AKILDA KALMAYANLAR

13 Ocak 2026 Salı

DİNLER VE DEVLETLER

      Hiç bir din olmasın ki, doğduğu topraklarında hüküm süren devletler tarafından baskı görmesin. Her din çıktığında iktidarda bulunan kişi ya da kişiler tarafından kendilerine ya bir alternatif ya da tehdit olarak algılamasın. Bunun yanında aynı topraklarda ki inanç sistemleri de buna karşı hareket etmemiş olsun. Burada doğruyu söylemenin hiç bir önemi yok. İnsanlar için önemli olan bulundukları konumlarını kaybetme korkusu her şeyin önüne geçer. Sonra değişen bir şey olur mu? Olmaz. Karşı çıktıkları din'i kendi kontrollerine aldıkları zaman, istenmeyen din bir anda kıymete biner. Bundan sonra Koltuklar, makamlar, iktidarlar bu din sayesinde ayakta tutulacaktır.
          Dinin getirdikleri ile yetinmeyen idareciler kendilerini Allah yerine koyup yeni ihtisaslar yapacak din budur diye halkına din yardımıyla zulm edeceklerdir. Din makam, koltukları korumak için sadece bir araçtır. Firevun Hz Musa'nın getirdiği dinî kabul etmedi, onunla mücadeleye girişti sonu hüsran oldu. Firevunun korkusu din yada Hz Musa değildi. Bulunduğu makamın gitmesinden korktuğu için mücadele etti, ancak başarılı olamadı. Roma geçmişten ders almış gibi hareket etti. İlk zamanlar Hıristiyanlara zulüm edip yasaklama yoluna gitmiş ise de, bu hatayı uzun süre devam ettirmedi. Bilâkis Hıristiyanlığın en büyük destekçisunin kendisi olduğunu ilan ederek,  Hıristiyanlığın devlet ideolojisine göre şekillendirdi. Bu şekillendirme ne kadar Hıristiyanlıktan uzak olsada Halk dinin içindeki değerlerden çok ismi ile ilgilendiğinden karşı çıkmadı. Müslüman dünyasındaki durumda pek parlak olmadı. Her devlet dini kendi ideolojisine göre şekillendirme yoluna gitti. Devlet halkına sürekli "Benim izin verdiğim şekilde dinini yaşayabilirsin" dedi. Halklar buna yok diyemedi. Az olsun benim olsun mantığı ile hareket etti. İnandığı değerler bir bir elinden alındı bunun farkına varamadı. İşin sonunda baktı ki elinde hiç bir şey kalmamış.  Kendi ile değerlerini ya kendi yıktı ya da yıktırdı. Hiç bir suçu sorumluluğu yokmuş gibi "Dinin içi boşaltıldı" diye fevaren etti. İnsan kendi kendini yok eden bir makina haline gelmişse, onun önünde durulmaz. Kendim ettim kendim buldum mantığı. İnsan hem fail hem mağdur olurmu? Oluyormuş demek ki.
         Hz Muhammed'in amcasının kervanı ile Suriye ye yolculuğu var. Orada Bahira adında bir rahibin Hz Muhammed de  peygamber alametini gördüğü, bu nedenle hemen oradan uzaklaşmaları gerektiği ile ilgili bir hikâye anlatılır. Bu bir mucize midir?  Rahip açısından evet. Ancak Hz Muhammed açısından sıradan bir vaka. Siyer kitaplarında anlatılan bu olayın Müslümanlara ne gibi bir faydası var ki anlatılır anlamak mümkün değil. Ortada bir mucize varsa Hıristiyanlıktan uzaklaştığını iddia ettiğimiz Hıristiyan rahip Bahira göstermiştir. Diğer bir neden var ki daha ağır. Sözde Kur'an ı Kerim'i Bahira Hz Peygambere yazdırmış iddiası. Hıristiyanlar bu olayı her yönden kendi lehlerine kullanmasını çok iyi bildikleri halde, bu olayı Müslümanlar niye dillendirir anlamak mümkün değil. Sebep sonuca bakarsan bu hikayenin kârlı tarafı Hıristiyanlar. Hz Muhammed'in peygamberlik yolunda ilerlerken böyle bir mucizeyi neden ihtiyaç duysun. Hikayeden kim menfaat elde ediyorsa, yazanda o dur.
     

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...