi ancak Müslümanlar gelemedi. Yolda bir yerde dünyalık oldular, orada kaldılar. Şimdikiler kendilerini dünyalaşmış Müslüman olarak kabül etmese de gerçekler henüz yüzleşemediler. Yüzleştikleri dönemde elbette gelecek. O an o zaman verecekleri kendilerini savunabilecekleri bir sözleri olacakmı? Şahit hakimin ta kendisi olan birine söyleyecekleri ne gibi bir sözleri olabilir. Kandırıldıkmı diyecekler, ya da sıfat olarak ta kendileri olan şeytana mı uyduk diyecekler. Şeytan herhalde Ya Rabbi der ben bunlar kadar olamam, ben seni bilirim, gücünü de bilirim, sözlerini de ama bunlar bildiklerini iddia ettikleri halde beni şahit tutuyorlar, ben bunlardan ırağım mı der acaba!

           Deli gibi sorular, düşünceler olsa da bunlar, karşılaşacağımız manzara üç aşağı, beş yukarı bundan farklı olmayacak. Kendilerini Müslüman olarak tanımlayanların geldiği hale bakın. Müslüman kimlikleri ile yaptıkları hataları İslam’a yamamaya çalışan kişlere yolaçmaktan başka bir şey yapamayan bir kitle, kitleki yığınlar haline gelmiş. Günahkar kimdir? Günahkar, ve dine en çok zarar veren Zulmeden zalimden çok, zulüm yapan kendinden olduğu için savunan sözde Müslümandır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...