Her şehit haberlerinden sonra birileri çıkar, operasyonlardan bahseder, vurulan hedef sayılarını belirtir, kaç teröristin etkisiz hale getirdiğini anlatır sonunda da terörün bitme noktasına geldiğini söyleyerek tüy diker. Kınamalar, lanetlemeler, üzüntü belirtileri ile devam eder üç gün geçince de unutulur gider. Üzüntü sadece ailede kalır. Boşuna dememişler "ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar" diye. Yıllardır ritüeller sürüp gider de birisi de çıkıp bu bizim kaderimiz olamaz demez. Bu terör illetinden nasıl kurtulunur, çaresi nedir diye söyleyen hiç olmaz. Olanlarda terörist olarak ilan edilir.
Terör nasıl son bulur işine gelince, çıkış sebebini yok edersen terör de kendiliğinden kendini yok eder. Ama ülkede bulunan iktidar sahiplerinin varlık sebebi terör ve terör eylemleri ise işte o zaman terör daha uzun yıllar o topraklarda varlığını devam ettirir. Terörün varlık sebebi kimi güç odaklarının hizmetini görüyorsa, o güç odakları ortadan menfaat devşirme yoluna gidiyorsa fakir halk çocuklarının ölmesinin onların yanında kınama ve kanetleme dışında yapacakları her hareketin menfaat kaybına uğramalarına yol açacağından onlar için terörün düşük yoğunluklu olsa da devam etmesi ekzemin dışında bir seçenek bırakmamaktadır. Halk neznindeki seçenekler ile ülkede bulunan muktedirlerin seçenekleri çatışma noktasına gelmişse her zaman için kazanan muktedirler olur ki bu da düşük yoğunluklu da olsa terörün devam etmesi demektir.
Sırça köşklerinde de yaşayan muktedirlerin fakirin çocuğunun onlar için yüce bir değer olan vatan için ölmesi bir kaç günlük konuşmadan öteye gitmemektedir. Birilerinin Hayatlar yok olurken, birilerinin servetlerine servet kaymaları olağan bir durum gibi gösterilmesi ahlaksızlık değil de nedir?
Aynı coğrafyada hayat mücadelesi veren, aynı kaderi paylaşan halkların herhangi bir menfaat çatışmasına girerek elinde gücü bulunduran bir halkın diğerine tahakkümü terörün ana sebebi olduğu aşikardır. Çıkar çatışmaları her zaman çatışma doğurur. Bu sadece halklar arasında değil, ülkeler arasında da olan bir durumdur. En küçük bir çatışmayı fırsat olarak gören küresel güçler bu çatışma ortamını kendi lehlerine kullanmakta geri durmazlar. Dış güçler olarak adlandırdığımız bu durum sadece bir sığıntı yerdir. Ortamı hazırlayan güçlü taraf bu sığıntıyı lehine çevirme çabası halk tarafından satın alınırsa terörün bitmemesi yönünde tavır alarak algılanır.
Bireysel olsun, devlet olsun Çıkar dünyasında fakirin bir sözü, bir hükmü yok. O sözlerin esiri, hükmün hükümsüzlüğüdür. Ona sorulmadan, fikri alınmadan yapılan olanların sonucudur fakir. Bütün hükümler fakirin üzerinden geçer. Hayatta kalması sadece tesadüftür.
Gelişmemiş her toplumda bir düşman üretmeden iktidarda kalmak imkansızdır. Halkın sorgulama yetisini elinden almadan iktidar sürdürülemez. İktidar sahipleri bunu bildikleri için her dönem bir düşmana ihtiyaç duyar. İnsanların sorgulamadığı bir ortamda düşman çıkarmak da zor olmasa gerek.
Terör kimin işine yarar? Kimler oradan nemalanır. Sonucu gören, sebebi de görür. Sebep olmadan sonuç olmaz. Her şey plan çerçevesinde yürür. O planı yapanlar sonuçtan nemalananlardır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder