AKILDA KALMAYANLAR

25 Eylül 2025 Perşembe

EMPATİ ve İDEOLOJİ

       Empati diye bir kavram var. Bir mağduriyet karşısında  kendisini başkası yerine koyma, onun gibi düşünme, hareket etme olarak tanımlanır. Bu kelime her mağduriyet sonrası kullanılsa da hareketi tam olarak karşılayan bir kelime değildir.
      Empati bir davranış biçimi olsa da her durumda ihtiyacı karşılamaz. İnsanın yaşadığı acıyı, zulmü karşı taraf da aynı ölçüde yaşayacak ki empati yapabilsin; kendini onun yerine koyarak davranış şeklini belirlesin. Diğer türlü her söylenen söz ve davranış havada kalır, etkisiz, şekilsiz bir şey olur ki o da kimsenin işine yaramaz. Evladı öleni ancak evladı ölen anlar. Hani bir olay var. Şehzade Mustafa'nın katlinden sonra Kanuni'yi teskin etmeye gelen Rüstem Paşa' ya Kanunî, "Konuş, Rüstem Paşa konuş. Ne evlat senin, ne de devlet." demiş. Yaşamayan tam anlamıyla bilemez.
-----------------------------------------------------------
      İdeoloji, insanlığın müreffehi adına ne işe yarar, kaç kişinin hayatını kurtarmıştır? Bunların cevabını verecek daha hiç kimse çıkmadı. Yalnız toplumları karıştırarak masum insanları öldürme gibi bir araç olarak kullanma geleneği hiç bitmemiştir. 
      İnsan milliyetçilik, dincilik, komünizm, sosyalizm, kapitalizm gibi ideolojilere sahip olabilir. Dinin, milliyetin ne olduğu hiç önemli değil. Düşünceler, ideolojiler evrensel toplum yararı gözetmeyip,  belli bir azınlığa hizmet ediyorsa burada iyi niyet aranmaz. 
       Birileri savaşta kazanmak için her döneme uygun bir ideolojinin oluşmasını sağlamıştır . Bir zamanların komünizmi şimdi nerede? Miadını doldurdu, bir kenara atıldı. Belki bilinmez ama ileride kullanılacak bir aparat olarak tekrar gelir ve seçilmişleri mutlu etme ve onlara zafer kazanma aracı olur. Bir zamanların tek adam sultanlıkları şekil ve ad değiştirerek tekrar karşımıza çıkmadı mı? İdeolojilerin içeriği değişmez, sadece ad değiştirir. Bize de onu yeni gibi altın tepside sunarlar, ilginç olanı düşünmeden afiyetle yeriz onu. Yemesi güzeldir de sonradan karşımıza nelerin çıkacağını kimse bilemez. Ama hiç iyi şeylerin çıktığı daha görülmemiştir. 
       Bazı insanlar vardır hiç kaybetmez. Üzerlerinde hiç yara izi göremezsiniz. Kaybetmemesinin sebebi zekiliğinden değil, savaşa, mücadeleye hiç girmemelerindendir. Her zaman dönem adamıdır. Güçlünün yanındadır.  Arslan ile sırtlan hesabı, arta kalanlar ile yetinir. İşte bu da bir ideoloji. 
      Hayatta paranın hiç değerli olmadığını söyleyenlere bakın, hepsi de zengin, parası olanlardır. Bir garibin, gurabanın, fakirin ağzından böyle sözler çıkar mı? Parasızlığın ne kadar acı verdiğini bilir. Varlıklı olan varlıksızı nereden anlasın. Fakir iken zengin olan da bu kelimeyi kullanmaz. Her şey görerek, okuyarak öğrenilmez. Bazı şeyler vardır ki yaşayarak öğrenirsin. Hayatta kalabilirsen tabi ki. İdeolojiler öne çıkanı, sivrileni sevmez. Orada tek kişi vardır. Hiç kimse onun önüne geçemez. O gerektiğinde bir tağut, ilahi biri olarak görülür. Düşünmeden, akletmeden yaşanılan hayat, kişiyi ideolojilere sarar içinde kaybeder.
         Hindistanlı biri ile dalga geçmek için sorarlar, "Siz neden ineğe tapıyorsunuz?" Hindistanlı cevaplar, "Biz ineğe tapmıyoruz, yalnız bizim için kutsaldır. Sizin gibi biz kutsalımıza oy atmayız, yönetime getirmeyiz. Biz ineklerden süt sağarız, sizi ise kutsalınız sağar." der. İşte İdeolojiler böyle kutsaldır, sürekli insanı sağar.

10 Eylül 2025 Çarşamba

SİYASET VE DİN

       Kişi herhangi bir siyasi görüşe sahip olabilir A,B,C partisi hiç fark etmez. O Parti'nin fikirlerini, parti tüzüğünü, yaptıklarını da benimseyip propaganda aracı olarak kullanabilir. O parti ya da lideriyle kendini özeleştirebilir. Bunu kimse eleştiremez. Çünkü bunun altında yatan sebepleri kimse bilemez. Şahısta itiraf etmez zaten. Bu normal bir davranıştır.
       Anormal olan davranış bir partiyi savunan insanın dinî söylemleride çokça dile getirmesidir. Siyaset ile din bir arada yürümez. Parti'nin her yanlışı din ile özdeşleştirilir. Bu da dinin yozlaşmasına sebep olur. İçi boşalır. Dış kabuk patladığı zaman yanında kimse duramaz. İnsan eliyle üretilen bir din olur ki bu da evrensel değildir. Hıristiyanlık da olduğu gibi. 
       Karşı propaganda çok sert olur. Din ile partiyi özdeşleştirme tehlikelidir. Onarılmayacak yaralar açar.  Dinde olmayan hükümler bu yolla zamanla din hükmü haline gelir. Hırsız namaz kılanlar, zalim hacca gidenler, hak yiyen oruç tutanlar türer. Neden böyle diye Sorduğun zamanda "onun yeri ayrı, onun yeri ayrı" diye cevap verir. Halbuki durum hiç de öyle değildir. Din bir bütündür sebep sonuca bakar. 
        Dinin hiç bir hükmü yokken, yapılanları tasvip etmezken, birileri tarafından cevaz veriliyor intibası uyandırır. Din yozlaşır. Birileri bu yolla yol açar, hiç kimse bunu kapatamaz. Din ile siyaseti yan yana getirenler bu yol açanların bir parçası olur. İşte amel defteri burada kapanmaz. 
      Denebilir ki sahabe devrinde siyaset vardı, ikisini bir arada yürütüyorlardı. Biz sahabe değiliz. Peygamberimiz diyor ya " siz sahabeleri görseydiniz deli derdiniz, onlar sizi görselerdi bunlar Müslüman değil derdi " deli olamayız da Müslüman olmaya çalışalım.
      Herkesin fikrine saygı göstermek gerekir diye bir söz vardır. Fikirler saygı aracı değildir. Saygı insana yapılır. İnsanın Maymundan geldiğini öne sürülen fikirler var. Fikirlere saygı gösterilmeli diyenler buna saygı göstersin. Beraber yürüyüp yolları açık olsun. 
        Dini söylemleri çokça dile getirenler, siyasetten uzak dursun. Yol açarsınız, o yol iyi yere çıkmaz. Sevginizi içinizde tutun. 
        BEDAVA PEYNİR ANCAK FARE KAPANINDA OLUR.

3 Eylül 2025 Çarşamba

NE DEĞİŞTİ?

      İlk çağ insanların nasıl yaşadığını, hayatta kalabilmek için ne tür mücadeleler verdiğini merak edip durmuşuzdur. Bu merak, öğrenme isteği bize ne kazandırır bilinmez ama yaşadığımız şu hayat ile paralellikler gösterdiği gerçeğini de göz ardı etmemeliyiz.
        Her hangi bir yerde (Bu dünyanın neresi olursa olsun) insanlar belli bir yaştan sonra bir araya geldiklerinden geçmişi yad etmede, güzelliklerini, acılarını, mutluluklarını, hüzünlerini büyük bir özlem ile anlatmaktan geri durmazlar. Eski daha mı güzeldi? Buna verilecek cevap kişiden kişiye elbette değişiklik gösterir. Hayatında yüzde yüz değişiklik olanların cevapları daha belirgin olur.
         Geçmiş güzel miydi? Aslında yaşadığı an ile arasında bir fark yoktu. O günkü yaşadıklarını tam olarak içselleştirememiş, özümsemiş olaylardır yaşadıkları, sonu hüsran ile biten, büyük acılar yaratan bir anıyı kimse anlatmaz, çünkü o gün bütün yönleriyle tam yaşanmıştır. Bu artık bir anı olmaktan çıkmıştır. Tekrar yaşanmasını istenmeyen anılar anlatılmaz hep güzelliklerinden bahsedilir. Bugün yaşanılan yarın nasıl anlatılacak, nasıl yad edilecek orası bilinmez ama yakın olacak. Bugün yaşanılanlar yarın özlem ile anlatılacak. Bugün güzel yaşarsan yarın anlatma ihtiyacı duymazsın.
         Yaşlıların geçmişte yaşanılanları anlattıkları ile günümüz arasında bir fark varsa zamana dikkat etmek gerekir. Anlatılan zaman dilimi ile yaşanan zaman arasında fazla bir fark yoksa ve anlatılanlar yeni nesil tarafından bilinmiyor ya da saçma olarak adlandırılıyorsa geleneğin, kültürün, töre nin ne kadar hızlı bir şekilde değiştiğinin göstergesi sayılır. Yüzlerce yılda acı veya tatlı tecrübelerle inşa edilen kültürün bir anda yıkılması aileyi ve toplumu yozlaştırıp çökertir. Zaman içinde toplum bireyleri bunun farkına varmaz. ileri ki yıllarda değişikliğin zararlarını görüp yaşadıkça yad ederler. O an anlatılması gerekenler onlarca yıl geçtikten sonra anlatılmasının kimseye bir faydası dokunmadığı gibi, geri de gelmez, mazide bir anı olarak kalır. 
       Teknoloji her şeyi değiştirir. Olumlu yönde gibi gözükse de olumsuzluk daha fazladır. Önemli olan insanın yaşam hakkıdır. Yaşam olmadan refahın, zenginliğin, gücün, kudretin ne önemi var. İstediğim gibi düşünemeyip, hareket edemiyorsam yaşamanın ne anlamı var. İlk çağlarda insanlar teknolojiden yoksundu ama zor olsa da hayatta kaldılar. Onlara tek bir merkezden emir veren, hareketlerini kısıtlayan, istediği zaman da cezalandıran kimse yoktu. Kabile halinde yaşar, herkes birbirini tanır, biri diğerine üstünlük kurma gibi bir olanağa sahip değildi. Avlanılacaksa, nasıl olacağına, ne olacağına oturur herkesin görüşü alınarak bir karara varılırdı. Bu şekilde olması hataları telefi etme şansı verirdi. 
       Zamanla insan kendini geliştirdi tabi teknoloji ile birlikte. Servet ve güç sahibi olma isteği parelel olarak kendini göstermeye başladı. Bunu yeni aletlerin icadı ile oldu. Avlanmak için kullanılan ve her daim geliştirilen silah av ile birlikte belki arkadaşına, belki de komşusuna çevrildi. Güçlü olan hükmetmeye başladı, güçlünün yanında yer alma yarışı öyle hale geldi ki rekabet insana ölüm getirdi. Rakibini ilk fırsatta yok et. Yaşam hakkını elinden al. 
      Binlerce yıl süren bu mücadelede değişen hiç bir şey olmadı. Halen Servet ve güç peşinde koşan kişiler ile gücün yanında yer alma çabası son hızıyla devam ediyor. 
        İlk insanların haberleşme araçları kısıtlı olduğu için on km ötedeki insanı kontrol etmesi imkansızken günümüzde bırakın on km yı binlerce km ötedeki insanı köle olarak kullanma imkanına sahipsin. Muhaliflerin hareketlerini kontrol etmek teknoloji ile mümkün olduğu gibi yok etmekte parelel olarak teknoloji ile oldu. 
       Rusya Stalin rejiminde insanlar muhbirlik ile kontrol edildi. Yani gücün yanında olan satılmışlarla. Bunlar düşünmez sadece denileni yapar. Köpek misali. Çocuk babasını muhalif diye ihbar etti, baba kurşuna dizildi, çocuk ödüllendirildi. Hiç de pişmanlık duymadı. Çocuk aç olan annesinin izinsiz bir avuç pirinç yediğini ihbar etti, anne öldürüldü, çocuk ulusal kahraman ilan edildi. Yani muhbirlik bir meslek, yükselme, ödüllendirilme aracı oldu. İnsan annesini babasını, baba evladını ölüme gönderir mi? Gönderir akıl tutulması yaşayıp lider gördüğü kişiyi ilahlaştırıp kendine tağut olarak görürse yapar. Daha da ileri gider. Satamayacağı şey yoktur. Karısı, kızı dahil.
        Sözüm özü teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin ilk çağlardaki insan ile günümüz insanın ihtiyacı aynıdır. BARINMA ve KARNINI DOYURMA. ileride de öyle olacak. Onun için her şeyi de fazla dert etmenin bir anlamı yok.

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...