AKILDA KALMAYANLAR

23 Aralık 2023 Cumartesi

EVLİLİK

        Köyde 1970-1980-1990 yıllarını bilirim boşanma hiç yoktu, boşanan etrafı ve mahallesi tarafından ayıplanırdır. Ancak 2000 yıllarından sonra bir iki 2010 yılımdan sonrada çoğalmaya başladı, öyleki evlenme gibi boşanmada normalleşmeye başladı. 

Sebebi ne birincisi teknoloji, sosyal medyanı yaygınlaşması, nasıl ki gençler evleneceği kişiyi sosyal medyadan buluyorsa aynı şelilde orada kaybediyor. 

             Diğer bir sebep beklentiler sonucu hayal kırıklıkları. Tanışma döneminde her iki tarafta kendilerini öyle bir anlatıyorlar ve gösteriyorlar ki sanırsın prens ve prenses. Televizyon dizilerinde gösterilen lüks yaşantıların hayalleri ile tanışma dönemi geçiyor, bu evliliğe kadar bu şekilde devam ediyor. Evlilik gerçekleşiyor. Her iki tarafında hayal ettikleri kişilik ve sosyal yaşamın aslında sadece bir hayalden ibaret olduğu ilk altı ay içerisinde anlaşılıyor, altı ayda belki düzelir ümidi ile geçiyor. Eğer her iki tarafta mevcut durumu kabüllenme eğilimine giriyorsa evlilik devam ediyor. Mevcut durum kabül edilmiyorsa kavga ve gürültüler başlıyor. Ve sonuç boşanma. 

    2000 yılından önce niye boşanma yoktu. O zaman teknoloji yok, telefon yok, sosyal medya yok. Evlerin etrafını çevirdiğimiz tel örgülerde yok. İnsanlar daha iç içe birbirlerini çok iyi tanıyorlar. Karşıdakine hayal satamazsın, çünkü senin her şeyini biliyor. Köydeki evliliklerde taraflar genellikle aynı okul yada sınıfta okumuş kişiler. Tanıyorlarda birbirini. Şimdi ki gibi dışarda okumak yok. 

    Erkek kıza hayali vaatte bulunamaz. Kız onun olmadığının farkında. Erkeğin alindeki ile yaşam süreceğini biliyor. Kendini evliliğe ona göre hazırlıyor. Daha kötü olma olasılığı pek yok ama, iyi olma olasılığı mümkün olan bir şey.

    Eski den Çocuk varsa ortada her iki tarafta doğru veya yanlış, çocuk için kendilerini feda edebiliyor. Karşılıklı olarak fedakarlıkta bulunabiliyorlar. Ama şimdi çocuk olup olmamasının bir önemi yok. Doğrumu mu yapıyorlar, bir yönde düşündüğün zaman doğru yapıyorlar. Eğer tekrar bir araya gelme ihtimali yoksa her iki tarafında çocuk için hayatlarını zindan etmenin bir anlamı yok gibi. Çocuğa bir şey olmaz. Etkilenir mi elbette ama bu etkilenme, anne babanın hayat boyu birbirlerini tahammülsüz olarak bir arada yaşamadan daha az travma oluşturur herhalde.

      Anne ve babanın İki yabancı gibi aynı ortamda olması durumunda  büyüyen bir çocuğun aldığı aile eğitimi ne kadar sağlıklı olur. Çocuk anne ve babasından öğrendikleri ile kendi çocuklarına ne kadar sağlıklı eğitim verebilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...