İnsan mutlak son, ölümlü olduğunu bildiği halde neden hiç ölmeyecekmiş gibi hareket eder bilinmez ama ortada bir gerçeklik vardır ki, gücü eline alan herkes ölümsüz bir tanrı hevesine kapılır. Gücü arttıkça tanrılık inancı da parelel olarak pekişir. Nemrut buna örnektir. Hz İbrahim "Benim rabbim öldürür ve diriltir" deyince Nemrut da "Bende öldürür ve diriltirim" demiştir. Hz İbrahim "Benim rabbim güneşi doğudan doğurur, batıdan batırır" deyince Nemrut söyleyecek söz bulamayıp Hz İbrahim'i düşman olarak görmüş, ilan etmiştir. Çünkü Hz İbrahim Nemrut'un bir tanrı olmadığını ispat etmiştir. Kendini tanrının yerine koyanların ortak özelliği sadece kendine karşı fikirler üretenler değil, fikirlerini ispat etmeleridir. Gücü elinde bulundurup kendini vazgeçilmez sananlar tanrılık yolunda engel olan her şeyi ne pahasına olursa olsun kaldırmak düsturunu ilke edinir, bu yolla masum insanların canını almadan geri durmazlar. Hz Musa olayında sadece bir müneccimin Firevuna " Senin saltanatını yıkacak olan, Yahudi kavimden gelen bir erkek olacak" demesi Firavun'un bütün erkek çocuklarının öldürülmesi emri vermesi zalimliğin boyutunun bir üst sınırının olmadığının göstergesidir.
Demirci Efeye sormuşlar "Halka niye zulmediyorsun" oda demiş ki "Yönetmek ya ilimle olur, ya da zulümle. Bende ilim yok, ben de zulümle yönetiyorum" Zulüm ile idare edilen hiç bir halk iflah olmamıştır.
Ölü at hikâyesi var. Üzerine binilen at ölürse inilir, hedefe başka bir at ile devam edilir. Ölü at ile menzile ulaşma çabaları, zaman kaybı dışında, olmayacak şeye amin demektir. Ölü atın kalkması için ne kadar uğraşsan, kırbaçlasanda nafile, Rab değilsin ki ölüleri diriltesin. İnsan burada yanılgıya düşüyor. Kendilerine hemen bir Rab edinme çabası toplumu yiyip bitiriyor. Kendileri helak olduğu gibi, sessiz kalanlar, masumlar da peşlerinden gidiyor.
Bir Arap aliminin bir görüşü var. Diyor ki: " Hz Nuh'a melekler gelip, hakkını helak edeceğiz" dediklerinde, halkından on bin kişinin o gece Teheccüd namazında olduğunu iddia ediyor. Soruyorlar " onlar neden helak edildi. "Yapılan yanlışa sesini çıkarmadığı için " diyor. meleklerde demiyor mu? " Biz orada gerçekten inanan üç beş kişiden başka kimseyi bulamadık " demek ki sadece inanmak, ibadet yetmiyor. Yanlış iş yapanın karşısında da olmak gerek. Dil ile hareket ile hiç bir şey yapamıyorsa kalbin ile buğz ederek. Ama şu bir gerçektir Buğz imanın zayıf halidir.
Teknoloji ilerledikçe gerçekleri görme artması gerekirken, bazı toplumlarda zayıflama oluyor. Gerçeklerden teknoloji nedeniyle uzaklaşıyor. Teknolojiyi iyi kullananlar Manipülasyon tekniği ile toplumu gerçeklerden uzaklaştırmasını çok iyi yapıyor. Her şey olup bittikten sonra gerçekler gün yüzüne çıksa da hiç kimseye bir faydası olmuyor. Toplumumuzun kötü bir alışkanlığı var "Adam sende" sözü, hayatları alt üst ediyor.
Önderler, liderler, pastanın büyük sahipleridir. Aldıkları payları hak etmişlerse ne ala, diğer türlü vah hallerine. Kim kurtarır onları bilemem ama bildiğim bir şey vardır ki, hesaplar kolay olmayacak. Ateş onları çağırıyor olsa gerek. Kimsenin birbirine faydası olmadığı o günde, Vah mı edeceğiz, oh mu edeceğiz Hani diyor ya kitap
Ahzap- 67: “Rabbimiz biz önderlerimize ve büyüklerimize uyduk, onlar da bizi doğru yoldan saptırdılar.” 68: “Rabbimiz onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle rahmetinden mahrum et!” diyeceklerdir.
69- Ey iman edenler! Siz de Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın. Nihayet Allah onu, dedikleri şey den temize çıkardı. O, Allah yanında şerefli idi.
Yüz yirmi dört bin peygamberin ıslah edemediği bir dünyada Kim kimi kurtaracak?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder