Haberler Türk kanalında Avrupalı yetenekli bir sihirbaz ile bir röportaj yapılıyor. Soru şu: Dünyanın bir çok yerinde gösteri yaptınız, aynı gösterileri Turkiyede de yaptınız. Tepki, beğeni ve geri dönüşüm olarak fark var mı? Varsa ne gibi farklar var?
Sihirbazın cevabı ilginç " Ben dünyanın bir çok noktasında gösterilerim oldu, gittiğim yerlerde seyirciyi hep eğlendirmişimdir, guzel de geri dönüşler olmuş, beğeni kazanmışımdır. Ancak Türkiye'ye ikinci gelişim, birincisinde seyirci pek eğlenmiş gibi görmedim, ikincisinde de öyle buna bir anlam veremedim diyemeyeceğim, çünkü Türk seyirci sihirbazlık gösterisini bir eğlence olarak görmüyor. Herkes pür dikkat hilenin nasıl yapıldığı ile ilgileniyor. Sihirbazlık gösterisi ile bir eşyayı kaybetme durumu oluyor. Fizik kuralları gereği elbette hiç bir dış etken olmadan o eşya kaybol demek ile, bir kaç gizemli söz ile kaybolmaz zaten. İşin aslı el marifeti ve hızlılık ile eşya kaybedilir. Elbette ki bütün sihirbazlıklarda olduğu gibi yapılanlar bir hile. Başka ülkelerde ki halk nasıl yapıldığına bakmaz, oraya eğlenmek için gelmiştir, ve ödedikleri ücretin karşılığını eğlence ile alırlar. Ama Türk seyircisinde bu yok, bir ücret Ödemişse eğlenmek ikinci planda pür dikkat hileyi çözmeye çalışıyor. Gösterinin bütünlüğünden kopuyor. Eğlence bu sefer başka yerlere kayıyor.
Bunu bir toplum bilimci, toplum sosyoloji ile ilgilenen arkadaşlarıma sordum. Dediler ki bu insanlar hep hayat meşguliyeti içinde olmuş, eğlencenin ne olduğunu bilmiyorlar. Güven duyguları çok zayıf ya da hiç yok. Başkasından bir sorunun çözümünü istemekte çekingenler o nedenle hileyi kendileri bulmak istiyor. Ha keza hileyi bulsalar ne olacak, ne kazanacaklar, bir hiç. Sadece kendini hayal dünyasında ispatlama çabası içinde olması nedeniyle mutlu hissedecek. Baskılanmış İnsan ve toplumlarda bu tür davranışların olması doğal.
Ortadoğu toplumlarında görülen bu davranış biçimi kuşaktan kuşağa aktarılması sonucu bazı bölgelerde bir gelenek, kültür haline gelmiş. Kısa sürede bu davranış biçimini değiştiremezsiniz. Ortadoğu toplumları gel-git toplumlarıdır. Yarın ne olacağını kimse ne bilebilir ne de kestirebilir. Bunun örnekleri geçmişte olduğu gibi bugünde görülebiliyor. Bir iktidar sahibi öldüğünde ülke dağılıyor. Kişilere özgü devlet. Cengiz han, Timur en basit örneği. Günümüzde Irak, Suriye, Libya. Öyle ülkeler var ki seçim yapılmış, tek başına kimse iktidar olamamış ama bürokrasi iktidarsız ülkeyi normal şekilde yıllarca götürebiliyor. Ülkede yanlış giden ne varsa sistem hemen onu onarabiliyor. Onun için böyle toplumlarda seçim ön plana çıkmıyor ha keza siyasetçi olma hevesi de pek kimse de yok. Burda yaşayan insanlar sadece eğlence peşinde, hile arama dertleri yok.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder