1534 yılına ait Hıristiyan Diminiken tarikatı rakiplerinden birisi anlatıyor.
Bulunduğum yerde Hıristiyanlığın en sert ve katı kuralların uygulandığı Dominike tarikatı hüküm sürüyordu. Bende bu tarikatın bir üyesi ve yargıcıydım. Bir gün altı genç kızın sapkın düşünceler ile etrafında ki insanları etkileyerek tarikatımız aleyhine konuştukları ihbar edildi. Hiç tahammül edemediğimiz bir durumdu bu. Tarikat muhafazalarına emir vererek kızları evlerinden aldırdık, ve zindana attık. Olayın gerçek olup olmadığını araştırmadık. Ne de olsa kendilerine itiraf ettirecektik. İşkence bizim için bir suç değildi ne de olsa Papa IV Innocentius 1250 de işkence yapılmasına onay vermişti. Kızları önce çırılçıplak soyduk ve bir mengenesi olan bir masaya yatırdık. Kollarını ve bacaklarını bağlayarak mengene yardımı ile her iki tarafa germeye başladık. Kızlar acıdan çığlık atsalarda bunu Tanrının bir isteği olduğunu söyleyerek, suçlarını itiraf etmelerini istedik, ama ne yaptıysak itiraf etmediler. Tanrıya ve tarikatımıza bağlı olduklarını söylediler. İtiraf etmeleri işkence ile değilde yakılarak öldürülmeleri gerekeceğini söyledik. Yakılarak öldürülmek ruhun temizlenmesi olduğunu biliyorduk.
Kızlar, bir suçlarının olmadığını söyleselerde benimde bulunduğum Dominiken tarikatına mensup dört yargıç tarafından yakılarak öldürülmelerine karar verildi. Yakılacak gün geldiğinde meydanda bütün şehir halkı toplanmış, en güzel elbiselerini giymiş, saçları yapılmış kadınlar ve soylu erkekler yerlerini almışlardı. Altı kız öküzlerin çektiği bir kağnı ile getirildi. Yanımdan geçerken beni tanırlarsa hakaret ederler diye sırtımı döndüm ama yine de beni tanıdılar. Ama ne hakaret ettiler ne de fiziki saldırıları oldu. Yüzlerinde bir gülümseme vardı. İçlerinden biri şöyle dedi " Sevgi nefreti yenecek, Bir gün gelecek bugün yakılanlar, o gün yuceltilecek, korkunun hükümdarlığı bitecek, yalan ve iftiralarla bizim õlmemize sebep olanlar toplumunun en aşağı kişileri olarak anılacak, günün birinde dünya hükmünü verecek ama utanan biz olmayacağız " dediler. O gün haklı olarak yakılarak ölmesini isteğimiz o altı kız yıllar sonra hep iyi anıldı ama hüküm veren bizler değersiz olduk. Bize alkış tutan halk bir gün geldi etrafımızdan ayrılarak, bizleri sapkın ilan ettiler. Dindarlığımızın onlar için bir önemi kalmadı.
Bir gün gelecek Biz mi haklıydık? Kızlar mı haklı bunu Tanrı belirleyecek. Ama bir kazanan bir kaybeden olacak. Şundan eminim ki Bizi önce destekleyen sonra yerden yere vuran halkın sonu korkarım bizden ve kızlardan kötü olacak
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder