İnsanlar arasında ırk olarak ayrım ne zaman oldu? Kim ne amaçladı? Amacına ulaştımı? Bu soruların net bir cevabı yok. İnsanların ayrışma sonucu değişik coğrafyalarda hayatta kalabilmek, güvenliklerini sağlamak, besin ihtiyaçlarını karşılamak için oluşturdukları toplumsal birliktelik muhtemel olsa gerek. İlk insan ile birlikte geliştirilen bu argüman, binlerce yıl geçmesine rağmen halen varlığını sürdürüyor. Bir farkla. Toplumun bütün bireyleri bu ortaklıktan yararlanıyorken, günümüzde belli kişi ve çevrelerin menfaatleri doğrultusunda kullanılır olmasıda bir gerçek olarak ortada duruyor.
Milliyetçilik, kavmiyetçilik dediğimiz bu kavram. Doğru kullanıldığı taktirde, toplumları güvenli şekilde atakta tutan bir olgu olabilir. Ama günümüz dünyasında kötü ellerde oyuncak olmuş olan milliyetçilik. Birilerinin rahatı, servet sahibi olmasını sağlayan bir araç haline geldiği de bir gerçektir.
İnsanlar arasında ayrım olarak nitelenen Milliyetçiliğin ne tür bir ayrıma tabi tutulduğu da anlaşılır şey değildir. Milliyetler arasında yaratılış olarak bir farkın olmadığı bilimsel olarak ispatlanmıştır. Bir milletin kanı kırmızı iken diğerinin ki beyaz ya da sarı mı? Hayır. Aynı DNA yapısına sahip. Yaşamış olduğu coğrafi konumun etkisiyle şekil olarak değişime, bağlı olduğu coğrafyaya uyum göstermek için deri, göz gibi organlar da değişiklik gözlense de organ olarak her hangi bir değişiklik olmamıştır. Birinin kulağı var da diğerinin yok mu?
Peki binlerce yıldır "Biz farklıyız" imajı neden veriliyor? Çünkü birilerinin konumlarını, servetlerini devam ettirmek, belki daha arttırmak için mücadele etmesi gerekir. Kendini bu mücadeleden uzak tutarak, hayatını riske atmadan konum korumanın en iyi yöntemi Milliyetçilik fikridir. Savaşlarda ölecek insanlara ihtiyaç varken bu nereden bulunacak, vatan, millet sözleri insanları motive eden en etkili yoldur. Birileri köşklerinde keyif çatarken birileri de cephede ölmesi gerekir.
Kendilerine seçilmiş olarak tanımlayanların savaşlarda ölmesi için her zaman ölmeye gönüllü bulması hiç zor olmamıştır. Bu kesim de plan çoktur. Biri etkisiz kalırsa diğerini devreye sokar. Mesela Milliyetçilik yüz yumuyorsa, din 'i devreye alır. Bazen olur ikisini birlikte sahaya sürmesi kalabalıkların artmasına sebep de olur. Garibanların kimisi Milliyetçilik ile kimisi din duygularının hareketi ile birilerinin rahatı için ölüp giderler. Bir iki gün övgü, saygı, sonra tarihin tozlu sayfasına atılır, kaybolup, unutulur gider. Bu arada hayatta kalan seçilmişler hayatlarını daha güvenli, servetlerinin daha da arttırma ile sonuçlanan bu mücadelenin kazananı olur.
Bu durumdan kurtulmak kolay değildir. Her zaman için alıcı bir kitle mutlaka bulunur. Bunlar kendi öz benlikleri, düşünceleri, ile hareket eden kitle değildir. Bir konu hakkında tutarlı bir fikrede sahip değildir zaten. Ne verilirse onunla yetinen, ölüm nangalarıdır onlar. Mankurt tanımı bunlara Uygun düşse gerek. Hafızasını yitirmiş insan toplulukları. Böyle bir kitleden kurtulmak mümkün olmadığından sayısını azaltarak topluma entegre etme yolu tek yoldur. Bu uzun bir yol olup sabır ister.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder