Sömürü ülkelerinin sömürdükleri ülkelere bir bakın, hiç birinde demokrasi ve özgürlüğü göremezsiniz, İngilterenin bir zamanlar sömürüsü Hindistan, Pakistan ve Afrika ülkelerindekiler, Fransanın, Afrika ülkeleri, Hollandanın Kuzey Asya ülkeleri Endenozya. Sömürünlerde demokrasi varken sömürülenlerde neden yok?
Bir insan düşünün elinde mal varlıklarını isteyerek yabancı birine verebilir mi! Sömürenlerde isteyerek almadı zorla aldılar. Ortamı oluşturduktan sonra kendi halkından birini seçerek lider yaptılar, ülkenin yönetimini o insana vererek ülkeye terk ettiler. O adam ne yapt; Önce kendini diğer insanlardan üstün bir konuma koydu, bütün ülkeyi eline alarak etrafındaki üç beş zümre icat ederek beraber yönetmeye başladılar. Halk Sömürünlerden o kadar nefret etti ki, kendilerinden olan bu tek adam kurtarıcı gibi geldi. Ama şunu anlayamadılar, kendileri nasıl ki bu adama bağlıysa, bu adam da o ülkeye bağlıydı. Baskı, zorbalık ile ülkenin bütün kurumlarını eline geçiren bu azınlık ülkeyi kendi malı,şirketi gibi yönetmeye başladı. O halka zülmederken, sömüren ülkede aslında kendine zulmediyordu. Yıllarca sürdü bu döngü. Nesiller geçti, yeni nesiller gözlerini bu tek adamda açtı. Başka bir yönetim görmeyen bu haşk kitlesi en iyi yönetimin bu olduğunu zannetti. Her şeye alıştılar, topraklarının gasp edilmesine, canlarının kıyılmasına. Bir insan düşünün ki ilelebet benim olmayacak bir toprak parçasını ne kadar verimli kullanırım. Sadece o gün için çalışırım. Bazı üretim alanları yıllar sonraya yatırım yapılarak kazanç elde edilip ülkeye bir yararı dokunur. Ama yarın belki de benim olmayacak üretim alanlarına ne diye yatırım yapayım diye düşünerek, o insanlar günlük yaşadılar. Aslında bunu isteyenler sömürenlerdi. Ekonomik fayda ve özgürlük bir adım sonrasını ister. Elbette ki bu halk fakir kalacak ki, başında ki lidere muhtaç olsun. Halk liderin istediği alışma dönemine girmişse, bunu yıkmak mümkün değildir. Yıkmak isteyenler azınlıktır, onlarında o ülkede yaşama şansı ve hakkı yoktur.
Her hırsın bir sonucu olur. Değişmez kuraldır bu. Bu hırs genellikle toplumun yozlaşmasıyla, dini ve manevi değerlerin yok olmasıyla ya da en kötüsü birilerinin canıyla ödenir. Ama hiç kimse bunu sorgulamaz, sorgulamasına müsade etmezler. Çünkü bu yolun daha önce hazırlıkları yapılmıştır. Toplum zombi haline getirildikten sonra planlar devreye sokulur. Sorgulaz, düşünmez, akl etmez bir halk kitlesi. Dünyada örnekleri çoktur bunun. Hepside bedellerini ağır ödemiştir.
İnsan yaratılışın anlamını ve gayesini bilmeden yaşıyor. Allah insanı imtihan ediyorda neden ediyor bilen yok. Neye hazırlıyor. Allah elbette ki yarattığı ile oynamaz. Ama yaratılan neden imtihan edildiğinden habersiz. Bu sorunun cevabını bilen varmı ki!
Bir Hıristiyan ile Bir Müslüman devlet savaşıyor her ikisi de Allah bizimle diyor. Onu geçelim iki Müslüman devlet savaşıyor, her ikisi de Allah bizimle diyor, halka zafer için dua etmeleri isteniyor. Ne garip değil mi! Sanki her iki tarafında Allah’ı farklı gibi. Halbu ki Allah tek. Bunu her ikisi de biliyor ancak, her ikisi de haklı tarafın kendisi olduğuna inanıyor. Elbette ki haklı olan tek bir taraf. Her iki tarafta Allah’ın kendi yanında olduğundan emin. İşte bu insanı çıkmaza sürüklüyor. Haklı kim! Ben yanlışım diyen yok. Bunun da tek sebebi menfaatler ve her dönemin, her devlet başında bulunanların zaafı olan makam ve koltuklar. Sahip oldukları o makam ve koltukların ebedi olduğuna inanmışlar. Geriye doğru keşke bir baksalar kendinden önce ve daha güçlü olan insanlar şimdi nerede? Allah “akletmezmisin” “düşünmezmisin” der ama kapılmış olduğu bu hırs Allah’ın emrini çiğnemekte bir beis görmüyor. Kendini onun yerine koyuyor ya da vekil zannediyor kendini. Böyle düşünmezler demeyin etrafınıza bir bakın böyle düşünen binlercesini göreceksiniz. Allah ile inanan arasında aracılar türemiş değil mi. Savunmaları da hazır. Allah dan gelen nur direk gelirse kulu yakar biz trafo görevi görüyoruz diyenler az değildir. Kendini peygamberden üstün görenler ve bunuda kula inandıranlar, ve inananlar. Cahilliği, yenemiyoruz.
Ebu Cehil’i mumla aratan Müslümanlar türedi. Ebu Cehil’in ne olduğunu, kim olduğunu, ne yapabileceğini az çok tahmin ediyorlardı. Biz bu Müslümanların ne yapabileceğini tahmin edemiyor, tedbir alamıyoruz. Cahiliye döneminde putlar yaparlar, tapınırlar acıkınca da yerlermiş. Bizim Müslümanlar bunu duyunca tuhaflarına gidiyor, halbuki değişen bir şey yok kendileri de daha fenasını yapıyor. Kendilerine, Allah yapıyor, ona inanıyor onun sözünden çıkmıyorlar. Kulun yarattığı Allah’a inanma, yolunu şaşırırsın. Biz Hz İbrahim’in putları kırıp yıktığına inanıyorduk, yıkmamış. Daha büyüklerini ve akıllılarını bize bırakmış.
Kendini çok iyi bir Müslüman olarak lense eden adam gence soruyor.
-Namaza kılıyormusun, oruç tutuyormusun.
Sana ne bre be adam sen Allahmısın. O soruları sen değil ancak Allah sorar. Sen başka şeyler sor. Derdin var mı? aç mısın, açıktamısın? kul bunları sorar.
Giyim tarzı ve şekil ile sünnet diye peygambere benzeyen, fakat uygulama, yaşamada ve yaşatmada Ebu Cehil’i mumla aratan Müslümanlar türedi. Yaktılar, yıktılar, zulmettiler, görmediler, duymadılar insanları İslamdan uzaklaştırdılar. bunu da İslam’a adına yaptıklarını iddia ettiler.
İnsanları dine soktular, dinden çıkardılar, cehenneme sokup cehennemden çıkardılar, cenneti tapulu malları kabül ettiler, menfaat karşılığı sattılar. Kendilerini Allah’ın yerine koydular, bundan da rahatsızlık duymadılar.
Cahiliye döneminde Lat, manat, uzza vardı, ona taparlardı, en büyük tanrıları oydu. Onların her şeye gücü yeterdi. O gitti tarih oldu da, şekil değiştiren başka bir şey geldi, Vatan, bayrak, ezan şimdi ona tapıyorlar. Onun her şeye gücünün yettiğine inanıyorlar. Gitti bir put geldi başka bir put. Bu gidişle, bu kafayla biz bu putlardan kurtulamayacağız, yıktuıklarımızın yerine daha büyüğünü yaparak hayat sürdüreceğiz.
Her şey düzelirde bu dindeki yozlaşma düzelecek gibi gözükmüyor. İyiye giden bir şey yok. Her gelen bir darbe vurma derdinde. İnsan bazen düşünüyor bu yapılanlar bilinçli mi diye kim bilir belki de.
İşte bu tarifler Ahlaksızları doğurdu. Namaz ayrı, hırsızlık ayrı diyerek, günahları sınıflandırdılar. İstediklerini aldılar, kendinde olanları başkalarına satmaya çalıştılar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder