AKILDA KALMAYANLAR

28 Aralık 2023 Perşembe

YİNE Mİ KANDIRÍLDIK

     Ülke idare etme, yönetmede bilgiden çok yönetme kabiliyetinin, ve geçiş birikimlerin ne kadar önemli olduğunu görmemek körlük olur herhalde. Ülke yönetimine aday olanların birikimden yoksun kişilerin gelmesi ülkeyinin yanında toplumuda uçuruma götürdüğü bir aşikardır. Bunu geçmişimizde ve günümüzde net olarak görebilmekteyiz.

      Osmanlı imparatorluğunun artık yönetilemez hale gelmesinde idarecilerin ve idareye destek verenlerin ne kadar gerçeklikten uzak oldukları koca bir imparatorluğu yok edişlerine tanık olduk. Osmanlı devletinin külleri arasında var olan Yeni Cumhuriyetin ilk yıllarındaki başarısının tek sebebi Osmanlı idarecilerinin  Osmanlının yıkılış sebeplerini ve yönetememezlik sebeplerini çok iyi bilmelerinden dolayı yeni Cumhuriyetde aynı hataları yapmalarına engel olmuş gibi gözükmektedir.

    Osmanlı döneminin son yirmi yılında ki savaşlarda bulunan kurmay sınıfının Yeni Cumhuriyetin ilk yıllarında yönetimi elinde bulundurmaları eski hataların yapılmasına engel olmuştur. Atatürk ve yanında bulunan yönetim kadrosu Osmanlı döneminde yapılan dini, ırki, mezhepsel hatalara düşmemişler, bizzat eski dönemde dini yapılar üzerindeki kontrol makinazmasını sıkı denetlemeleri sonucu yeni Cumhuriyet döneminde dini yapılara yetki ve sorumluluk verilmemiş, din suistimalden uzak tutulmaya çalışılmıştır. Mevcut dini yapılar Osmanlı döneminde elde ettikleri kazanımlardan olmamak için mücadele etsede Osmanlı yönetim sistemini çok iyi bilen Askeri kurmay sınıfı tarafından bertaraf edilererek yer altına indirilmiştir. İşte asıl tehlike burada yatmaktadır ki, istismar sınıfı yok edilmemişlerdir. 

      İleriki bir zamanda tekrar kazanımlara sahip olmanın fırasatını yakalamaya çalışmak için susmuşlar, yada susmuş, yok olmuş gibi kendilerini saklamışlardır. 

       Irki olarak Doğu Anadolu da yıllarca kontrol edilememiş, kürt kesimi kontrol altına çalışılırken elbetde hatalar yapılarak, kontrol edilmş gibi gözüktürülmüştür. Sorun tam olarak çözülememiştir. Kontrol altına alınan kesimin kendinden sonra gelen kuşaklara kontrolsüzlük aşılanarak bugüne kadar gelmiş ki sorun PKK nın zemin bularak silahlı terör örgütü haline getirilmiştir. Kontrol altına alma belli bir plan çerçevesinde uzun bir tarihe yayılarak çözülmeye çalışılmışsa da bölgeye gönderilen yetkili yöneticiler tarafından ırkçılık faaliyetleri ile baskı yapılarak çözülme yoluna gidilmiş ki, çözümden uzaklaşılarak çözümsüzlük doğmasına sebep olunmuştur.

    Atatürk den sonra Atatürk’ü ilahlaştıran bir kesim var ki, kendinden başka herkese düşman, çözümede düşman, dine de düşman. Ülke sadece kendi düşüncesinde olanlar tarafından yönetilsin. Ülkede dindarın yaşama hakkı olmasın. Din sadece kendileri nasıl yaşıyorsa ülkede herkes o şekilde yaşasın düşüncesinden kurtulamamış. Bu düşünceyi çok iyi kullanan siyasi İslam yer altından çıkma fırsatını kaçırmamış. Yoğun propagandalar sonucu kendileri de epey bir taraftar toplamayı başarmış. Atatürk ilahlaştırılmak istemedi, ancak belli menfaat çevrelerince bu gerçekleşti. Uzun dönem de bu menfaatlerden yararlanmayı çok iyi bildiler. Her menfaat paylaşım sırasında çatışmaya neden olur kuralınca,bunlarda kendi aralarında anlaşamadı. Gerçek niyetleri ortaya çıkması ile birlikte siyasal İslamcıların propaganda alanlarında zayıf düştüler, ellerinde ki yetki ve menfaat yok olma tehlikesi ile karşılaşılınca, politika değiştrimeye çalışsalar da başarılı olamadılar, meydanı siyasal İslamcılara bıraktılar.

    Siyasal İslamcılar eskiye bir sünger çekmediler, eski ile savaşmayı tercih ettiler. Yaptıkları her hata Müslümanlara değil İslam’a mal edildi umursamadılar. İntikam duygusu gözlerini kör etti. Etrafında olup bitenlere bakmadılar. Gücü elllerine alınca güç zehirlenmesine yakalandılar, tarafsız olan yığınları karşı tarafa attılar. Kendilerine taraf kazanma zahmetinde bulunmadılar. Gücün ilelebet olduğunu zannettiler. Güç ilelebet sürüp gitmemeyeceğini bilemediler. Kendilerine zarara verdikleri gibi İslam’a da zarar verdiler. Bundan gocunmadılar, üstlerine almadılar. Her yaptıkları hatalarda dinin arkasına saklandılar. Dinin yanlışa arka çıkmayacağını bilemediler. Yanıldılar. Ama geri dönüşü olmayan bir yanılgıydı bu. 

    Bunlar Atatürk’ü hiç sevmedi. Din düşmanı ilan ettiler. Kurtuluş savaşında ki gazilerin Atatürk hakkında ki görüşlerine kulaklarını tıkadılar. Hiç bir gazinin Atatürk’ün aleyhinde bir şey söylemediğini bilselerde, dillendirmediler. Onlar için önemli olan intikamdı. İntikamı Atatürk den değil ülkeden almaya çalıştılar. Vurdular, kırdılar, harap ettiler. Dönüp arkada bıraktıkları enkaza bile bakmadılar.

    Osmanlının son dönemlerinde halkın yaşam kalitesi düşük ya da hiç yoksa da bu siyasal İslamcıların, yaşam kalitelerinde bir düşüklük olmadı. Halk açlık çekerken halkın dini duygularıyla oynarak halkın elinde ne varsa aldılar. Halk fakirleşirken bunlar zenginledi. Halk işgalcilere direnirken bunlar işgalcilerle beraber oldular, halka vurdular. O günün halkı bunu biliyordu, onun için o günün halkının Atatürk’ü bir kurtarıcı olarak görmeleri kadar doğal birşey  olamazdı. Atatürk bu gariban Anadolu halkını sadece işgalcilerden değil bu Siyasal İslamcılardan da kurtardı. O günkü Halk bunun bilincindeydi. Ancak zaman her şeyi değiştirdi. Unutkanlık girdi araya, bunlar halkın unutkanlığını çok iyi kullandı. Eski adetlerine döndüler, ellerine kur’an alarak propaganda yaptılar, fakir halkın dini duygularıyla oynadılar. Halk aç karnını doyurma peşinde iken bunlar yine zenginleşmeye başladılar, çalışarak değil elbet, dilencilikle. Dilencilerden tek farkları, “Allah rızası için” kelimesini kullanmadılar, Allah için vereceksin dediler. Aldıklarını Allah rızası için alsalarda Allahın yolunda harcamadılar. Kendileri zenginleşti, Halk fakirleşti. İşte bu güne böyle geldik. O gün kandırdılar, bugün kandırdılar, geçmişden ders almazsak yılan bizi ileride tekrar sokacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...