Ömer Bin Abdullaziz yeni Halife olmuştu. Halifenin ülkesini merak ettim çok uzak mesafeydi ama merakımı gidermem gerekirdi. Nasıl olurduda bir insan istemediği bir göreve zorla getirilirdi. Zorla bir makama getirilen bir yönetici ülkeyi nasıl yönetirdi. Bundan memnun olmayanlar elbette vardı, ama soydaşları onda karar kılmışlardı. Büyük ve zorlu meşakkatler sonucu memleketine vardım, bir şehre girdi. Ben bir çok ülke gezdim, bir çok toplum, insan tanıdım ama geldiğim bu şehir insanları çok farklıydı. Nereye gitsem. Hangi toğluluğa uğrasam hem rüyalardan bahsederlerdi. Acaba ben rüya alemindeyimmi diye düşünmekten kendimi alamadım. Bu insanlar için rüyalar niçin bu kadar önemliydi. Bu işin sıırını öğrenene kadar burada bu şehirde kalmaya karar verdim.
Toplantı meclislerine katıldım, anladım ki bu insanlar rüyaları daha önce hiç duymadığumi şahit olmadığım şekilde tabir ediyorlar. Onlar için önemli olan rüyadaki gördükleri olaylar değil kişilerdi. Kişi neden bu kadar önemli olsun? Fazla dayanamadım o şehrin en önde gelen en bilge kişinin yanına vararak, durumumu anlattım.
-Rüyalardaki olaylar değilde neden kişiler önemli!
Bilge kişi:
-Anlıyorum ki sen buranın yabancısısın.
-Evet.
-Anlatayım o zaman. Ama beni sabırla dinleyeceksin ve soru sormayacaksın.
-Söz verdim soru sormayacağım.
Anlatmaya başladı.
-Biz bu bilgileri herhangi bir bilgeden almadık. Hiç bir kitaptada rastlamadık. Bu sadece bizim görüşlerimiz. Birincisi Ahiret hayatı saf, ve temizdir. Orada her şeyin gerçeğini görürsün. Yalnız dünya hayatı farklıdır. Her şeyi görürsün saflığı, kirliliği, aldatmayı, yalanı, hak’kı, insan kalbi bunların hepsini bu dünyada kabül eder. İtiraz etmez. Ahirete giden ve kurtuluşa yakın olan bir kişi o saflığı ve temizliğe öyle hayran olur ki, dünya tekrar gelemeyeceğini bidiğinden dünyada geride bıraktıklarını da unutmak ister. Onun için dünyada ki tanıdıklarının ve sevdiklerinin rüyalarına dahi girmek istemezler. Bunu mümkün olduğunca ötelemeye, geciktirmeye çalışırlar. Korkarlar çünkü. O dünya pisliğinden kendilerine de bulaşacağından korkarlar. İkincisi ve en önemlisi de herkes dengi denginedir. Allah kitabında namuslu kadınlar namuslu erkeklere yakışır diyor. Eğer rüyada gördüğün kişi ne ile muamele ediliyorsa bilgi sen de öylesindir. Siz hiç Firevunu, hamman’ı, Karun’u, rüyasında gördüğüm diyene şahit oldunuz mu. Eğer görmüşse bil ki onun eş değeridir.
-Farklı bir bakış açısı dedim ve oradan ayrıldım.
Burada daha fazla kalmanın bir anlamı olmadığını düşünerek başka bir şehire gittim. Ancak. Bu şehir diğer şehirlerden çok farklıydı. İnsanlar mala,mülke, makama önem vermiyorlardı. Herkes birbirine “Bugün rızkını tamamladın mı” diye soruyordu. Konuşmalara kulak misafiri oluyorum hem zenginlikten bahsediyorlar ama kimse görünüşte zengin değil. Şehirdeki insanlarda öyle bir emarede yok. Günlük yaşayan insanlar. Dikkat ettim içlerinde zengin kimse yok. Kalmaya karar verdim. Bunun sebebini öğrenmeliydim. Ha keza benim işimde bu değil miydi. Şehir sokaklarını dolaşırken diğer esnaflardan daha ihtişamlı olan bir tuhafiyeciye girdim. Kendisine:
-Ben buranın yabancısıyım.
-kafasını salladı ve gülümsedi belli oluyor.
-Ben gezgin biriyim, bir çok yer gezdim gördüm yalnız buranın insanları biraz farklı.
-Hayır dedi. Belki de senin gezdiğin, gördüğün ülkelerin insanları farklıdır belki de.
-Buradaki insanlar hep birbirlerine sürekli zenginmisin diye soruyorlar, onlarda evet diyor ama giydikleri esvaplara bakıyorum, ikamet ettikleri evleri görüyorum hiç de öyle değil gibi geliyor bana. Bu insanlar birbirini tanımıyormu? Sürekli birbirlerine neden yalan söylüyorlar dedim.
-Hayır dedi buranın halkı biribirine yalan söylemez.
-O zaman sana sorayım sen zenginmisin.
-Hayır dedi buranın en fakir adamı benim.
-Nasıl olur. Bu şehrin en büyük dükkanı senin.
-Ha sen maddi olarak zenginlikten bahsediyorsun. Evet maddi olarak çok zenginim ama insanlık olarak fakir biriyim. Buranın insanları maddi zenginliğe önem vermezler. Her gün birbirlerine zenginmisin derken. İnsanlıklarını sorarlar. Üç gün olan bir dünyada dün,bugün ve yarını olan bir dünyada maddi oalark zengin olsan ne olacak. Öbür taraf maddi olarak biriktirdiklerini kabül etmiyor. Diğerini kabül ediyor. Burada ki insanlar zeki insanlardır, yatırımını buraya yapmıyorlar. Ebedi hayata yapıyorlar.
-Bencillik değil mi bu! Kendinden sonra gelenlere de bir şey bıraksalar daha iyi değil mi!
-Neden! Öldüğünde kabre beraber mi giriyorlar. Mal bıraktıkları, o dehşetli yargılamada yanlarında mı olacak. Bu insanla kendilerine faydası olmayan şeylerden uzak dururlar. Akıllı insanlardır. Onun için söyledim ben biraz akılsızım, insalık olarak fakir, mal olarak zanginim diye. Sen beni konuşturup da fakirleştirme.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder