Kıskançlık, çekememezlik bazen öyle noktalara taşınıyor ki insan düşüncesinin daha ötesine girebiliyor. Dünya malı olarak bir insan kendinde ihtiyacından fazla olanın başkasında olmasına tahammül edemez. Herkesin ihtiyacı olan bir mal'ın başkasında da olmasını istemez. Bu durum İnsan tabiatının gereği değildir. Yaratılışı bunu gerektirmese de kendisine verilen iradeyi doğru kullanmasının sonucudur bu.
Allah cenneti sonsuz alan olarak yaratmışsa da bunu kuskananlara rastlarız. Kendisine yakıştırdığı cennete başkasını yakıştırmaz, kendi yanında başkasını istemez. Onu dünya gibi, imkanları kısıtlı görür. Bazı imkanların başkasına da verildiği takdirde kendisine verilmeyeceğini ya da kısıtlı verileceğini sanır. Burada rızkı dert ettiğin gibi orada da bu kişide aynı dert vardır. Kendi yaptıklarına, hareketlerinde bir derece biçer, aynı hareketi yapan başkalarını Kendi yaptıkları ile kıyaslama zahmetine girmez. Bu onun egosunun derecesini gösterir. Ego nirvana olmuştur o bundan rahatsızlık duyması gerekirken bununla gurur duyar.
Her zaman dem vurduğu bu dünya geçici, diğer tarafa hazırlık yapmak sözleri hem havada kalır. Bu dünya için yapmadığı haksızlık, zulüm kalmaz, o bunları bir haksızlık olarak görmez hayatın olağan akışıdır onun için. Yaptıklarına mükafat olarak bakar. Sözler ağızdan çıkan sadece bir argümandır, kendisi için değerli olsa da aslında hiç bir değeri yoktur. Bunu bilir ancak tekrar etmekten geri durmaz. O içindeki "ben" i " biz" haline getirememiştır. Bunun acısını, kaybını başkalarını ötelemekte, kendi ile eşdeğer de bulundurmamakla öç alma çabasına girer.
Bu sadece bize mahsus bir olgu değildir. Bütün dinlerin sorunudur. Kendilerini dinin sahibi zannedenler cenneti tekellerine almışlardır ki kimseyle paylaşmak istemezler. İstediklerini, istedikleri zaman oraya sokup çıkarmakta bir sakinca görmezler. Yakın bir zamanda kendini İslami bir yazar olarak lanse eden bir hanımefendi, kendi gibi düşünmeyen başka bir İslami grubu din dışı olarak tanımladı. Bu kadın kendini öyle kaptırdı ki İslâm sadece Kendi gibi düşünenlere indiğini zanneder hale gelmiş. Gazze'ye yapılan zulmü eleştirenleri sırf kendi gibi düşünmediği için o grubun eleştirilerini samimi bulmadığı dile getiriyor ki orayı da tekellerine almaya çalışıyorlar. Zulmü, haksızlığı, katliamı kıskanan bugüne kadar hiç olmamıştı, bu sayede bunun da gördük.
Politize olmuş taraftarlık vardır. Yanlışlara her zaman için bir bahane bularak doğru kabul etme durumudur. Bu bir hastalıktır. İnanç olarak da şirktir. Bunu bilir mi? Hiç şüphesiz. Bu insanlara bakın çıkarları her zaman için dinin önüne geçmiştir. Bundan hiç bir rahatsızlık duymazlar. Dinin bunlar üzerinde ki söz hakkı sadece menfaat çerçevesinde yürür. Din sadece bir ticaret aracıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder