Doğruyu yanlışı nasıl ayırt edeceğiz. En iyi ve doğru fetva makamı insanın vicdanıdır. O şunu demiş bu şunu demiş. Onlar kendilerinden bir şey katarak sana akıl verir. Ya vicdan öyle midir? Saf ve temizdir o (olanlar için kast ediyorum) olmayanlar bu sınıflamanın içine girmez. Onlar başka bir yerde sınıflandırılır.
İyi olmak bir vicdani erdemdir. Yalnız iyi gibi gözükmek bu erdemin içine girmez. Çünkü iyilikte hareket yoktur. Hareketi sağlayan bir olgu olmalı insanın vicdanında. Ben yaptım oldu demekle hiç bir şey olmuyor. Yaptığın her şeye hareket katman gerek.
İnsan olmadığı bir ruha sahip olabilir mi? Ya da şöyle diyeyim, insan yapmadığı, kendinde olmayan bir özelliği ön plana çıkarıp "ben böyleyim" diyebilir mi? Tanımadığı insanları buna inandırabilir, ama ya herkes tarafından bilinen bir şahıs bunu nasıl yapar? Kendinde olmayan bir davranışı var gibi göstermek elbette ahlaksızlıktır. Ama bunu bilen içindir bu. Birisi diyebilir ben çok şerefli bir adamım, ama çoğu insan o kişinin hareket, tavır ve yaptıklarından dolayı şerefsiz olduğunu bilir. Ama bir şey yapamaz. Bazen sözlerin bittiği yerler vardır. Bu da işte orasıdır.
Siz iyi olmadığınız halde birileri size iltifatlar ediyorsa ne düşünürsünüz? Bu şahsa karşı iyi duygular mı beslersiniz? Yoksa " Ne menfaati var mı? Dersiniz. Siz kendinizi biliyorsanız elbette size iltifat edene şüpheyle bakarsınız. Bunu elbette ki akıllı insanlar yapar. İltifat insanı savunmasız bırakır. Önemli olan Başkasının ne dediği değil, benim ne yaptığım!
Başkası tarafından yapılan her olumlu söz ve davranış insanı iyi yapmaz, bilakis kendini sorgulamadan azade eder. İnsanı iyi yapan bir kişinin görüşü değil, toplumun görüşüdür. İnsanı iyi yapan insanlığa verdiği yarar ile ölçülür. Kötü yol açanların varacağı yer ancak sonu belli olmayan derin uçurumlardır. Kim düşmek ister oraya? Deneyin, insan öyle şaşırır ki, ateşe koşan kelebekler gibi koşar. Kurtulacağını zannettiği ateş aslında onun sonudur. Bilse koşar mı? Koşana değil, koşturana bakmak lazım. Bu da ancak bilmek ile olur. Bilen ile bilmeyen hiç aynı olur mu?
Alenen işlediği suçlardan dolayı başkalarını suçlamak yeni bir şey değildir .İnsanlık bu ahlaksız davranışları bir çok dönem göstermiştir. Zulmeder, zulmedenleri suçlar, inançsızdır, inançsız olanları suçlar, hırsızdır, hırsızları suçlar. Bu gibi ahlaksız davranışlar saymakla bitmez. Din eşittir ahlaktır denir ya bunda ne din ne de ahlâk vardır. Ama herkes onu öyle bilmez. Halkın gözünde aziz dir o. Günahların önünde perdedir, cennet'e o götürecektir. Bu bir inanç, nasıl ki Müslüman 'ın, Hıristiyan'ın Musevinin inancı var, bunun inancı da bu. Onlara nasıl itiraz edilmiyorsa buna da itiraz edilemez.
Başkası ne yaparsa yapsın, sen doğrulardan şaşma. Doğrular insanı yalnız bırakır. Doğrunun düşmanı çoktur. Bunun tek sebebi vardır. Toplumda doğrunun azlığıdır. Tarih göstermiştir ki bir gün herkes aynı yerde buluşacak. O buluşmada kim haklı kim haksız elbet belli olacak. Kimi kazanacak, kimi kaybedecek. Allah kimseye kaybedenlerden etmesin
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder