İnsan bir şey yaratamaz. Sadece var olanı açığa çıkarır. Sıkça kullanılan "yaratma" kelimesi dini açıdan kabul edilemez kabul edilir. Aslında Allah yaratanı yaratandır. Her zaman için bir üst makamdadır. Yaratma sözcüğüne buradan bakıldığı zaman yaratma küçülür.
İnsan sanat eserleri ortaya koyar. Var olan dışında farklı bir objeyi kullanamaz. Ressam doğayı, insanı, şehri, makinayı aklınıza ne gelirse fark etmez gördüğünün dışına çıkamaz. Heykeltıraş da öyledir. Taklitçilik yapar. Sadece sanatçılar arasında ki fark biri daha çok benzetir, diğeri daha az. Bire bir kopyasını yapması mümkün değildir.
Sanatta bazen kandırmacalara rastlanır. Gördüğü bir aslanın yanına ceylan konur. İkisinin bir araya gelmesi mümkün olmayan durumlar resmedilir. Dost ile düşman bir araya getirilir. Bu bir aldatmacadır. Bu aldatmaca insan beyninden çıkar. İnsan beyni bu aldatmacayı yapma kabiliyetine sahipse bedeninde olduğu insana da yapmaz denilemez. Beyin duyduğumuz garip bir sesi daha önce duyduklarımızla karşılaştırır ona göre karar verir. Bazen benzetme yapar. Ya hiç duymadığı bir ses ise. O zaman korkuyu, heyecanı, merakı devreye sokar. Korku insanı içine kapatır, heyecan ile merak araştırmaya sevk eder. İnsan bilmek ister. Merakın peşinden gider. Bunu yaparken beyin devre dışı kalır. Merakın sonuçlarını idrak edemez hale gelirse. Bedeninde olduğu kişiye dost değil düşman olur.
İnsanın aldatılmasına sebepte bu değil midir? Toplum olarak içimizde ki düşmanlar bazen en yakınımızdadır, ama görmeyiz. İçimizdeki bu düşmanların, düşman olduğuna ihtimal vermediğimizin sebebi, beyninizin bize hiyanetidir. Beynimiz ile düşmanımız işbirlik halindedir.
Dinlerin oluş sebeplerinden biri de budur. Beynimizi bazen devre dışı bırakır. Dinlerin kesin olarak hükmettiği bir şeyi bazen beyin kabul etmez. Sorgular. Sorgulamada doğruyu bize gösterecek kimdir? İnsan bu sorununu çözmek için ilahi mesajlar arar. Burada din devreye girer. Bazen olur ki, çözümün ilahi olup olmamasının bir önemi yoktur. Beyin işte burada da devreye girerek hıyanet etmeye başlar. Beyin sonuca bir an ulaşma peşindedir. Kaynağın ilahi olup olmadığını sorgulamaz. Dinlerin ilk çıktığı ilahilikten uzaklaşma sebebi, insanın birey olarak her zaman aldatmaya ve aldatılmaya açık olmasıdır. Aldatma yolu ile kendine göre kurallar koyan insan koyduğu kuralı ilahi mesaj diye başkasına satar.
Her insanın beyni vücuda hizmet etmek zorundadır. O vücuttan hayat bulan organ nasıl olurda bir an gelir ki başkasına hizmet eder. Hizmet ettiği kişinin menfaatlerini kendininkinden üstün tutar. Bu da beynin bir aldatmacasıdır. İnsana aldattığı izlenimini vermez. Hep olumlu yönden bakmasını sağlar. Ne zaman ki insan her şeyini kaybeder, o zaman beyin yine devreye girer. Kendini suçlamaz, her davranış ve konuya bir mazeret ortaya koyar. Halbuki koyduğu bu mazeretlerin altı boştur. Beyin ona idrak ettirmez. Bu gibi insanlar özgür olduklarını sanırlar, ama durum hiç de öyle değildir. Bir insan Satılan, kiraya verilen bir mal'ı üzerinde ne kadar tasarrufu varsa, kendi beyninede o kadar tasarrufu vardır.
Kolay değil bu kiralama, satılma işi. İstenildiği gibi kullanılan beyin körelir, yok olur. Kiralayan kişi hor kullanır onu. "El elin işini türkü söyleyerek yaparmış" kiralanan beyin de türkü söylenerek kullanılır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder