AKILDA KALMAYANLAR

10 Aralık 2023 Pazar

DİN

  Zaman geçtikçe din devletlerin ideolojisi haline gelmiş. Gelen bu ideoloji bezen değiştirilen kitap ile bezen ana kaynağın referans alınmayarak yapılmıştır. Devlet yönetenler kendini güvenliklerini sağlamak için ideoloji oluşturmuşlar, dini de buna aracı yapmışlardır. Tahakküm etmesi gereken din olması gerekirken, kendi oluşturdukları ideoloji dine tahakküm ettirilmiştir. 

           Bunun farkına varan devletler, düşmanlarını alt etmek için sadece silah ve insan gücüne başvurmamışlar. Hedef olan ülkenin toplum yapısını tahlil ederek zayıf noktalarını tespit etmişler. Dini inancı yüksek olan toplumun ya dini ritüellerini elinden almışlar ya da erdem,haya,edep’ini elinden almışlar. Biri olmadan diğerinin toplumu ayakta tutmasının uzun sürmeyeceğini bilmişlerdir. Bu her zaman her toplum ve ülkede uygulanabilir bir yöntemdir. Bazen olur ki bir tek mermi atmadan savaşları kolayca kazınırsınız. Toplumun değer yargılarını alırsan geriye fazla bir şey kalmaz. İçi boşalmış saman yığını insanlar. (saman hafif dir en ufak bir rüzgarda uçar gider.)

         Eğer kendiniz çocuğunuza dini öğretemiyor ya da zaman bulamıyorum diyorsanız, devletin öğrettiği dinden uzak durun. Dini kendi çıkarlara doğrultusunda yorumlayarak öğretmeye çalışırlar, kısacası kendilerine benzetirler. Çocuğunuzun İktidarda kim varsa onun gibi bir dine ya da anlayışına sahip olmasını istermisiniz. Müslüman ülkelere bakın hepsinin din öğretisi ile iktidarlarının din anlayışı arasında parelellik gösterir.   Gerçekleri her zaman çocuklarınızdan saklayacaklardır. Çocuğunuza sizin istemiş olduğu dini değil, kendi dinlerini öğreteceklerdir.  Siz onlar ile aynı dine mensup olduğunuza inanıyorsunuz ama Sizin inanmış olduğunuz din ile onların inanmış olduğu dinin aynı olmadığını göreceksiniz. 

           Bir dinin en büyük düşmanı takipçileridir. Dine de en büyük zararı bunlar verir. Müslümanlar, Hıristiyanlar,Yahudiler düşmanı başka yerde arayarak sadece zaman kaybediyorlar. Aslında onlarda biliyor düşmanı, itiraf edemiyorlar. İnsan hiç bir olayda “bunun sorumlusu, suçlusu” benim diyebilirmi! Bunu ancak erdemli, hayalı kişiler yapar.  Bu takipçilerde de bundan çok az. Dil ile söylenen boğazdan aşağıya geçmiyor. Dilde var, yaşamada yok. Bir insanı bağlı bulunduğu dinin alimi biliyorsun, gün geliyor o dini yaşamadığını görüyorsun. En büyük darbeyi oradan yediğin zaman o dini düşman sen oluyorsun. O şahıs seni düşman haline getiriyor. Sorarsan bunun sorumlusu da kendi değildir. 

          Benden biri, adaletsiz, hukuksuz davranıyor. Hırsızlık, zulüm yapıyor, halkın vergilerini kendi zimmetine ya da kendi atrafının zimmetine geçiriyor bende ona ses çıkarmıyorsam bilin ki ortağım. Bu erdemsizliktir. Ahlaksızlıktır. Toplumu yozlaştıran yok oluşa götüren şey işte budur. Yok olmuş toplumlara bir bakın bin yıl Hüküm süren Romaya, altıyüz hüküm süren Osmanlıya neden yok olup gitti.  Benden olan ne yaparsa yapsın doğru yapmış diyen toplumlar sebep oldu buna. Sen görmüyorsun bunu ama düşmanın görüyor. İnsan kendine “ben kötüyüm” dermi? İnsanı kendini bilemez. İnsanı ancak karşısında ki, başkası çok iyi bilir. Bazen insan kendine yanlışlarını söyleyebilecek bir dost edinmesi gerekir. Dost söyleyebilecek, karşısındaki de bunu kabül edebilecek.

         Ne inançda olursa olsun, inanç’a ait temel konuları arka plana itip bir imgeyi ön plana çıkararak toplumu şekillendiremezsin. Kısa zamanda işe yarayabilir ancak uzun vadede seni vurur. Türkiye de kuruluş yıllarında bir proplem ya da toplum hassasiyeti değilken birileri tarafından bir anda hassasiyet kunumuna getirilmiş ve kullanılmaya başlanmıştır. Dinin temel konusu gibi topluma lanse ettirilmiş ve toplum tarafından her zeminde savunulur hale gelmiştir.  Dinin temel bir konusu değildir. Kullanılması, özellikle dine karşı olanların pusuda beklediği bir imgedir. Onu bir kişiye giydirerek, dinin kabül etmediği zülmü ve adaletsizliği yaptırabilirsiniz. O kişi tarafından bireysel olan bu hareketler kişisel gibi gözükse de  bunu kullanarak dine bağlarlar. Zarar gören kişi değil din olur. Küçük bir konu gibi gözükebilir, ama kullananlar bunu öyle hale gerirler ki dinin sadece başı örten bir bez parçası gibi algılatabilirler. Bundan nasıl kurtulabilirsin, her söyleminde sembol olmaktan çıkar bunu. Sadece senin derdin olmasın, inanan herkesin derdi olsun.

          Bir din tercihinde bulunan her kim olursa olsun, bir kişiye, şeyh’e Hoca’ya bakarak tercihde bulunmasın. Kaynağından bak, çarp böl, ama çarpman gereken yerde bölme,bölme yapacağın yerde çarpma yapma. Tercihinde yanılırsın. Kişilerden öğrenmeye kalkarsan sadece dini değil, onun dine katmış olduğu yorumları ve fikirleri de din olarak alırsın. Bugün İslam’ın,    Yahudiliğin ve Hıristiyanlığın geldiği noktaya bakarsan bunu açık olarak görebilirsin. Hangi dinde olduğu önemli değil Batıl bir takım uygulamaları dinin açine koyarak topluma kabül ettirmeye çalışılmış bir çok uygulamanın olduğu bir gerçektir. Hıristiyanlar Avrupadan Kudüs’e Haçlı seferlerine çıkarken din, , hedefleri Kudüs’ü kendi tabirleriyle kafirlerden almak ancak bu yolda haksız cana kıymamak, zulm etmemek,yol kesmemek, haydutluk yapmamak, tecavüzlerden kaçınmak düsturlarıyla yola çıkmışlar ancak, yapmaması gereken bunları yapmışlardır. Sefer dönüşlerinde Hıristiyanlığın temel öğretilerinden hiç bir şey kalmamıştır. Bu öğretileri dinin kaynağından değil, kendilerini bu yola teşvik eden rahip, papazlar dan aldıkları için bu hale gelmişlerdir. Müslümanlar farksız mı, İslam haksız yere can almamayı, savaşta kadına, ve çocuklara dokunmamayı kesin bir dille yasaklarken, savaşda zapt ettikleri kale ve şehirlerde taş üztünde taş baş üztünde baş koymamışlardır. Bunlarda kitaptan değil, beşerden öğrenmiştir dini. Beşerin verdiği sadece kitapta yazılı olan değildir. Beşerin menfaatleri de vardır. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...