Bir vesile ile bir köye gitmiştim. İlk defa gördüğüm manzaralar beni hayli şaşırttı. Orada yaşayan halk normal bir Anadolu köylüsü gibiydi ancak zaman geçtikçe bazı tuhaflıkların olduğunu fark ettim. Köyün tek camisi var, vakit namazlarında dahi Cuma namazı gibi kalabalık, kendi kendime ne kadar dindar insanlar diye aklımdan geçirdim. Ama köylülerle konuştukça tuhaflıklar ortaya çıkmaya başladı. Beş vakit namazını kaçırmayan insan diğer insanlar tarafından yalancılíkla, dolandırıcılíkla suçlanıyor. İlk anlar kendi aralarında bir şaka zannettim ancak, suçlanan insanın gerçekten de dolandırıcı olduğu, mahkemelerce tescillenmiş. Orada birine sordum “Bu adam beş vakit namazında biri nasıl olur” diye adam “bu en iyisi” dedi. “nasıl yani” dedim. “Burada ibadetler ile halk arasında ki ilişkiler farklıdır” dedi. “Mesela adam hırsızlık yapar, ama namazını hiç kaçırmaz, bir bunu biliriz zaten” dedi. “İbadetler engel olmaz mı” onun yeri farklı bunun yeri farklı o gözle bakarlar” “Sende öylemisin” dedim “Onlara göre ben muteber biri değilim” dedi. “Neden” dedim. “Ben onları sürekli uyarırım da ondan” İlginç insanların olduğu bir köy.
İki gün kaldım ve döndüm. Kendi kendime ne kadar ilginç dedim. Adamlar hem ibadetlerini aksatmadan yapıyor hem de kitapda bulunan ne kadar yapılmaması gereken kurallar varsa hepsini yapıyor. Bunu bir kaç yerde de anlattım. Şaşıran pek olmadı. Ama birisi dedi ki “Sen köyde mi yetiştin” “evet” dedim. “Kendi köyün ile orayı hiç karşılaştırdın mı “dedi. O zaman anladım ki aslında o köylülerin yaptıklarının aynısı burnumuzun ucunda kendi atrafımız dada varmış da göremiyormuşuz. İnsan başkalarının gözünde ki çöpü görürde kendi gözünde ki merteği göremez hesabı.
Etrafımıza dikkatli bir gözlemle bakınca, aslında hiç birimizin o köylülerden bir farkımız yok. Sadece kendi üzerimize almaktan korkuyoruz galiba. Gerçeklerden uzağız. Hep başkalarını eleştirmekten kendimize pek baktığımız yok. Kabül edelim bizde oyuz aslında. Yaşadığımız hayat ile inandığımız kitap farklı. Kitabın yapmayın dediği hangi şeyi yapmıyoruz. Haksızlık, hukuksuzluk, hırsızlık, zalimlik, zina, içki hangisi yok bizde. Hepsi var. var olduğunu da biliyoruz. Ama hepsinin olması gerektiğine dair mutlaka bir mazereti var. o mazaretide kendimiz yaratıyoruz. Çünkü her ortam ve zamanda masum olmamız gerekir. Masummuyuz! Asla. Bilen var mı? yok. Kendimize işte böy le bir hayat kurmuşuz, söz de masumca yaşamaya çalışıyoruz. İlginç ve tuhaf olan hepimizde cennetin peşindeyiz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder