Her zaman derim ya ne garip dünya! Kim ne yaptığını, nasıl yaşadığını, ne ile imtihan olacağını bilmeden ömür tüketip gidiyor. Her insanın doğruları var ya, aslında doğru olup omadığını bilmeden yaşıyor. Hayatını zehir ettiğinden farkında olmadan, gayesiz, amaçsız, o gün için ve sadece kendisi için yaşayan o kadar çok insan var ki, bilemiyorum, belki de ben yanılıyorum, hep düşünmüşümdür acaba yanılan, hata yapan benmiyim diye ama, insanında bu hayatta bazı bildikleri vardır elbet. Bilemese imtihanın, kurtuluşun, ümidin bir anlamı olurmu? Elbet olmaması gerek.
Mezarlıklar kendini vazgeçilmez sananlarla dolu. Gidin bakın küçük yerlerde mezar taşlarında yazılan isimlerin hepsini herkes tanır. Ne hayalleri vardı. Ölmeden önce yarın yapacaklarının hayalleri ve kaygıları ile sabah etme telaşındaydılar. Ama nasip olmadı. Hayaller de kendileri ile birlikte toprak oldu. Onlaında vardı doğruları. Kendilerini kurtuluşa götürecek yoldan gittikleri umuduyla yaşadılar. Acaba o umutları kendilerini kurtarmışmıdır. Kimse bilmiyor. Ama acı bir gerçek ver ki kimse ondan kaçamayacak. Her nefis ölümü tadacak ve gerçek ile yüzleşecek. Geriye dönüşün omadığı gerçekle yüzleşmek elbette herkese şiddetli bir acı verecek.
Öylelerini gördüm ki hayatın, kurtuluşun ve dinin sadece ibadetlerden ibaret olduğunu söyleyerek yaşıyorlar. Namaz, oruç, hac dan ibaret olan bir din. Ve bu inanç ona sonsuz bir hayatta kurtuluş ve cennet verecek. Ne kadar kolay değil mi? din sadece bunlardan ibaret. Hak, hukuk, kul hakkı, zulüm, bunlar dinin bir parçası değil onlar için. Kendileri yapmıyor ya bunları gerisi onlar için önemli değil. Yapana yardım etmek onlar için bir sorumluluk yüklemez. Yapıyorsa o yapıyordur, ve yapan çekecektir cezasını, yardım etmek. Yol açmak mesuliyet yüklemez. Allah kitabında “Meyl etmeyin ateş dokunur” der ama inanın bunu bilmez onlar. Bilselerde o kısmı çıkarmışlardır kitaplaından. Ne güzel hayat değil mi? bir söz var ya “hayat sana güzel” derler ya, gerçekten hayat bunlara güzel.
Alllah ile kul arasında olan ibadetler sadece kul’u ilgilendirir, bir başka şahısa ne faydası ne de zararı dokunur. Allah ile kul arasında ki münasebettir bu. Birinin Namaz kılması, oruç tutması, Hacca gitmesi beni ne ilgilendiri ve bana ne faydası olur ya da zararı. Ama bunlar için önemli olan bunlardır. Bunları yapmamak Cehennemde yanma için yeterlidir. Bunlara desen ki Kul hakkı ne olacak diye, bunun önemi yoktur bunlar için. Bazen düşünüyorum gerçekte böylemi diye, ama yanılıyorum. Herkes herşeyin farkında sadece kendi üzerine uğratmak istemiyor. Hak yemek, haramlardan uzak olmak onlarınn hayatını zorlayacak onun için bunları görmek istemiyor. “Dünya boş” der ama, onun içinde yapmayacağı şey yoktur. Bunların hepsini duymadım, bizzat şahit oldum, gördüm. Kimse bana hikaye anlatmasın. O hikayeleri çok duydum. Hikayeler ile yaşamak, gerçek hayattan uzaklaşmaktır. Hayallerle yaşayan insanlar arasında yaşamak kadar zor bir şey yoktur. Zamanla onlara ayak uydurursan onlarla birlikte yıkılıp gidileceğini çok iyi biliyorum.
Ömründe Allah’ın kitabını bir kez olsun Tefsirini bırakın, Mealinden dahi okumamış birisi gelip sana dinden bahsediyorsa, uzaklaş ondan, kendi haline bırak. Atalarından duydukları ile hükmeder onlar. Atalarının izindedir. Halbu ki ataları hiç bir zaman doğrun yolda olmamışlardır. Peygamberler misali. Peygamberler halkına tebliğ ederken Allah’ın tekliğni, birliğini, emir ve yasaklarını anlattıktan sonra hakları hep şunu söylemişlerdir. “Sen yalancısın çünkü biz Atalarımızdan bunları duymadık” demişlerdir. Allahda diyor ya “Ataları doğruyu Bilmiyorsa” işte böyle Atalarının dini ile yaşayanlar. Ataları ile birlikte haşr olacakları o gün yakındır ve onunla da yüzleşeceklerdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder