AKILDA KALMAYANLAR

24 Kasım 2025 Pazartesi

DELİLER 14

             1860 yılında Fransa'da Emili adlı bir demirci asıldı. Daha sonra demircinin masum olduğu anlaşıldı. Halen Fransa da ağır cezalarda duruşma yapılırken karardan önce siyah bir elbise giymiş bir mübaşir duruşma salonuna gelir "Demirci Emili'yi unutma diye bağırır.
      Yine Venedikte bir değirmenci asılır bunun da masum olduğu anlaşılır. Her adliye binasının girişinde değirmencinin haksız yere asıldığına dair bir yazı vardır, ve her hakim kapıdan girerken bu yazıyı okuyup selamlamak zorundadır. 
        Bunlar sadece adaletin önemini belirten örnekler. O ülkelerde Elbette farklı adaletsizlikler olmuştur ve olurdurda ama senbolikte olsa adalet adına yapılan bu davranışlar küçümsenecek bir şey değildir. Bu tür uygulamaları keşke bütün ülkeler yapsa. Ama bazı ülkelerde haksız olarak verilen kararları yazmaya kalksalar adliye binalarının duvarları bu yazılarla dolar. Siyah elbise giyerek bağıran mübaşir işine hiç girmeyeyim. Ad saymaktan mahkemeler iş yapamaz hale gelir herhalde.
-------------------------------------------------------------
      "Oturmak" diye bir eylem kelimesi var. Bir yere gidersiniz, ilk söyledikleri "oturmazmısınız" olur. Mesela bizde "misafirliğe gidelim" çok az kullanılır. Ne deriz "oturmaya gidelim mi" millet olarak oturmayı çok seviyoruz herhalde onun için ilerleyemiyoruz kanısındayım. Oturmaktan çalışmaya fırsat bulamıyoruz. Bir kalksak dünyayı altını üstüne getireceğiz de yüzyıllar önce biz bir oturduk, pir oturduk. Sürekli önümüze pasta, börek, çay koyuyorlar. Sevdiğimiz şeyler bunlar. Ölünce kalkarmıyız, pek sanmıyorum, orada da oturtulacağız, inşallah yumuşak bir yere oturturlar. Diğer türlü halimiz harap.
--------------------------------------------------------------
         Bir mezar taşında şöyle yazar "iyilik iyidir" biri bir para bulur, sahibine teslim eder. Ne deriz " dünyada iyi insanlar da varmış" çok olağanüstü bir şeyle karşılaşmış gibi methiyeler düzeriz. Halbu ki vicdan ve dinler bunu emreder. Olağan olması gereken bir hareketi olağanüstü yaparız. Mesela halkına sürekli zulm eden bir idarecinin bir merhameti lütuf gibi algılanır. Halbuki bunun tam tersi olması gerekir. Yine vicdan ve din bunu emreder. Biz hayatı akışına göre normal yaşamıyoruz. Anormal yaşadığımız için iyilik, merhamet bize lütuf gibi görünüyor. Dünyada ki bu kadar acı, açlık, zulüm, ölüm bu yüzden gerçekleşiyor daha acısı bize bunların normal davranış biçimi olduğu söyleniyor. Anormali normal gibi yaşıyoruz. Bu şekilde inandığımız ve yaşadığımız müddetçe ne hırsızlıklar, ne zulümler, ne açlık ne de ölümler bitmeyecek. 
--------------------------------------------------------
          "Zalim" kendi çıkarı için her türlü kötülüğü yapan kişi. Burada ki kötülük evrensel davranış biçimlerine ters olan şeydir. Diğer türlü davranışlar toplumdan topluma değişebilir. Mesela Fransa da Mary isimli kadınlar fuhuş yapamaz. Ama diğer ülkelerde serbesttir. Önemli olan evrensel boyut. Hep derler "Zalim ile mücadele etmek, ona karşı olmak" lazım. Hayır zalim ile mücadele bizim işimiz değil o Allah'ın işi bizim işimiz zulüm ile. Farkı nedir? O zalimi zulüm yoluyla, ses çıkarmayarak zalim yapan toplumlardır. Toplum karşı tepki verse zalim olabilir mi? Onun için zulmü engellersek içimizden zalim çıkmaz. Mesela inanmamak bir zulümdür. Peki bu zulmün zalimi kimdir? Buna cevap verirsek arada ki farkı anlarız.
++++++++++++++++++++++++++++
        . Napolyon generalini çağırıyor soruyor. "Biz bu savaşı niye kaybettik" general cevap veriyor. "Bunun üç sebebi var" Napolyon "nedir" general.   " Birincisi paramız yoktu" Napolyon hemen sözünü kesiyor "gerek yok diğerlerini sayma" demiş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...