Tasavvufun ana teması kendinde yok olmaktır. Önce Fena fil vücut: (Kişinin tüm duygularından sıyrılması ve yokluğun sınırına ulaşması. Kişinin kendinden geçtiği bir aşamadır.) Sonra Fena-i mutlak: (Bütün varlığından sıyrılarak yok olması.) En son Fena-il fena: (Olgunluğun en yüksek aşaması olarak kabul edilir.) tasavvuf da bunları arayanlar bulmuşlarmıdır bilemem. Buldularsa dışarıya sızdırmamaya çalışıyorlardır. Çünkü bin yıldır ortada bir şey gözükür olmadı. Peygamberimiz bir hadis te sahabeler ile ilgili diyor ya: " Siz onları görseydiniz deli derdiniz, onlar sizi görseydi bunlar Müslüman değil derlerdi" etrafınıza bakın inancından dolayı deli muamelesi yapılanı gördünüz mü? Ama bunun yanında "Bu Müslüman değil" sözlerini çok işitmişinizdir. Elbette hiç kimse sahabe değil ama örnekler hep Hz Ömer adaleti üzerinden yürütülüyor. Söz var icraat yok orası ayrı bir konu. Sözler Hz Ömer, yaşantı Ebu Cehil.
Günümüzde ki tasavvufçular Bin yıl önce yaşamış hangi tasavvuf ehlinin yolundan gittiklerini de bilemiyorum.İbrâhim Ethem mi, Beyazıt ı Bestami mi, Hallacı Mansur mu, Şahı Nakşibendi mı, Ahmet Yesevi mi, Hacı Bektaş Veli mi. Ebu Hanife mi, İmam Malik mi, İmam Şafi mı, Ebu Hanbel mi. Karar vermek zor olmasa gerek. Sözlerin havada kaldığı bir zamanda kimi takip ettiğinin de aslında bir önemi yok. Allah bir ayetinde diyor ya " Siz önceki toplumların çektiğini çekmedikçe cennete gireceğinizi mi sanıyorsunuz" biz ne çektik ki. Hallac-ı Mansur gibi derimiz mı yuzüldü, inancımızdan dolayı ateş dolu hendeğe mi atıldık, etimiz kemiğimizden tarakla mı ayrıldı, İbrâhim Ethem gibi sultanlık tahtını mı bıraktık, Ebu Hanife gibi Zindan da kırbaçlanarak mı öldürüldük, İmam Şafi gibi sürgün mü edildik, Ebu Hanbel gibi eve kapatılıp fetva vermemiz mi yasaklandı, İmam Mâlik gibi zindana mı atıldık. Hangisini çektik de " Allah'ım senden gelen her şeye razıyım" dedik.
İbrâhim Ethem e atf edilen bir hikaye var. İbrâhim Ethem kuş tüyü yatağında yatarken damının üzerinden bir ses gelir, merak eder bakarki bir şahıs bir şeyler arıyor. Bre be adam ne arıyorsun der. Adamda eşeğimi arıyorum der. İbrâhim Ethem burada mı aranır Bre be gafil der. Adam da sen de kuş tüyü yatağında Allah'ı arıyorsun kim gafil acaba" der. Şimdi kuş tüyü yataklar yok ama ona benzer yataklarımız da Allah'ı aranayanımız da az değil.
İmam Malik namaz kılmak için bir camiye gider. Kapıda camii için para toplandığını görünce geri döner. Dönme sebebi sorulunca "Buraya dünyalık girmiş burada namaz kılınmaz" der. Bu deliliği hangimiz yapıyoruz. Bunlar korku içinde böyle yaşarken, bizlerin her tarafı dünyalık olmuş, kendimizi garantide sanıyoruz.
Hangimiz inancı için hicret etti? Hangimiz inancı için mesleğini bıraktı. Hangimiz hakka, hukuka bağlı kaldı. Hangimiz zalime meyl etmedi. Allah kitabında demiyor mu " zalime meyl etmeyin ateş dokunur" diye. Sıcacık yataklarımız da, dünyalık konforlu evlerimiz de Allah'ı ve kurtuluşu arıyoruz. Biz ancak kendimizi kaldırıyoruz, farkında değiliz. Tespih, zikir çekerek cennete gidilseydi Beyazid ı Bestami akıbetinden emin olurdu. Beyazıt a sormuşlar niye belin bükük "Şeyhimi cehennemde ateşler içinde gösterdiler, ondan sonra bir daha doğrulamadım" demiş. Korkudan beli büküleni hiç gördünüz mü?
Etrafınızda kendi malı gibi cennetten yerler dağıtanlara rastlamışsınızdır. En güzel yerleri bizler için ayarlıyorlar. Sanki cennet tapulu malları. Biri çıkıyor sen cehennemlik sin diyor, ya sen deyince, orasını Allah bilir diyor. Ne garip değil mi? benim gideceğim yeri biliyor ama kendisi için Allah'ı adres gösteriyor.Bu sahtekarlar sadece bizde diyemeyiz. Biz İslam'ın orta çağını yaşıyoruz, yaşatıyorlar. Hiristiyanlık da yaşamadımı bunları. Bize de bir Luther mi lazım? Cehennemi yargınlandığı mahkemeden satın alıp da halka " korkmayın cehennemi satın aldım, kimseyi oraya sokmayacağım" diyen. Ulufe dağıtır gibi cennet, cehennem dağıtan soytarılarılardan ne zaman kurtulacak bu Müslümanlar. Emek vererek cenneti aramaktansa, bir kaç menfaat karşılığı cennetden bir yer kapmak daha kolayımıza geliyor.
Yanıldığımızı anlayacağız ama geç kalmış olacağız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder