AKILDA KALMAYANLAR

25 Aralık 2023 Pazartesi

RÜYA

        İnsan öyle bir yarış halinde ki ne yaptığını bazen kendisi de bilmiyor. Kendi yararına ya da menfaatine uyan her şeyi doğrumu? Yanlı mı? Demeden peşine takılıp gidiyor.  Herkes kendinde olan bir şeyi yüceltme peşinde  kimi bağlı bulunduğu tarikatını, cemaatini yüceltiyor, kimi partisini, kimi ırkını kimi de atasını. Halbuki Allah    “ sadece Rabbini yücelt.” Diyor. İnsanın sınırı yok. Hayalleri kendi kapatesinden önde gidiyor. Sonu elbette hayal kırıklığı. Her insan kendini tanır. Neler yapacacağını neleri yapamayacağını az çok tahmin eder. Ama hayeller, istekler insanı zorluyor. Her hayal kırıklığı insanı ölüme bir adım daha yaklaştırıyor. İntiharlara bir bakın hepsinin sebebi hayal kırıklıkları. İnsan hayal kurarken sonucunu da tahmin edebilmeli. 

         1120 yılında kurulduğu tahmin edilen Tapınak Şovelyeleri vardı. O zamanlar bunlara Hz İsa’nın  Yoksul askerleri derlerdi. Zamanla bunlar Roma katolik kilisesinin desteğini alarak öyle zenginleştiler ki zamanın bir çok devletine borç vermeye kadar gittiler. Kendilerine şatolar, kalaler inşaa ettiler. Kuruluş amacı Kuduse gelen hacıların yol güvenlğini sağlamaktı, sağlamadılar. Nefislerine yenik düştüler. Din içini İsa için. Allah için  savaşa çıkanlar, dünyalık oldular. 

           Müslümanlar ne ile yola çıkıyor, tek hurmayla beslenen peygamber ve yamalı cübbe giyen ömer hikayeleriyle. Zamanla öyle hale geliyorlar ki Allah’ı Peygamber’i, Hz Ömer’ i unutuyorlar. Sıkıca bağlı oldukları dini öyle kullanıyorlar ki Müslüman halk fakirlik içinde kıvranırken kendileri şatafat içinde yaşıyor. Dertleri ahiret iken ne zaman dünyalık oldular kendileride farkında değil. Peygamberimize atf edilen bir hadis var. “Kul 40 yaşına ulaşırda Hayr şerrine galip gelmezse, Şeytan onun alnından öper ve ebediyen iflah olmayacak bu yüze kurban olayım der” Kimin ne zaman öleceği belli omayan bu hayatta her  Müslüman kendine şunu sormalı “Şeytan alnımızadan öptümü acaba!” Etrafınıza bir bakın yaptıklarını muhasebe edin bazılarını erken öpmüş galiba. 

          Yaşlı biri vefat edince insanlar özellike de yakınları “dünyayı yeterince gördü” derler. Dünyayı yaşadığı küçük bir köy mü zannediyorlar. Adama ömründe dünyanın büyük bir çoğunluğuna sahip sularla kaplı bir denizi bile görmemişken dünyayı gördüğünden bahsediyorlar. Öyle kişiler vardır ki İstanbulda bir ömür sürmüştür ama denizi görmemiştir. İnsan beyni tuhaflıklarla dolu. Kapasite bazen öyle geniş oluyor ki bir evren ona dar geliyor ama öyle bir zamanda oluyor ki en küçük bir şeyi algılamadan uzak.

            Akıl baliğ olmamış bir çocuğu bir hapishaneye atın dışarıyı hiç göstermeyin. O çocuk dünyanın sadece orası olduğunu zannedecektir. Çünkü göz sadece orayı görüyor. Dışarının nasıl bir şey olduğunu tasavvur etmesi ne kadar mümkün. Dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan bir insanında bundan pek farkı yok. Sadece dünyayı görüyoruz dünya sadece bize göre burası. dünya ya gözlerimizin gördüğünden daha farklı bir yerse. İnsan gözlemcidir. Seni zihnin yönettiğinden, dünyayı aslında olduğu gibi göremezsin, bakış açısı ile görürsün. Görmüyoruz ve algılamadığımız daha başka şeyler varsa etrafımızda. Biz onlarla aynı hayatı yaşıyorsak! Aynı mekanı paylaşıyorsak! onlar bizi görmüyor biz onları görmüyoruz. Alem içinde alem, ama hiç kimsenin birbirinden haberi yok. 

Görmeyen birine dünyayı tarif ettirebilirmisiniz, yada duymayan birine sesleri. Biz sadece dünyada ve yaşadığımız mekanı tarif edebiliriz. Ya biz de görmüyorsak! Gördüklerimiz bir hayal ya da rüyaysa! Rüya gördüğümüz zaman bu bir rüya boş ver diyebiliyormuyuz! Gerçek gibi yaşamıyormuyuz! Biz bir rüyadaysak, nerede uyuduk,  ne zaman uyanacağız.

             Kötü rüya gören insan uyandığında “Oh be rüyaymış!” der. güzel rüya gören insan uyandığında ise “tüh be rüyaymış!” der. işte dünya da rüya gibi ahirete gittiğimizde “oh be dünya bir rüyaymış” diyecek. Kimileride “tüh be dünya bir rüyaymış” diyecek. Rüyaya kanmayın.

Hepimiz bir sahnedeyiz. Bir gün geliyor o sahneden fakirde iniyor, zenginde, ustada iniyor, çırakda, müdürde iniyor, memurda. Yani o sahnede kalan yok. O zaman Ey insan oğlu neyine güveniyorsun zenginliğinemi, müdürlüğüne mi, ustalığına mı! Aynı kaderi paylaşıyorsak senin işgal ettiğin makamların bir önemi yok.

         Ah insanoğlu fakire sadaka verirken cebinde ki en bozuk parayı arıyırsun, ama ellerini göğe açtığında cennetten bir köşk istiyorsun. Bin liralık bir evi bir liraya alabiliyormusun ki Allahdan bir liraya bir köşk istiyorsun. Bu dünyada alışık olduğun şey ama Allah’ımı kandıracaksın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...