AKILDA KALMAYANLAR

28 Aralık 2023 Perşembe

UMUT

          İnsana en acı veren şey nedir deseler, Umutsuzluk, beklentisizlik derim herhalde. İnsan öyle acı veriyor ki her şeyden vazgeçmiş, dünya ile irtibatı koparılmış, insanları sadece dünya da mecburi olarak kalan bir varlık olarak görme duygusu var ya insanı işte bu bitiriyor. 

    Umut adına insan ufukta sadece toplu ucu kadar bir ışığa ihtiyaç duyar ya ben onu görmüyorum. Ufuk zifiri karanlık. En ufak bir ışık emarasi olmaz mı? yok işte. Birileri parmakları ile ufku gösteriyor, ışık orada diye ama görünen bir şey yok. Aslında onlarda görmüyor ama bir umut hevesiyle ufka bakıyorlar. 

    Hani güneş doğmadan önce ufukta bir kızıllık gözükür, zaman geçtikçe kızıllık artar sonunda güneş kendini gösterir. Her taraf aydınlık olur. İnsan o aydınlığa muhtaçtır. Önünü ve çeresini başka türlü göremez. O ışıktır insanın yaşam kaynağı. Ama kızıllık falan göremiyorum. Belki de sabaha daha çok vardır diyorum ama saatime bakıyorum güneş çoktan doğması gerekirdi. Ama ortalıkta güneş yok. Yoksa güneşimizi de çaldılar. 

    Etrafımdaki bazı insanlar kızıllık gördüğünü iddia ediyor, bazıları da var ki olmayan güneşin altındalar. O kızıllığı gösteren kim, güneşi onlara kim verdi? Benim bir türlü göremediğim, hissedemediğim o aydınlığa bunlar nasıl ulaştı. Kendilerini aydınlıkta sananlar, aslında karanlıkta olup da güneşe hasret duyup, hayallerle mi yaşıyorlar? Ama hayallerin, rüyalarında bir sonu var. Gerçekle yüzleşince ne yapacaklar. Karanlığa bir mum yakacaklar mı? yoksa mum yakanın mumunu söndürüp onlara düşman mı olacaklar. Aslında onların gördüğü güneş değil, yanındakilerin karanlığa yaktıları mumdan başka bir şey değil. Mum geçicidir, bir zaman gelir söner gider. Ama güneş öyle mi. dünya kurulalı ışık verir,ısı verir, onun enerjisi bitmez. 

    Umudumuzu,  beklentilerimizi saltanat için, dünya menfaati için bitirdiler, yok ettiler. Güneşi sıvıyorlar, göremeyelim diye. Güneş balçıkla sıvanır mı? sıvanırmış demek ki? Bazıları var ki, güneşi değil, evreni sıvama peşinde. Biri vur diyor bu öldürmeye çalışıyor. 

      Bir güven var O da gitti. İnsan en yakınına, seni en iyi tanıyan arkadaşına güvenmeyecek de kime güvenecek. Dostum dediklerin arkadan bıçağı vurduysa, arkanı kime dayayacaksın? Bunu da yaptılar.

    1992 Bosna savaşında Boşnakları öldüren, tecavüz, edenler, En güvendikleri sırp ve Hırvat komşularıydı. Bir yerde Tecavüze maruz kalan bir kadın “Bana en güvendiğim Sırp komşum tecavüz etti, kocamı da o öldürdü” demişti. Şimdi insan kime güvenecek. Toplumsal varlığız, toplu yaşamaya ihtiyacımız var da, güven ortamının olmadığı bir toplumda beraber nasıl yaşanacak. Güvenerek Sırtını dönüyorsun, ilk vuran o oluyor. Ama isabetli vuruyor. Nasıl isabet ettirmesin, yıllarca beraber yaşadın, yaranı en iyi bilen o, nereye vuracağını bilmez mi? 

    Hayatta darbeler olur elbet, ama arka arkaya olması insanı yıkıyor. Sonuçta etden kemikten yaratılmış insanız, dayanamıyor acıya. Hele bir seninle birlikte ağlayıp, arkandan kuyu kazanlar var ya, o insana daha fazla acı veriyor. Kendini akıllı zannedenler bunlar. Kendini sana karşı ıspatlamaya, senin yanında olduğunu hissettirmeye çalışıyor ama davranışları çok eğrelti, yapmacık duruyor.  Ona da hak vermek lazım Kendi vijdanını rahatlatma çabası. Sonuç nedir bilirmisiniz kendini hiçlik makamına koymadan başka bir işe yaramıyor. Bunu o bilmeyebilirde karşıdaki insan sarraf olmuştur. O bilir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...