Her devletin insanlarını koruyabilmek,yaşam standartlarını yüksek tutmak veya bir arada yaşayabilmelerini sağlamak için çeşitli kurallar,yasalar,veya kanunlar yürürlüğe koyar. Bunlara eşit şekilde herkes uyar. Uymadığı taktirde. Belli müeyyideleri olur ve devlet mekanizması bunları insanlar üzerinde uygular.
Ülkemiz resmi açıklamalara göre yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bir ülke. Sokaktaki vatandaşa sorsan aynı şekilde en fazla korktuğun kim desen Allah der. Ama ne yazık ki son on yılda teknolojinin gelişmesi ile birlikte ülke topraklarının yerleşim yerlerinin her metrekaresi mobeseler yada kayıtlı cihazlar ile sürekli izlenir.
Büyükşehirlerde yada trafiğin yoğun olduğu yollara bakarsak trafik ihlallerini kontrol etmek için her taraf da mobese kameraları mevcut. Mobeselerin amacı trafik ihlallerini yada kanun dışı olayları önlemek yada olduktan sonra faillerini ortaya çıkarılması için teknolojik bir sistem.
İnanç olarak Allah dan çok korkarız İslam’ın kesin emirleri arasında hırsızlık yapma, kul hakkı yeme, İnsan öldürme, başkasının namusuna göz dikme gibi kurallar kesin emirdir. Ama mobeseleri bunları önlemek yada olduktan sonra faillerini bulmak için kullanıyoruz. Bir hırsız yada bir trafik ihlali yapacak kişi önce etrafta mobese varmı yok mu diye ortamı yada yolu kontrol ediyor. Allah’ın bir ömür boyu kendisini takip etmesi melekleri aracılığı ile yaptıklarını yazması,kayıt etmesinin pek önemi yok. Mobese den korktuğu kadar Allah’dan korkmuyor. Bu inançlı Müslüman için önemli olan bu dünya Büyük hesabın pek önemi yok. Sadece laf yada ağız Müslüman’ı.
Bir yerde inanç ne kadar kuvvetli ise mobese o kadar az olması gerekirken bizde inanç yükseldikçe Mobese çoğalıyor. Allah dan korkmayan Mobeseden korkuyorsa o kişinin putu mobesedir.
Dört halifen sonra İslamiyet temel konularda değişim yaşamasa da farklı boyutlara çekilmeye çalışılmış. Bunun sebebi de Emevi devletinin uygulamaları. Halifeliği saltanat haline getirdiler, Arap olmayanlara kötü davranarak Arap ırkçılığını başlattılar.
Emevi devletinin kuruluşu 661-750 yılları arası bunun yanında mezhep imamlarının yaşadığı döneme bakıyorsun İmam Hanife 700-767, İmam Şafi 767-820, İmam Malik 711-795, Ahmet Bin Hanbel 780-855. Dört büyük Mezhep İmamı ya Emeviler döneminde yaşamış yada Emevilerden Sonra gelen ancak halen Emevi kalıntısı bulunan Abbasiler döneminde yaşamış.
Neden hep o dönem? Daha sonra İslam’ı güzel bir şekilde yaşayıp anlatan alimler gelmiş ama bunlar kadar toplumu etkileyenler olmamış. Farklı bir görüş ortaya koyamamışlar. Mezhep İmamlarından sonra gelenlerin hepsi taklitçi. Bu dört İmamın hayat hikayelerine bakıyorsun hepsi yokluk içerisinde ve bulunduğu dönemin Halifesi tarafından ya zülm edilmiş ya sürgüne gönderilmiş yada Ev hapsine alınarak fetva verilmesi yasaklanmış, kimseyle görüştürülmemiş. Diyorlar ya günümüzde yada son yıllar da niye hiç evliya çıkmıyor. Hayatlarına bakınca neden çıkmadığı çok anlaşılıyor.
Yalnız İslam a ters olmayan hikayeciliğinde başlama tarihi Emeviler zamanı. Öyle hikayeler anlatılır ki insan Allah’ın gazabına uğrayacak, Kur’an-ı Kerimde kesin deliller ile yasak olan bir fiili yıllarca işler ancak sonunda bir iyilik yapar kurtuluşa erer.
Hikaye örneklerine bir bakıyorsun hepside mutlaka kul hakkı var. Zinada, haksız yere can almada, zulümde, hırsızlıkta, gaspta, başkasının malını zorla elinden almada kısacası İslam’ın yasaklamış olduğu insanın yapmaması gereken günah olarak belirlenen her şeyde kul hakkı mevcut. Ancak yapılan hikayelere bakıyorsun İslam’ın günah olarak adlandırdığı yapılan her hareketi bir iyilik ile tolere edilerek kurtuluşa erdiriliyor. O hikayelerde kul hakkından hiç bahsedilmiyor. Mesela eşkıyalık yapan adam yüzlerce kişiyi haksız yere öldürmüş öldürülenlerin hakkına hiç değinilmiyor.
O günden başlayarak günümüze kadar gelen ancak gerçek hayatta örnekleri hiç olmayan bu hikayecilik insanları ben ne yaparsam yapayım sonunda bir iyilik ederim yada tövbe ederim kurtuluşa ererim mantığıyla yürütülüyor. Bir kötü örnek şahısa mal edilmiyor İslam’a mal ediliyor. Yapılan yanlış herkes tarafından görülüyor ama bunun karşılığında yapılan iyilik toplum tarafından pek dikkate alınmıyor. İslam düşmanları bunu çok iyi kullanabiliyor.
Ana kaynak olan Kur’an ve Hadisler bir tarafa itilip bu hikayeciliğe sarıldığı müddetçe bu problemler daha uzun yıllar sürecek gibi. Düşünmüyoruz yine de Affın sahibi o en iyisini o bilir.
Mistik hikayeler sadece Müslümaanlara özgü bir şey değil. Hırıstiyanlar da var aynı şey. Bu aslında indirilen kitabın yetersiz olduğunu dile getirmenin başka bir yöntemi. İyi niyetle başlayan bu hikayeciliğin dine verdiği zarar başka bir yerde bulamazsınız. Mistik hikayeler anlatarak indirilen Kur’an’ın yetersiz olduğunu mu ima ediyorsunuz. O hikayeleri Allah kitabında dile getirmedi de siz neden dile getiriyorsunuz.
Yahudiler Tevrat’ı yetersiz gördükleri için, tefsirler ürettiler, Hıritiyanlar Azizler üretti, Müslümanlar da Mistik hikayeler. İnandığı kitap hakkında bilgisi olmayan, yorum yapamayan, hükümleri hayatına tatbik edemeyenlerin izlediği bir yol bu. Allah yetersiz bir şey indirmez. Bunu bilemediler, anlayamadılar, düşünmediler. Kitap ikaz etmesine rağmen yaptılar bunu. akl edemediler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder