AKILDA KALMAYANLAR

3 Eylül 2025 Çarşamba

NE DEĞİŞTİ?

      İlk çağ insanların nasıl yaşadığını, hayatta kalabilmek için ne tür mücadeleler verdiğini merak edip durmuşuzdur. Bu merak, öğrenme isteği bize ne kazandırır bilinmez ama yaşadığımız şu hayat ile paralellikler gösterdiği gerçeğini de göz ardı etmemeliyiz.
        Her hangi bir yerde (Bu dünyanın neresi olursa olsun) insanlar belli bir yaştan sonra bir araya geldiklerinden geçmişi yad etmede, güzelliklerini, acılarını, mutluluklarını, hüzünlerini büyük bir özlem ile anlatmaktan geri durmazlar. Eski daha mı güzeldi? Buna verilecek cevap kişiden kişiye elbette değişiklik gösterir. Hayatında yüzde yüz değişiklik olanların cevapları daha belirgin olur.
         Geçmiş güzel miydi? Aslında yaşadığı an ile arasında bir fark yoktu. O günkü yaşadıklarını tam olarak içselleştirememiş, özümsemiş olaylardır yaşadıkları, sonu hüsran ile biten, büyük acılar yaratan bir anıyı kimse anlatmaz, çünkü o gün bütün yönleriyle tam yaşanmıştır. Bu artık bir anı olmaktan çıkmıştır. Tekrar yaşanmasını istenmeyen anılar anlatılmaz hep güzelliklerinden bahsedilir. Bugün yaşanılan yarın nasıl anlatılacak, nasıl yad edilecek orası bilinmez ama yakın olacak. Bugün yaşanılanlar yarın özlem ile anlatılacak. Bugün güzel yaşarsan yarın anlatma ihtiyacı duymazsın.
         Yaşlıların geçmişte yaşanılanları anlattıkları ile günümüz arasında bir fark varsa zamana dikkat etmek gerekir. Anlatılan zaman dilimi ile yaşanan zaman arasında fazla bir fark yoksa ve anlatılanlar yeni nesil tarafından bilinmiyor ya da saçma olarak adlandırılıyorsa geleneğin, kültürün, töre nin ne kadar hızlı bir şekilde değiştiğinin göstergesi sayılır. Yüzlerce yılda acı veya tatlı tecrübelerle inşa edilen kültürün bir anda yıkılması aileyi ve toplumu yozlaştırıp çökertir. Zaman içinde toplum bireyleri bunun farkına varmaz. ileri ki yıllarda değişikliğin zararlarını görüp yaşadıkça yad ederler. O an anlatılması gerekenler onlarca yıl geçtikten sonra anlatılmasının kimseye bir faydası dokunmadığı gibi, geri de gelmez, mazide bir anı olarak kalır. 
       Teknoloji her şeyi değiştirir. Olumlu yönde gibi gözükse de olumsuzluk daha fazladır. Önemli olan insanın yaşam hakkıdır. Yaşam olmadan refahın, zenginliğin, gücün, kudretin ne önemi var. İstediğim gibi düşünemeyip, hareket edemiyorsam yaşamanın ne anlamı var. İlk çağlarda insanlar teknolojiden yoksundu ama zor olsa da hayatta kaldılar. Onlara tek bir merkezden emir veren, hareketlerini kısıtlayan, istediği zaman da cezalandıran kimse yoktu. Kabile halinde yaşar, herkes birbirini tanır, biri diğerine üstünlük kurma gibi bir olanağa sahip değildi. Avlanılacaksa, nasıl olacağına, ne olacağına oturur herkesin görüşü alınarak bir karara varılırdı. Bu şekilde olması hataları telefi etme şansı verirdi. 
       Zamanla insan kendini geliştirdi tabi teknoloji ile birlikte. Servet ve güç sahibi olma isteği parelel olarak kendini göstermeye başladı. Bunu yeni aletlerin icadı ile oldu. Avlanmak için kullanılan ve her daim geliştirilen silah av ile birlikte belki arkadaşına, belki de komşusuna çevrildi. Güçlü olan hükmetmeye başladı, güçlünün yanında yer alma yarışı öyle hale geldi ki rekabet insana ölüm getirdi. Rakibini ilk fırsatta yok et. Yaşam hakkını elinden al. 
      Binlerce yıl süren bu mücadelede değişen hiç bir şey olmadı. Halen Servet ve güç peşinde koşan kişiler ile gücün yanında yer alma çabası son hızıyla devam ediyor. 
        İlk insanların haberleşme araçları kısıtlı olduğu için on km ötedeki insanı kontrol etmesi imkansızken günümüzde bırakın on km yı binlerce km ötedeki insanı köle olarak kullanma imkanına sahipsin. Muhaliflerin hareketlerini kontrol etmek teknoloji ile mümkün olduğu gibi yok etmekte parelel olarak teknoloji ile oldu. 
       Rusya Stalin rejiminde insanlar muhbirlik ile kontrol edildi. Yani gücün yanında olan satılmışlarla. Bunlar düşünmez sadece denileni yapar. Köpek misali. Çocuk babasını muhalif diye ihbar etti, baba kurşuna dizildi, çocuk ödüllendirildi. Hiç de pişmanlık duymadı. Çocuk aç olan annesinin izinsiz bir avuç pirinç yediğini ihbar etti, anne öldürüldü, çocuk ulusal kahraman ilan edildi. Yani muhbirlik bir meslek, yükselme, ödüllendirilme aracı oldu. İnsan annesini babasını, baba evladını ölüme gönderir mi? Gönderir akıl tutulması yaşayıp lider gördüğü kişiyi ilahlaştırıp kendine tağut olarak görürse yapar. Daha da ileri gider. Satamayacağı şey yoktur. Karısı, kızı dahil.
        Sözüm özü teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin ilk çağlardaki insan ile günümüz insanın ihtiyacı aynıdır. BARINMA ve KARNINI DOYURMA. ileride de öyle olacak. Onun için her şeyi de fazla dert etmenin bir anlamı yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...