Fatimiler elinde bulunan Kudusü 1099 yılında ele geçiren İsa’nın takipçileri Hıristiyanlar orada bulunan Yahudi ve Müslümanları katl ederler ve bir kral seçerler. Kudus Hıristiyan Avrupaya coğrafi olarak uzak olmasından dolayı kendin güvenliğini sağlamakta zorluk çekerler. Hac için gelenlerin yol güvenliklerini sağlamak için yeteri kadar askeri güce sahip değildir. 1115 yılında 9 kişi hacıların yol güvenliklerini ve kentin güvenliğini sağlamak için Tapınak Şovelyeleri adını koydukları bir yapılanmaya giderler. Bunu o günün kralına söylerler bu fikre olumlu karşılık verir desdekler. Zaman geçtikçe bu yapılanmanın faydasını görürler. kral bu yapılanmanın resmiyet kazanması için vatikana bu yapılanmadan bahseder. O günün şartlarında vatikan halkın ve Hıristiyan devletlerinin üzerinde büyük bir güçtür. Bu byapılanmayı vatikan desteklemenin yanında kurallar koyar. İmtiyazlar sağlar. Bunuda bir ferman ile duyurur. Resmiyet kazanan Tapınakçılar sayı olarak büyümeye aynı zamanda mali yönden güçlenmeye başlar. Bir çık Avrupa soylu ailesi bu yapılanmaya katılır ya da mali destek verir. Çok iyi organize olan tapınakçılar, tapınak evi adı altında Hıristiuyanların bulunduğu diğer ülkelerde evler açmaya, şatolar, kaleler kurmaya başlarlar. Kudüsün hem güvenliğini sağlarlar hem de Hacı kafilelerine eşlik edip güvenlik sağlarlar. Bu yapılanlar devletler ve halk nezdinde sepmati uyandırır. Halk bazen olur ki elinde ne varsa bu yapıya bağışta bulunarak bğüyümelerini sağlar.
Tapınakçıların katı yönetim hiyarirşisi sayesinde gücüne güç katmasıyla bir çok devlete savaşlar sırasında mali yardım yaparak borçlandırırlar. Borcunu ödeyemeyen devletlerin yönetiminde söz sahibi olmaya başlarlar.
Hıristiyan dünyasının her yerinde tapınak evlerinin olması büyük avantajlar yaratınca. Bu avantajları kullanmak için bugünün banka sistemine abenzer yapılar oluştururlar. Avrupadan çıkan bir hacı Kudüs yolunun güvenliğinden dolayı soyulma riski yüksektir. Önce bulunduğu yerin tapınak evine gider elinde bulunan altın ve parayı buraya teslim eder. Burada şifreli bir mektup alır yola bununla çıkar. Kuduse geldiği zaman yıne tapınakçılara bu elinde ki mektubu gösterir, teslim etmiş olduğu değerin bir kısmını bırakarak kalan kısmı teslim alır. Bu sistem ile tapınakçılar büyük gelir elde ederler.
Yapılanmaları çok katı kurallara dayandığı için sistemi çok iyi işletirler. Çoğu zaman devletler bunlardan borç alır ya da hazinelerini yönetmek için bunlara bırakırlar. Vatikanın büyük desteğine sahip olan tapınakçılar bir çok vergiden muaftır.
1300 yıllara gelindiğinde Fransa ile İngiltere arasında savaş patlak verir. Fransa tapınakçılardan savaşı finanse etmek için büyük paralar alır. Savaş sonunda bunu ödeyemez. Dönemin Fransa kralı. Politik savaşları çok iyi yönlendiren biridir. Tapınakçıların sapkın ritiülleri olduğunu, Hristiyan inancına göre hareket etmediklerini, Meryem anaya tapınak Şovelyelerine kabül törenlerinde hakaret edildiğini üne sürerek vatikana şikayette bulunur. Ancak vatikan Fransa kralının bu iddialarına pek önem vermez. Fransa kralı gücünğü kullanarak Vatikan seçimlerinde zayıf karakterli bir piskoposu Papa seçilme vaadiyle anlaşma yapar. Seçildiği taktirde Tapınak Şovelyelerinin fesh edilmesini ister. Piskopos bunu kabül eder. Ve seçilir. Fransa kralı O günkü Paris Üneversitesi teologları ileişbirliği yaparak tapınakçıların içine ajanlarını sokar. Oradan aldığı bilgileri kendine göre yorumlayarak tapınakçılar aleyhine halk nezdinde propaganda yapmaya başlar. Bunda da başarılı olur. Tapınakçıları Fransada tutuklamaya başlar, diğer ülkelere de elçiler göndererek tapınakçılar hakkında elde ettiği bilgileri verir ve tutuklanmalarını ister. Bir çok ülke özellikle İngiltere buna pek yanaşmaz. Papaya tekrar devreye sokar. Papa bu yapılanların yanlış olduğunu söylesede işkence altında alınan ifadeler sayesinde papayıda ikna eder. Ve Tapınak Şövelyeleri fesh edilir.
Tapınak Şovelyeleri büyük biraderi Üstadı Ölüm ile cezalandırılır. Ancak işkence altında alınan ifadelerin gerçek olmadığını ifade etsede ölüm cezasından kurtulamaz ve idam edilir. Tapınakçıların bütün mallarına el konur. Fransa topraklarında az değildir bu mallar. Ayrıca tapınakçılara olan borcunu da ödemez. Fransa kralının kurduğu plan çok iyi işlemiştir. Ancak birbçok ülke bu karara katılmaz. Feshi tanımaz.
Tutuklamalardan kaçan bir çok tapınakçı masonik yapılanmaya gider ya da başka grupların içinde kendini gizler.
Hıristiyanlığa, özellikle Kudus’e büyük hizmetler etmiş bir teşkilat bir anda bir kişinin çıkarları ve hırsları yüzünden yok edilir. Günümüze baktığımız zaman tapınakçılar gerçekten yok edilmişmidir. Yoksa olağanüstü güçlenerek başka ad altında ya da başka gruplar içerisinde faaliyet göstermektemidir. Özellikle Fransa üzerinde ki bu grupların etkisi ne kadardır?
Tapınak şovelyeleri diaspara kurmasa da yok edilememiştir. Çok iyi organize olan bir yapıyı yok etmek bir anda mümkün olmayacağını bir çok örnekte görebiliriz. Bugün Birinci dünya savaşında Osmanlı topraklarında yaşayan büyük bir halk kitlesi olan Ermeniler sürgüne tabi tutulmuş, yolda çoğu hayatını kaybetmi ama kalanlar değişik ülkelere göç ettikten sonra çok iyi bir örgütlenme ile diasparalarını kurmuşlar bugün uzun yıllar geçmesine rağmen Osmanlının devamını iddia eden Türkiye ye uluslararası kamuoyunda sıkıntılar çıkarmaktadır. Bu sıkıntılar küçük ölçeklide değildir. Diğer yandan Yahudiler Almanya Hitlerinde soykırıma uğramışlar, kurtulanlar ABD de diaspara kurarak İsrail devletini kurmuşlar güvenliğini de ABD sağlamaktadır. Ayrıca dünya ekonomisine yön veren, iş adamları bu diasparadır.
Kendinden olmayan, kendin gibi düşünmeyen kişi, grup veya yapıları üzerine gidip. Yaralı olarak yer altına itme. Öldür göm. Yer altına gömülen ölüler çıkamaz. Yaralı bıraktıklarını gömersen Onlar tohum gibidir. Bir tane ekersin bin tane olurlar. Kontrol et, yalnız onlara sürekli bakma. Onlar bir çiçek gibidir. Bir çiçeğe sürekli bakarsan açtığını göremezsin onlarda bunun gibidir büyüdüklerini göremezsin.
Eğer ekonomik olarak güçlü değilsen, seni kullanmak isteyen güçlü devletleri diaparalar çok iyi kullanır. Zayıf noktan neresi ise oraya vururlar. Onlar seni senden daha iyi tanır. Çünkü içinden biridir onlar. İnsana yabancı bir zarar vermez. İnsanın en zayıf noktasını en yakın bildikleri bilir. Korkma seni öldürmezler, yumuşak karnına vururlar, acı çekmeni beklerler, acı geçince tekrar vururlar, sen pes edene kadar devam eder. Onlar görünmezdir. Görünmeyen bir düşmanla savaşamazsın.
İki düşman edinme. Gücün bölünür. Sarı öküz hikayesi vardır. “ Bir çayırda kara, la, ve sarı öküz otlamaktadır. Bir kurt gelir kendi kendine bunları nasıl yerim düşünür. Ve karar verir önce ala ve kara öküzlerin yanına gider. Der ki şu sarı öküz varya der, sürekli sizin hakkınızda kötü şeyler söylüyor diyerek onları kandırır ve sarı öküzü yer, zaman geçer bu sefer kara öküzün yanına gider, şu ala öküz varya sürakli senin layhinde işler yapıyır diyerek onu da kandırır ala öküzü de yer. Kara öküz yanlız kalmıştır. Anlar ki keşke sarı öküzü vermeseydik der” bu hikayeyi sen biliyorsunda ya onlarda biliyorsa. Onun yanına başka öküzlerde koyarlar. Baş edemezsin yenilirsin. Bu yenilgi sana ve halkına yanlızlık, açlık ve sefalet getirir.
İnsan parası kadar konuşurmuş ya sen de gücün kadar konuşursun. Konuşturmazlar, dilini keserler, her hareketinde bir organınından olursun. Yetinmezler başını keserler. Ondan sonra da duymazsın, görmezsin, işitmezsin.
Günlük planlarla devlete şekil verilmez. Yıllık, onyıllık, yüzyıllık planlara sahip olman gerekir. Hedeflerinden sapar ya da yolda iken hedef değiştirmeye kalkarsan, sen hedef olursun. O hedefi tam isabet vurmaktan kaçınmazlar. Senin olduğu kadar karşınında senin üzerinde elbette bir hedefi vardır.
Her millet kendi başarılarını olağanüstü gösterir. Bunun tarihte bir çok örneği vardır. “çağlar” kavramı vardır. Eski çağ, orta çağ, yeni çağ, uzay çağı gibi. Çağlar nasıl açılır, nasıl kapanır kim belirler bunu, bunun dünyada bir ölçüsü yok. Her millet kendine göre başarıları ile çağ açıp çağ kapatıyorlar. Bunun ölçüsü nedir. Sorsan net bir cevap alamazsın. Örneğin Fatih Sultan Mehmed’in 1453 yılında İstanbul’u feth etmesi Türk milleti açısından Ortaçağın kapanıp, yeni çağın açılması olarak kabül ediyor. Buna kim karar verdi. Ölçü ne idi? Savaşmı! İki taraftan binlerce insanın ölmesimi! Bin yıllık bir Bizans-Roma medeniyetinini temsil eden bir devletin tarih sahnesinden silinmesi mi! Ne idi! Savaş mı! Bundan büyük savaşlar oldu. İskender Kadim bir kültüre sahip olan İran Sasani devletini tarih sahnesinden sildi. Çağ kapanıp açılmadı. Savaştaki insan ölüm sayısı mı! Birinci ve ikinci dünya savaşında çok daha fazla insan öldü. Orada da çağ kapanıp açılmadı. Bu fetih ile ortaçağı kapatıp, yeni çağ açmamızdan Avrupanın, Çin’in,mayaların, azteklerin haberi varmıydı? Yoksa biz kendi kafamızdan mı kapatıp, açma işi yaptık. Yoksa fethi olağanüstü değerleştirme çabamızmıydı. Biz fetih ile yeni çağa geçerken, Yenilen Bizans ve destekçileri orada mı kaldı?
Fatih Sultan Mehmet ben bir çağ kapattım bir çağ attık dedimi. Yoksa bu işgüzarların işimi? Bir çok batılı yazarın kabül ettiği bir görüş vardır. İslam’ın 2 ile 10 yüzyıllarını baz alarak İslam bu dönemlerde Ortaçağ yaşamamış görüşündedirler. Ne kadar eleştirsekte dönemin Emevileri ve Abbasiler döneminde fikir, düşünce özgürlüğü vardı. Değişik akımlar vardı. Halife bunları çağırır kendi alimleri ile tartıştırır doğruyu bulmaya çalışırdı. Bir suç işlemedikleri sürece bunlara dokunmazdı. Bazılarını teşvik bile ederdi. Edebiyat ve şiir alanında çok ileri idi. Halife bir yeri işgal ettiğinde oranın Yahudi ve Hıriatiyanlarına dokunmaz. Mabedlerini yıkmaz bilakiz yapmaları için yardım eder teşvik ederdi. Bunun yanında Avrupada bunların hiç bir yaşanmadı. Avrupalı devletler işgal edilen yerlerde ki halkı katl eder, mabedlerini yıkarlardı. Bunu Kudüste görmek mümkündür.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder