Bu bir duvar yazısı. “Ya Deliler Haklıysa.” Deli ile veli arasında ince bir çizgi var derler. Dünyayı birde delinin gözüyle bakmak lazım değil mi? Nasıl gözüküyor? Yine dünya sözde biz akıllılar gibi mi görüyorlar? Olaylara bakış açıları nasıl? Bir insan delirdiğinde ona sadece delirmiş deriz. Bu şahıs neden delirmiş diye sormayız. Bir insanı ne deli eder? O ne yaşamıştır. Onu delirten acıyı görenimiz var mı? İnsanın bir dayanma kapasitesi var. Allah “İnsana dayanamayacağı bir yük yüklemem” der. deliren insana demekki öyle bir yük yükleniyor ki dayanamıyor. İnsanı acılar delirtir. Her şeyi araştırırız bir sonuca varırız da, bu deli olayını araştırmayız. Herhalde bilim buna bir cevap veremiyor. Dipsiz bir kuyu misali. Kazdıkça altından bir şeyler çıkıyor.
Delilerin ortak bir özellikleri vardır. Hiç bir deli akıllıya itaat ettiği görülmüş bir vakıa değildir. Ama akıllı bir insanın deliye itaat ettği bir gerçektir. Geçmişe bir bakın tarih delilere itaat etmiş akıllıların dramları ile doludur. Sormak lazım irade ve güç kimde diye.
Her insan için geçerli olan bir gerçek vardır. Her insan hayatında mutlu olmak, kimseye muhtaç olmadan yaşamak ister. Bunu da yaşam içerisinde çeşitli etkinlik içerisinde kendine bir çizgi belirler. O istikamette giderek hayatını idame ettirmeye çalışır.
İnançlı bir insan ahiret inancı ile dünya inancı arasında bir bağ kurarak o istikamette hayatını idame ettirir; ancak bunda ne kadar başarılı olur kendide bilmez. Ama şu bir gerçektir hep başarılı olduğuna inanır, ya da inanmak ister. Yaşamında yaptığı her davranışın sonunda acabaları vardır! Ben iyi bir kul muyum? Diğer taraf da bu yaptığım davranış dan dolayı cezalandırılır mıyım? Bu soru hep vardır. Bu düşünceler akıllı tabir etiğimiz kişilere mahsustur.
Delinin böyle bir düşüncesi olmaz. O hep yarını düşünmeden yaşar. Gelecek kaygısı yoktur. Geleceği için kimseyi kırmaz, aldatmaz, yalan söylemez, zulmetmez, aldatmaz, dünya kaygısı yoktur. Sanırsınız ki dünya onun için bitmiş, ahiret için yaşıyor. Ama akıllı dediğimiz ve dünyanın çoğunu oluşturan insanlara bakın, delinin yaptığının tersini yapar , gelecek kaygısı vardır, menfaati için kalp kırar, insana zarar verir, yalan söyler, aldatır, zulmeder, bununda ahiret kaygısı vardır. Ama onun için hiç çalışıp çabalamaz. Öyle yaptığını zanneder sadece. Kendini kandırır , aldatır.
Dünya üzerinde insanın yaşam süresi bellidir. Ortalama 70 yada 80 ondan sonra bu dünyada yok. Ebedi hayata ilk adım. İnsan düşünmeden edemiyor. Hangisi ahiret için çalışıyor. Deli kim veli kim.
Akıllıyım diyenler podyuma hep maskelerle çıkar. Gerçek yüzlerini göstermezler. Çünkü maskelerinin arkalarında insanlık yoktur. Hep sahte konuşmalar, davranışlar vardır. Deliler öylemi ya bu kuralı bozan sadece delilerdir. Hiç maske kullanmazlar. Ne ise odur onlar için.
Allah kitabında biz sizleri malınızla, canınızla ve çocuklarınızla imtahan edeceğim diyor. Gelde bunu Müslümanlara anlat. 2000 yılına kadar köyde bir adet vardı, baba vefat edince kız evlatlar babanın malından feragat ederlerdi, ancak 2000 yılından sonra kız evlatlarda babanın malından almaya başladı bu yaygınlaştı. İşte kıyamette burada koptu. Mal nedir ki, gelip geçici diyen erkek evlatlar bacılarını tanımaz haline gelip, düşman ilan etmeye başladılar. Buna ön ayak olanlar ise Annelerin tarafsız olmayıp, erkek evlatlarının yanında olmalarından kaynaklandı. Susmasını bilmediler, taraf oldular. “dünya malı gelip geçici diyen, Anneler hem kız evlatlarından oldu, hem de hak kavramını taraf tutarak kul hakkına girdiler. Bu dünyalarını yıktıkları gibi, öbür tarafı da yıktılar. Kocasından kendi hissesine düşen mirası erkek evlatlarına devrettiler. Bir anadan duydum “eğer kızlar oğlanlar lehine imza atmazlarsa kızlara hakkım’ı helal etmem” dedi. Anne hakkı üzerinden “hak” kavramını ayaklar altına aldı farkında değil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder