AKILDA KALMAYANLAR

3 Aralık 2023 Pazar

SUÇLU KİM?

        Konuşma yetisi olan herkes konuşur, yalnız neyi, nerede, ne şekilde konuşacağını herkes bilemez. Bu bizim toplumumuzun temel sorunudur. Halk bunu yapar ancak belli mevkileri, makamları işgal edenlerin aynı şeyi yapması tuhaftır. Yapılan bir yanlıştan dolayı kendi sorumlu olduğu halde sanki olaydan hiç haberi ve dahili olmamış gibi konuşmak bir insanlık sorunu değil bir  ahlak sorunudur. 

Düşünme, yargılama, sorgulama da buna paralellik gösterir. Bu da ahlaki bir meseledir. Karşındaki insanı düşünemez görmek ona hakaret olsa da onu anlayacak insan bulmak biraz zordur. O insanı bulabilmen için sorgulayan bir halk var etmen gerekir. Bunu da her  önder yapamaz. Önder kendine sorgusuz itaat edebilecek bir halka ihtiyaç duyar, akıbeti buna bağlıdır.

Gelişmemiş, baskılanmış toplumların yenilgilerindeki mazeretler hep aynıdır. “Dış güşler.” Kendi yenilgi sebeplerini başkalarına atarak kendi sorumluluklarından kurtulma çabası. Bu her zaman için geçerli ve albenisi olan bir mazerettir. Bu söylemler belli kişi ya da kişilerce üretilir ve topluma verilir. Düşünme, yargılama yetisi olmayan toplum bireyleri bunu kabul etmekte zorluk çekmez. Her ortamda kullanabilecekleri bir argüman haline getirmek onlar için zor olmaz.

Suçu başkasına atma söylemi ile, her zaman ağlayabilir ve kendini mağdur yerine koyarsın. Kürtlere bakın, bütün söylemleri Türkler bizi sömürüyor. Araplar: Yıllarca Türkler bizi sömürdü. Türkler: Batı bizim ileri gitmemizi istemiyor, Araplar bizi arkadan vurdu.

Japonlar 1954 Çin kültür devriminden önce Çin’i düz etti geçti. Hiçbir Çinli, O kültür devriminde açlık, yoksulluk ve yokluk çekmelerine rağmen suçu Japonlara atmadı. Kendilerini sorguladılar. “Biz niye bu hale geldik.” diye.

Güney Kore: Kore savaşında yerle bir oldu. Çin’i suçlamadı. Japonya ikinci dünya savaşında iki tane atom bombası yedi. Ülke yerle bir oldu. Koşulsuz teslim oldu. Hiçbir Japon, geri kalmışlığında  ABD'yi suçlamadı. 

Şimdi bu ülkelerin günümüz haline bakın. Neredeler. Bu suçlama işi geri kalmış toplumların işidir. Başlarına gelen  kötü akıbetleri sorgulamaz. Neden diye sormazlar. Kendilerinde suç olduğunu kabul etmezler. Çünkü bu fikir kendileri tarafından üretilen bir olgu değildir. Birileri tarafından imal edilir ve bunlara yemesi için sunulur. Bunlar da afiyetle yer.

Hiçbir geri toplumun bir arada, birlikte hareket ettiği görülmemiştir. Çünkü suçlu dışarıda olduğu sürece, birlikte hareket etme ihtiyacı duyulmaz. Kendilerinin yapabilecek bir şeyleri olmadığına inanırlar. Öncelik dış tehditleri bertaraf etmektir ancak. O dış tehdidin kimler olduğu da bilinmez. Gölge ile savaş gibi bir şey. Olmayan düşman ile savaşın kazananı kim olur? Bunu bile bilmez. Önemli olan bir dış güç vardır, bunların ilerlemesini engellemektedir. Ancak bu dış güçle nasıl mücadele edileceği hakkında herhangibir fikri yoktur. Çünkü o dış gücün kimler olduğu kendisine sunulmamıştır.

Yüzyıllardır bu cendere içerisinde boğuşup duran halkların bugünkü hali de ortadadır. Her zaman için düşman gözüyle baktıkları halklar ile mücadele ederler ama hiçbir zaman kazanan olmaz. çünkü birileri böyle istiyordur. 

Kendilerinin bir istekleri yoktur. Bunu düşünmeye ihtiyaç da duymazlar. Birileri kendi yerlerine zaten düşünürdür. O düşünen onlar için yeterli olsa da daha fazla isteklerini karşılamaya bazen yetmediği anlar ipleri koparırlar. Kendi düşünmeye başladıklarında yıllarca kör bir kuyunun içinde mücadele ettiklerini anlasalar da artık çok geçtir. O kuyuya bir defa düşmüşlerdir. 

Konuşma, düşünme, yargılama bunun için önemlidir. Doğruyu yanlıştan, güzeli çirkinden, beyazı siyahtan ayırma için vardır. Bu yetenekler yoksa, her şeye kader diye bakıyorsan, geri kalmaya mahkumsundur. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...