Bir zamanlar Hüseyin adlı bir arkadaş bana bir şey sormuştu. Senin tanrın iler benim tanrım bir mi diye! O zamanlar düşündüm elbette ki dedim ikimizin de tanrısı bir. O da hayır dedi aynı değil. Nedenini sordum. O zaman söylemedi ama sürekli aynı olmadığını söyledi. Yaklaşık 18 yıldır hep bunu düşündüm. Ama cevabını o kadar araştırmama ve birilerine sormama rağmen bulamadım. Br zaman ki Mısırlı din alimi Şehit Seyyit KUTUP ‘un bir yazısını okuyana kadar. Konu başlığı şu “İSLAMİ PUT” o günkü sorununun cevabı burada imiş.
Kur’an-ı Kerimde anlatılır Hz Musa’nın Tur dağına çıkmadan önce kardeşi aynı zamanda Peygamber olan kardeşi Harun’a kendi milletinden olan Yahudilere hitaben ben Tur dağına çıkıyorum gelene kadar halkıma göz kulak ol dinden sapmalarına müsaade etme diye nasihatta bulunur. Ancak 40 gün sonra geldiğinde halkını kendilerinin elleriyle yapmış olduğu bir buza ya tapınmakta olduklarını görür.
40 gün dünya zamanı açısından uzun bir zaman olmamasına rağmen başlarında bir Peygamber bulunan Hz Harun olmasına rağmen kendilerine bir put yapıp gerçek ilahlarını unuttukları görülüyor. Her zaman düşünmüşümdür 40 gün içerisinde başında bir peygamber var ve sürekli mucize gösteriyor buna rağmen gerçek ilahı bırakıyorsun. Kendi elin ile yapmış olduğun bir buza ya puta tapıyorsun. Normal bakıldığında mümkün gibi gözükmüyor. Ama gerçek bu.
Günümüze geliyorum bizlerinde bu yapılanlardan farklı bir şey yaptığımız yok. Put u sadece göreceli bir şey zannederek kendimizi kandırıyormuşuz. Putçuluk Hz Adem Peygamberden son Peygamber Hz Muhammed (SAV) olan peygamberlerin karşılaştıkları en büyük sorunlardan biri.
Putçuluk sadece kendi ellerimizle yaptığımız değişik şekiller, yada bir yıldız, güneş,ay olmadığını kitabımız aslında bir çok ayetinde şirk olarak belirtmiş. Ama biz ya göremiyoruz yada işimize gelmiyor.
Bundan şuna geleceğim Seyyit KUTUP’un İslam-i putçuluk açıklaması da şöyle Allâh’ın yolundan alıkoyan, İslam’ın emrettiği şekilde bir şahsiyet ortaya koymasına mani olan, İslamî bir davranış sergilemesine engel olan her şeyi “Put” olarak nitelemişlerdir. Bu durumda; örneğin eğer kişinin İslamî bir davranış içinde bulunmasını engelleyen şey, o kişinin sahip olduğu para ve zenginlik ise, onun putu paradır. Eğer inandığı gayr-ı İslamî itikat veya ideoloji ise, onun putu savunduğu ideolojidir. Bunun gibi, eğer hak ve hakikat dairesi içinde, adalete ve hakkaniyete uygun bir tavır ortaya koymasını, İslamî bir davranış sergilemesini engelleyen şey, devlet, bayrak, önder vb. “kutsallar” ise, onun putu o “kutsallar”dır. Eğer bir makamı elde etmek için İslami kuralları bir kenara atıp her türlü gayri işlerle o makamı elde ediyorsa onun putu makamdır. Buna benzer bir çok örnek verilebilir. İnandığı din kurallarını bir kenara atarak ulaşmak istediği her şey o kişinin putudur. Gizli veya açık bu da elbette bir şirktir.
Arkadaşın 18 yıl önce söylemiş olduğu sorunun cevabını işte bugün buldum ki ne kadar da haklıymış.
Hüseyin adlı arkadaş ile çalışırken Bursa iline tayin istediğini duydum ancak kendisine bu olayın doğru olup olmadığını sormadım. Kendisinin anlatmasını bekledim. Üç gün sonra oğleden sonra araç ile bir yere giderken.
-Sana bir şey söyleyeceğim ama utanıyorum.
-Utanılacak bir şey yok, ha keza ona ben karar vereyim.
-Sana daha önce bir şey söylemiştim.
-Nedir,
-Hani demiştim ya tayin mevzusu olunca sen bir adamım var tayınımı yapacak demiştin
-Evet
-Ben de iyi bir put edinmişsin demiştim.
-eee
-Ha işte bende bir put edindim, Bursaya tayin için birini aracı yaptım.
-Haberim vardı. Senin söylemeni bekledim. Dedim. Güldü.
-Büyük konuşmayacakmışsın.
Allah selamet versin. Gördüğüm, kendini her yönden yetiştirmiş bir arkadaştı (Hüseyin ÇAKIR aynı zamanda öz devremdir.)
Cahiliye dönemimde insanlar kendi elleri ile helvadan putlar yapar acıkınca da yermiş. Çok garip gelirdi. Günümüz insanı da kendi kafasında put yapıyor. Onun ile yaşamlarını sürdürüyorlar. Fark ne?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder