AKILDA KALMAYANLAR

27 Aralık 2023 Çarşamba

YANLIŞ ANLADILAR

      Milli ve dini söylemlerin her yerde kullanılması kadar sakıncalı tarafından koltuklar ve servetlerin güvenliği dışında bir amaç için kullanıldığı daha olmamıştır. Eğer içinde sakladığın bir milli ve dini duygu varsa onu kendi çıkarın için kullanmak onun törpülenip, zarar görmesine sebep olur. Sıradanlaşır, bayağılaşır. Artık öyle bir hale gelir ki kimse tarafından dikkate alınmaz. Sebep ve sonucunu sorgulamaya başlar insanlar. Bu kendinden çok söylemlerinde kullandığın dine ve milletine, ülkene zarar verir. 

      Bunu insan ne için yapar? Çok dindarmıdır? Ya da çok milli mi? aslında ikisi de değildir. Öyle sağlam duyarlılığı olan biri mümkün olduğu kadar bir yanlış yaparım korkusuyla bu iki söylemden mümkün olduğu kadar uzak durmaya çalışır. Ne zamana kadar? Makam,mevki ve servet tehlikeye girdiğini anlayana kadar devam eder bu. Onları kaybetme korkusu insanı insanlıktan çıkarır, şeytanla işbirliği yapmaya kadar gider. Sonuçta ne olur şeytanı sevindirir, kendine bir eleman kazanma mutluluğu bahşedilir ona. Her dönem ne yazık ki böyle olmuş, İslam yerinde dururken Müslümanlar sadece bir kelimeden ibaret kalmıştır.

          Örnekler verirken, savunurken, karşılaştırıken dikkat etmek lazım. Söz konusu olan bir inanç dindir. Biri çıkıyor, kendi taraftarını savunmak isterken başka bir ile kıyaslama yapıyor. “Buna karşıyız sizde şuna karşı olun” diyerek aslında yanlışın en büyüğünü yapıyor farkında değil. He rinsan elbette farkına varmaz. Söyleyende bunu bilerek yanpıyor. O  “şu” dedği ile kendi savunduğu kesimi aynı kefeye koyarak eşitliyor. Diğeride çıksa dese ki “haklısın ben onu ve grubunu terörist olarak görüyorum, senin kini de aynı şekilde görmemi istermisin” dese verecek bir cevabı yok. Karşılaştırma eşit olur, karşı tarafın ne olduğunu bilmeden karşılaştırma yapamazsın. Hele birde bir yeri temsil ediyorsan ya da belli bir makam sahibiysen kelimelerin nereye varacağını kestirmek zorundasın. Karşında ki insan seni tam olarak tanıyan insansan seni her şekle sokar. O şekilden çıkamzsın.

         Modern ve gelişmiş toplumlar bu konuları yüzyıllar önce aştı. Ama gelişmekte olan özellikle geri kalmış toplumlar zaman makinası misali, zamanda ilerlerken ne olduysa zamanın bir yerinde unutuldumu? Yoksa atıldı mı? bilinmez ama halen o zamanı yaşıyor sanki. Bunun acısını temsil ettiğini sandığın dinine, inacına çektirmeye hakkın olmaması gerek.  Sen o yetkiyi kimden alıyorsun. 

         Bunları elbette bir sebebi var. Her iktidar kendini iktidara taşıyacak yanında saikler getirir. Bunlara imtiyazlar vererek iktidarlarını korumaya çalışırlar. Türkiye de de sağ iktidarlar mutlaka bir tarikata, cemaate yol vermek zorundadır. Yol verirken ileri gitmemesi gerekirken iktidarlar ipi o kadar uzun tutuyor ki bir zaman geliyor, ipi karşı tarafın eline vermiş. 

         Birlikte hareket etmekten kaçınması gerekirken, ileri gidebiliyor, birisi bataklıkta battığı zaman diğerinide peşinde sürüklüyor. Sonuç zarar gören şahıslar değil, din oluyor. 

         Geçmişte Tarikatların bir kuruluş amacı vardı. Dini lider etrafına topladığı kişiler İslam-ı temsil etme noktasında iyi ve temiz bir görüntü verirken zamanla kuruluş amacından saptı ya da birileri saptırdı. Öyle hale geldi ki amaç dini temsilden çok servet edinme oldu. Babadan oğula, damada geçen bir kurum haline geldi. Bu durum temsili zorlaştırdığı gibi, temsil amacından fersah fersah uzaklara itti. Bunun sorumlusu her zaman ve dönem için o gün gücü elinde bulunduran erklerden başkası değildi. Halkı bu şekilde ayakta ve birlik halinde tutacağını sandılar. Geriye   gitmediler, başka topluların birlik olma tekniklerine bakmadan en kısa yoldan ulaşmaya çalıştılar. Binlerce kişiyi kontrol etmek yerine yatırımlarını bir kişiye yatırma yoluna gittiler ki en kolay yolda buydu. Şunu anayamadılar, o bir kişinin her yaptığı hatanın bedelini bezen  binlerce, milyonlarca kişi ödedi. Ödeten kimdi yine gücü elinde bulunduran otorite. Sonuçta zarar gören her zaman din oldu. Anlık, günlük yaşayan insanların bunu düşünme gibi hiç bir zaman dertleri olmadı. Allah’ anladılar ama “YANLIŞ ANLADILAR”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...