AKILDA KALMAYANLAR

30 Kasım 2023 Perşembe

DEĞER

     Değerler üzerinden hiçbir tartışma yapılmaz. Değer, kişiden kişiye değişen bir olgu olduğu gibi, değer ölçüsü de değişkendir. Onu bir defa kaybetmeyi gör, tekrar bulamaz, erişemezsin. Dizlerine vuracak mecalin bile olmaz. 

         Taraf olduğun takımın kaçırdığı bir gol, çok beğenip de alamadığın telefon, çok istemene rağmen gidemediğin tatil, çok ihtiyacın olmasına rağmen helal yoldan  kazanılamayan para, bir insanın haksız yere öldürülmesinden daha fazla üzüyorsa bir değere sahip olmanın senin için bir anlamı yoktur.

Xuda li Jore zinar: 

Hakim: Diyeceğin bir şey var mı?

İnsan: Var, Hakim Bey.

Hakim: Söyle.

İnsan: Sizin almış olduğunuz maaş beni yargılayamaz, der.

Hakim: Nasıl yani, ne demek istiyorsun, aldığım maaşın senin işlediğin suçla ne ilgisi var?

İnsan: Yoksulluğu, adaletsizliği dile getirdiğimden dolayı yargılanıyorum. Almış olduğunuz maaş yoksulluğun, adaletsizliğin ne olduğunu bilemez; bilmediğiniz, tatmadığınız duygu, hakkımda karar verme maaşınızın yetkisi yoktur.

İşte biz her şeyimizi var olan üzerinden yürütüyoruz. Çocuğu haksız yere öldürülmüş birisi, haksız yere yargılanan başka bir kişi, maddi imkansızlıklar nedeniyle çocuklarına ekmek alamayan anne baba, malı zorla elinden alınan birisi, bunun gibi haksızlık, adaletsizlik, vicdansızlık, zulüm ile yerlerin dibine geçirilen kişileri ancak bu zulümlere maruz kalan kişi anlar. Diğerleri laf-ı güzar. Boşuna dememişler “Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.” 

Bir değer üretirken şahsi yarar değil toplumsal yarar gözetilmezse, bu  değer olmaz. Toplumsal adaletsizliğin sonu hüzrandır. Bunun en önemli ayağı da toplumdaki kişilerin eşit bir şekilde yaşam kaynaklarına kolayca ulaşabilme imkanına sahip olmadan geçer. Bir ülkedeki ekonominin eşit şekilde kaynaklara ulaşılabilme olanağını kişilerin kaybetmesi yaşam koşullarını değiştirmesinin değer üzerinde uzun vaade de bir etkisi yoktur. Kısa süreli hayat standartlarındaki değişimlere yol açabilir. Ancak en önemli tehlike ahlaki çöküntüdür. Bu, kısa sürede kendini ortaya çıkarmaz. Toplum üzerine rüzgar gibi değil kasırga gibi, Tsunami gibi gelir. Toplum katmanlarını ayrıştırır. İnsanları birbirine düşman eder. Yalan, düzenbazlık, zina, aldatma vb toplumu çökerten ne kadar haslet varsa toplum üzerinden geçer. Çoğu insan hayatta kalsa da ahlaki olarak ortada hiçbir şey kalmaz. Bunu engelleyecek tek şey değerlerin toplum içerisindeki kalıcılığı ve kalitesidir. Kalitenin olmadığı yerde, kaliteli insan da olmaz.

Karşındakine seni anlıyorum demek kolaydır. Sadece iki kelime. Önemli olan onu, onunla  yaşamaktır.

İmam Gazaliye sorarlar: “Sorgu münafıklığı nedir?

İmam Gazali: “Dert edinmeyeceği halde, nasılsın diye sormaktır. Bu, münafıklığın bir mertebesidir.” diye cevap verir. 

İşte karşındaki kişinin derdini dert edinmek bir değerdir. Onu ne şekilde yaşantısına intibak ettirmek şahsın kalitesi ile ilgilidir.   Bunlar toplumda kaliteli olan hiçbir şeyden ne olursa olsun taviz vermeyen insanların özelliğidir. Var mıdır? Bilmiyorum.

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...