Türkiye'de birde büyük bir sorun olan "Siyasi İslâm" gerçeği var. Dinî gerçekler ile değil, kendi gerçekleri ile hareket eden, yılanlara benzerler. Yılanlar her yıl derilerini yeniledikleri gibi bunlarda fikirlerini değiştirir. Ya da o günün konjektörü neyse ona göre pozisyon alır. Kendilerini dindar olarak tanımladıkları için dini emirleride bir yolunu bulup hüküm çıkararak değişimlerinin haklı gerekçesi olduğunu yüksek perdeden söylerler. Bukelemun gibi, bulundukları yerin rengine göre her renge girmek gibi bir kabiliyete sahiptirler.
Düşünceleri sabit değildir, sürekli olaylara ve duruma göre değişiklik gösterir. Menfaat, şahsi çıkar, bulundukları konumu koruma çabası içerisinde olduklarından vicdan ve özellikle gerçek inanç dan uzaktırlar. Dışardan bakarsan farklı görürsün onları. Dindar ve vicdanlı.
Yeni bir meziyet değildir bu davranış biçimi. Emeviler ile başlamış, kuşaktan kuşağa aktarılarak bugünlere gelmiştir. Bazen krallik olmuş, bazen padişahlık, bazen diktatörlük ilginç olan bazende demokrasi adına sürdürmüşlerdir yöntemlerini. Yönetim şeklinin bir önemi yoktur. Her yönetimde bir çıkar yolu bulmuşlardır. Yönetimler bunlar üzerinde baskı oluştursa da zamanla yönetimleri kendilerine benzetmişlerdir. Medeniyetlerini sürdürecek ne bir kültür ne bir gelenek vardır. Kültürleri ve gelenekleri şahsi çıkar ve iktidarların devamı için "mübah" üzerine kurulmuştur.
Bir ülkeyi savaşsız yok etmek istiyorsan bu fikirde olanları o ülkenin yönetimine getir. Onulmaz yaralar açarlar. Kısa sürede düzeltilemez nesiller inşaa ederler. Toplumun DNA sını değiştirirler. Sonunda da posası çıkmış bir toplumu kendilerinden sonraki yönetimlere teslim ederler. Hiç bir şey olmamış, yapmamışlar gibi çıkıp kendilerini haklı çıkaracak beyanatlarda bulunurlar. Muhalefet de olsalar kendilerinde değişen bir şey yoktur. Hep haklılardır. İyi, güzel bir şey yapılsa kendilerinin üstün meziyetleri ile yapılmıştır. Kötü yapılan işler bunların bilgisi dışında gelişen uluslararası durumun sonucu olduğunu söylerler. Bunlar hatasızdır. Kötüyü iyi, çirkini güzel, yanlışı doğru göstermek ve söylemekten çekinmezler. Olağan hayat akışında zor durumda olan halkın isteklerini pek dikkate almazlar. Yaptıkları her iş güzeldir ve ileride daha da güzel olacaktır. Ama hiç bir zaman güzel olmaz.
Kendileri zevk sefa içerisinde yaşarken halkın yaşantısını da kendilerinki gibi olduğuna inanırlar. Sadece kendileri vardır. Hep aynı gemide olduğumuzu söyleseler de, gemi batmaya başladığında kaçmak, gemiyi terk etmek için mutlaka bir planları vardır. Bunlar ile normal yollarla mücadele edemezsin. Onların dili ve davranışlarını taklit ederek mücadele edebilirsin. Onları taklit etmek elbette çok zordur. Onlar bu gibi bugün kara olana yarın ak demek normal insan davranışı olmasa da mecbursun.
Çözüm mü? Tek çözüm var. Bunları ne olursa olsun yönetim kadrosundan uzak tutacaksın. Bir ülkeye bunlar kadar zarar veren olmaz. Her düşünceyi, her ideolojiyi, her yönetim şeklini getir ama bunların kinden uzak dur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder