AKILDA KALMAYANLAR

22 Aralık 2024 Pazar

DÕNGÜ

        İki cismi birbirine vurun, biri kırılsa diğeride mutlaka yara alır. Bu değişmez kuraldır. Savaşlarda böyle yenmek ya da yenilmek farklı bir konu fakat yenilen de yenene bir zarar verir. Peki kim kârlı çıkar. Varlıklı kişiler. Yoksullar, fakirler savaşır ölür, yaralanır, malını mülkünü kaybeder, bunca çaba sonucu sadece bir kahramanlık payesi ile ödüllendirilir. Oysa zengin öylemidir? Ne ölür ne de öldürür ama servet kaybetmesi gerekirken, tersi olur, o savaş yokluk ortamı onu daha çok servet sahibi yapar. Neden böyle olur? Çünkü onun tarafı yoktur. Nerede menfaat varsa o oradadır. Dünyanın zengin kişilerine bakın, bulunduğu, tâbi bulunduğu ülke savaşmış olsun ve yenilsin hiç servetini kaybedeni gördünüz mü? Olmaz, çünkü onların tarafı yoktur. 

         İkinci dünya savaşında Hitler Yahudileri soykırıma varan kötülükler yapmış olsa da, savaş malzemesi tedarikini Yahudiler den yapmamışmıdır? Dünyadaki Yahudiler Hitler'e ambargo mu uygulamıştır? Öyle bir şey olmaz. Hep savunmaları şudur, " Hedefe gidilen yolda yapılanlar mübahtır" bunlar ile başedemezsiniz, her zaman ve durumda kendilerini haklı çıkaracak bir savunmaları vardır. 

        İsrail'in Gazze'ye yaptığı saldırı bir soykırım degilmidir? Hani dindaşların ambargoları? Olmaz. Geçmişte yapılanları eleştirenler kendileri mevzubahis oldu mu, ya ortalıkta görünmezler ya da mutlak kendilerini haklı çıkaracak bir savunmaları vardır. 

          Arap ülkeleri ve Türkiye İsrail ile ticareti hiç kesmemişlerdir. Savunma çeşidinin her türlüsüne başvurarak işin içinden sıyrılmaya çalışmışlardır. "Kendi halklarına yardım yapmıyoruz, el altından yardıma devam" mantığı hep işler durumdadır. İşte bu hareketler yeni olan bir şey değil, bundan sonra da değişmeden devam edecek. Zenginler en çok savaş ortamlarını sever, sevmeseler dünyada savaş olur mu? En kârlı ortamlar savaş ortamlarıdır. Bir malın değerini savaşan ülke yöneticileri değil, malı elinde bulunduran belirler. 

        İnsan hırsları insan öldürür, bu hırs bir gün gelir döner hırs sahibini bulur ve onu da öldürür. Bu bir döngüdür, ve hiç değişmez. Tek rejim iktidarlara bakın hangisi uzun dönem ayakta kalmıştır. Hitler mı? Saddam mı? Kaddafi mi? En son Esad mı? Hepsi birer birer yıkılıp gittiler. Çevresinde yerleştirdikleri orduları onları koruyamadı. Kağıttan kaplan dedikleri ordu bu olsa gerek. Haksız yere insanların canını yakarsan bir gün gelir, birileri çıkar senin canını yakar. Bu kural yüzyıllardır devam eder ama ne hikmetse hiç ders alan olmaz. Sebebi "hırs" denen illet.  

         Toplumsal barışın olduğu ülkelerde yönetimler kişiye bağlı değildir, bu nedenle uzun süre ayakta dururlar. Baskı ve devamında gelen zulüm bir yere kadar. Yöneten ve yönetilen sabır içinde bekler. Birisi zulmetmek için diğeri zulmedenden kurtulmak için. Ama sonuç hep mazlumun lehine işler. Hiçbir despot rejimler bugüne kadar ayakta kalmamıştır, kalmayacaktır da. İnsanın vicdani yaratılışına aykırıdır zulüm. Bir de bunu inanarak ve isteyerek yapanlar var. "Devletin menfaatleri" diye söze başlayıp, yapılan her kötülüğü meşrulaştıranlar. Bunlar şuraya, buraya konulacak kişiler değildir. Konulsa konulsa akıl hastanesine konulur. Zulüm bir düşünce biçimi değildir ancak kendini zulüm ile özleştirenler de bir fikir akımı olarak görüldüğü için insanlık tarihinde hep var olmuştur. 

        Zulümlerin yapılış amaç ve şekilleri zamana göre hep değişiklik gösterse de sonuç olarak ortada bir mağduriyet vardır. Bazen din adına bazen milliyet adına bazen şahsi menfaat adına, bazende belli bir azınlık adına yapılır. Ne olursa olsun ve ne amaçla yapılırsa yapılsın ortada bir hastalık hali vardır. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...