İnanç, din ayrımı yapmıyorum, insan kendi inançlarına neden olağanüstülükler yükler! Allah nezdinde kendi dininin makbul olduğunu ıspat etme çabasımıdır? Dinin dışında birde kendi mezhep, cemaaat, tarikatlarının olağanüstülükleri var ki akla ziyan.
Şahit olduğum bir iki olay var. Bir Menzil şeyhine bağlı bir kişi kendi tarikatının Allah nezdinde hak olduğunu ıspat etmek için, kendi olaya tanık gibi “Bir gün Şeyhimiz sohbet ederken, müsade istedi yarım saat gelmedi, geldiğinde her tarafı kan içindeydi, orada bulunanlar sordu şeyhim ne oldu diye. O da Kıbrısta askerlerimize yardım ettim dedi.” Diğer bir olayda tanıdığım bir tarikat dervişi, Cumhurbaşkanını kimsenin korumasına gerek yok manevi alemde bir koruyoruz zaten” dedi. Bu gibi olayların örnekleri çok fazla. 1915 de Çanakkale ile anlatılanlar var mesela. Sözde bir anzakın anılarında “Anzak biz Türklerle savaşmadık, beyaz elbise giymiş kişilerle savaştık” sözleri anlatımları geçtim, kitap, hikaye ve romanlara dahi konu oldu. İyi güzelde Çanakkalede yardım eden melekler, Filistine neden yardım etmez, Yemende çocuklar doğranırken neredeler, Myammarda Müslüman katliamı geçtim, soykırım var ortada kimse yok.
Bu sadece Müslümanlara ya da bize özgü bir şey değil. 1200-1300 yıllarında bazı Hıristiyan azizlerin Türklere karşı kiliselerden tek başına çıkıp savaştıkları ve zafer elde ederek döndükleri anlatılır. Aynı azizler Malazgirt’te bir şey yapamamış, Haçlılar İstanbul’u yağmalarken, kadınların ırzına geçerken neredelerdi. Bunun gibi örnekler çok fazla. Herkes kendi inancını pekiştirmek, diğerine üstünlük kurmak için inanç bazında yapmadığı bir şey ne yazık ki yok. Hiç kimse Allah doğrunun , dürüstün, mazlumun yanındadır demez. Her türlü zamlimliği yapar onuda Allah’ı ortak ederek, meşrulaştırmaya çalışır.
Günümüzde anlatılan ve vahşilik olarak kabül edilen Ortaçağ Avrupasında radikal Hıristiyan rahiplerinin , güç ellerinde iken, güçlerinin en son merhalesine kadar kullandıkları bir dönem, kadınları “cadı” ilan ederek yaktıkları, Enginizasyon mahkemeleri ile binlerce insanı sırf kendileri gibi düşünmedikleri için katl edildikleri anlatılır. Masum insanların yapmadıkları, işlemedikleri suçları işkence ile kabül ettirilerek yıllarca zindanlarda çürüttükleri anlatılırı geçtim, belgelenmiştir bu yapılanlar.
Günümüzde ki her insan özellikle aydın tabir ettiğimiz kesim, sürekli bunları kullanır. her sözlerinde “Avrupa ortaçağında insanların nasıl zulüm altında olduğunu” ilan ederler. İyi de günümüzde değişen ne? İşkenceler mi bitti? Zindanda işlemedikleri suçlardan dolayı çürüyenler yok mu? İnsan yakma bitti mi? (Daha 2020 de iki askerimiz IŞID tarafından yakılmadı mı?) kölelik mi bitti (Suriye ve Irak da Ezidi kadınlar pazarda satılığa çıkarılmadı mı?) Ortaçağ ile günümüz arasında ne fark var, değişen ne oldu.
Ne kadar eleştirirsek eleştirelim hiç bir dönem bir öncekinden iyi olmuyor. Bize sadece iyi yönde değişim oluyor gibi gözüküyor ancak, iyi olan bir şey yok. Teknoloji insanlığı düzeltmesi gerekirken, insan haklatı yönünde geriye götürüyor. İnsanca yaşama hakkı şimdi daha mı fazla? Yeterli gıdaya ulaşım daha mı hızlı? Dünyada açlıktan ölen yokmu? Değişen aslında hiç bir şey yok. Her olumsuzluğun altından mutlaka radikalleşme çıkıyor. Allah’ın indirdiği ile hükmetmiyorlar. Kendilerini tanrının yerine koymuşlar, vekalet eder gibi hareket ediyorlar. Radikaller bu insanlığın başına bela oldu. Hiç bir coğrafya da bunların kökünü kazıyamadılar. Hep bir “albenileri” oldu. Taraftarları hiç eksik olmadı. Kendilerini en kısa yoldan kurtuluşa erdirme çabası bu radikalleşmeyi durduramadı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder