Mahkeme-i Kübra da yargılanacağız. Öyle bir mahkeme ki şahit hakimin ta kendisi.
Her insanın bir düşüncesi ve bu düşünce ile hareket etmesi gereken tavır ve davranışları vardır. Bu düşünceler kendi sığ düşünce içerisinde kaldığı taktirde bir problem yoktur. Yalnız bu düşünceler dışarıya taşıp geniş halk kitlelerini bu düşünce uğruna arkasından sürükleyim getiriyorsa problem işte burda başlar.
Tarihte bunun örneği çoktur. Hz İsa peygamber olmasına rağmen Allah’dan gelen tebliği uygulamaya başlayınca peygamber olmasına rağmen Yahudi din adamlarının mevki ve makamlarını sarsmasından dolayı çarmıha gerilerek öldürülmüştür. (Kur’an ifadesi farklıdır)
Müslümanan olan Hallac-ı Mansur aynı gerekçeler ile yine Müslüman din adamları tarafından derisi yüzülerek öldürüldü.
Ortaçağ Avrupasında Hıristiyan din adamları makam ve mevkileri gidecek korkusuyla milyonlarca insanı “cadı” yaftası yapıştırarak yakılarak öldürüldü.
Bunların hepsini yapan yine aynı dine mensup insanlardı. Tek farkları kendilerini mensubu olduğu dinin Allah tarafından gönderildiğini iddia ettikleri peygamberlerin vekili olduklarına inandırmalarıydı. Ortada aslında mensubu olduğu dini korumak yoktu. Tek korkuları makam ve mevkilerini kaybetme korkusu. Aslında dört bin yıl önce olan olaylar ile günümüzde yapılanlar arasında hiç bir fark yok. Her dönem kendilerine bir sıfat ekleyen sözde din adamları tarafından yapılan zulümler devam edip gelmekte ve böyle giderse devam adip gidecektir.
Hz Hüseyin’in başı kesilip caminin ortasına atılınca cemaat tepki göstermedi. Hüseyin haksızmıydı! Yoksa başka bir şey mi vardı?
Her insanın ayak izi farklıdır. Bazısı küçük, veya büyük, dar veya geniş. Ama ortak bir özellikleri ayak izi olması.
Sürü halinde yaşayan hayvanlar bir birlerini takip ederken ayak izlerini takip ederler. Tepe üstlerinde ya da yamaçlarda çıkış açılarını çok iyi bilirler. Önden gidene sonsuz bağlılıkları vardır. Ona güvenirler ve ayak izlerine basarak hedefe ilerlerler. İnsan da aslında böyledir. Tekip ettiği kişinin ayak izlerine basarak hedefe ulaşmaya çalışır. Bazen olur ki o ayak izi kişiyi uçurumdan aşağıya da atabilir. Ya da çıkılması zor yada imkansız bir kuyuya da itebilir. Onun için tekip ettiğin kişinin ayak izi önemli. İnsanı rezil de eder, vezirde.
İnsan kendinin değiştiğini hiç bir zaman kabül etmez. Değişmişse mutlaka karşısında ki kişi değişmiştir. Karşısında ki kişiyi öyle anlatır ki mükemmel biridir. Öyle bir an gelir ki aynı kişi hakkında ilk anlattığından farklı özelliklerini anlatmaya başlar. Burada değişen kimdir? İnsan hep karşısında ki kişinin değiştiğini söyler. İnsanın işte böyle bir özelliği var. Kendi her zeman için mükemmeldir. Ama gerçekte öyle mi acaba! Bunun sebebi benlik duygusunun, insana mahsus bir özelliğinin ön plana çıkarmasımıdır? İnsan ne yaparsa, kötülük veya iyilik kendine yapar. Yaptığı ile anılır. İnsan dönüşü olmayan bir yola çıkmıştır. Bu yolda ne ile karşılaşacağını bilmiyor. Ama biliyormuş gibi yapıyor, ve yanılıyor. İnsan bilerek yanlış yapar mı? Benlik işte yapıyor ya da yaptırıyor. Cezasını da kendisi çekiyor ve çekecek.
İnsan bu ya gerçek karekterini uzun süre açığa çıkarmadan saklı tutabiliyor. Toplumda uzun süre yaşıyor olmasına rağmen her yaptığı ile taktir toplayan insan zor bir yol ayrımına girdiği zaman gerçek karekterini ortaya çıkarıyor ki bu da toplumun sonunu getiriyor. Bunu bir kişi değil toplumda ki insanların tamamı aynı oyunu bir sahne oyuncusu gibi uzun zaman oynayabiliyor. İnsanların yaptıkları bu oyundan bir kültür oluşturulamaz. Oluşturulan yapmacık bu kültür toplumu uzun süre ayakta tutmadığından insanlar başka bir kültür içerisinde yok olup gidiyor. Geçmişini kaybetmiş bir çok millet de bunu görmek mümkün. Hayatın devamı insana bağlı. Bir yola çıkmışsan yola çıktıklarını yolda bulduklarınla değiştirmeyeceksin. Hayatına, malına, mülküne de mal olsa çizgini bozmayacaksın. Gelecek nesillere en büyük miras mal, mülk değil çizgindir. İnsan çizgisi ile anılır.
Yolda gördüğünüz bir köpeğin başını hafifçe okşayın, o onu sevgi olarak algılayacaktır. Peşinize takılıp sizinle beraber yürüyecektir. Ona bir şey vermenize gerek yok, zaten bir şeyd e beklemez o sadece sevginiz onun için yeterlidir. Ama insana bak, sevgi gösterikleriniz hep sizden bir şey bakliyor bulursunuz. Onun için sevginin önemi yoktur, dünyalık vardır. Elinizdeyse, imkanınız varsa verin ve kurtulun. İnsan her yerde aynı insndır, sadece ona mahsuz bir şey olarak görmeyin. Eğer yaratılışında asalet yoksa isterseniz dünyayı verin yine aynıdır o, çıplaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder