2023 yılında Zonguldak’ta ormanlık bir alanda yakılmış halde bir erkek cesedi bulunuyor. Bulunma olayı tesadüf. Ormanda gezintiye çıkan birkaç kişinin dikkati ile gerçekleşiyor. Adli makamlara intikal eden bu olay soruşturuluyor ki insanın kanını donduracak gerçekle karşılaşılıyor.
Bölgede kaçak maden ocağında çalışan Afgan uyruklu, üç çocuk babası bir kişiye ait ceset. Afgan uyruklu kişi madende çalıştığı sırada rahatsızlanıyor, herhangi bir sağlık kuruluşuna götürülmesi gereken kişi, kaçak maden ocağı sahipleri tarafından ocak ortaya çıkacak korkusu ile ormanlık bir alana götürürek üzerine benzin dökülüp yakılıyor.
Amacım burada vicdan ve sahibi birlikte aramak. Sahip olarak, devletin yeraltı kaynakları ne şekilde heba ediliyor, devlet, arazilerine ya sahip çıkmıyor ya da menfaat çevreleri tarafından heba edilmesine göz yumuyor. Bir yerde kaçak olarak maden ocağı işletiliyor ve kimsenin sözde haberi yok. Bu Zonguldak ile sınırlı değil, her taraf bu şekilde.
Gelelim bir insan hayatının nasıl heba edildiği ile ilgili vicdan meselesine. Geçmişte sömürgeci ülkeler vardı; İspanya, Portekiz, Hollanda, İngiltere gibi. Bunlar 1700'lerde yeni dünyanın keşfi ile birlikte bu topraklarda yeni kaynaklar elde etme peşine düştüler. Buralarda yaşayan yerli halkların yüzde doksanını katlettiler. Bugün katliam ile ilgili bu ülkelerden tek bir ses dahi kimse duyamaz. Bunun iki ihtimali var. Birincisi herhangi bir kayıt tutulmadı, ikincisi ise kayıtlar bunca yıl geçmesine rağmen halen saklanıyor. Peki bu katliamları bizler bugün nasıl biliyoruz. Katliama uğrayanlar tarafından bize ulaştırılan bir belge yok. O toplumların tarih oluşturma gibi bir gelenekleri yok. Biz bunları oraya gönderilen Hıristiyan vicdanlı rahiplerin anılarından öğrenebiliyoruz. Bununla ilgili yüzlerce anı belgesi var. Bunun dışında devletlerin herhangi bir belge sunumlarına rastlayamıyoruz.
Diğer taraftan ortaçağda Hıristiyan din adamlarının İncil hükümlerini nasıl eğip bükerek kendi menfaatlerine çevirerek insanları vicdansızca katlediklerine belgeler ile şahitiz. Bir dini ortaçağ karanlığına itmelerini bu insanlık gördü. Avrupa din adı altında ağır bir ortaçağ karanlığını yüzyıllarca yaşadı. 1789 Fransız devrimine kadar. İncil'de bazı kurallar vardır. Öldürmeyeceksin, yaşatacaksın der. Eğer bir uzvun günah işlemişse o uzvu kes, at, der. Hıristiyan din adamları İncil'de bulunan birçok ölçüyü menfaatlerine uydurarak hüküm adı altında insanlara vicdansızca ölüm tattırmışlardır. Karanlık bir çağ yaşatmışlardır. O dönemin şövalyeleri vardır. Bunlar dinine bağlı kişilerdir. Haftalık kiliseye gitmeyi kendilerine bir görev olarak addederler. Kilisede rahip İncil'den haksız yere can almayı anlatırken bunlar o hükümler karşısında gözyaşı dökerler, ama dışarı çıkınca zulümlerine devam ederler.Bir devre ortaçağ denmesinin sebebi aslında din adı altında yapılan zulümlerdir.
Zonguldak'taki olaya gelelim. Bu insanı yakan kişiler, hangi gün olduğunu bilmiyorum ama, o hafta eminim Cuma namazına gitmiş, hocanın hutbede haksız yere cana kıymanın İslamiyet'teki hükmünü dinlemişlerdir. Cami içerisinde ağlamışlar mıdır acaba? 21 yüzyılda İslamiyetin ortaçağını yaşamışlardır herhalde.
Bir de geçmişe bakalım; İslamiyet'in ilk yılları sayılacak, dört halifeden hemen sonraki zaman. İslâm tarihine "zalim" lâkabıyla girmiş ve bu lâkabıyla meşhur olmuş Emevî valisi olan Haccâc- Zalim, çok güzel kuran okurdu; kuran tilavetini dinleyen ağlardı.
Zulmün kendisinde sembolleştiği bu zalimin, Kur’an-ı Kerim'i ilk defa noktalayan ve harekelendiren kişi olması da ayrıca düşündürücüdür.
Ani bir kararla Hicaz’dan Kufe'ye gelerek cuma namazında minbere çıkarak yaptığı konuşması oldukça meşhurdur.
Yüzünü örten peçeyi indirerek şaşkınlık içindeki cemaate ;
-Koparılmak üzere olgunlaşmış kelleler görüyorum. Ey Irak ahalisi! Şikak (ayrılık) ve nifak ehli, olgunlaşmış başlar görüyorum, koparılma zamanları gelmiştir ve ben onların koparıcısıyım (toplayıcısıyım). Kendini yumuşak bir incir gibi ezdirme. Müminlerin emiri oklarını sadağından çekmiş ve ağaçlarının sertliğini ölçmüş ve görmüştür ki en sertleri benim... Ve bu yüzden Allah’a yemin olsun ki sizi ağaçların kabuğunu soyar gibi soyar ve yoldan çıkmış develerin dövüldüğü gibi döverim... demiştir.
Bu konuşmadan sonra Irak valisi olmuş ve halkı demir elle yönetmiştir.
Haccac'ın yaptıklarını dinin neresine koyacağız. İmam Maturidi der ki: Zulüm ile adalet sağladığını söyleyenler küfür içerisindedir. Din ile küfür bir arada olmaz. Olursa ne olur? Zonguldak olayı olur. Tedbir almazsan nasıl ki Haccac'ın yaptıkları kendinden sonra sıradanlaştı, bu da öyle olur.
Ortaçağ bitti yeniçağ başladı hikayeleri var ya, yalan ve safsatadan başka bir şey değil. Hz İbrahim putları kırdı ve putçuluk bitti dediler, 21 yüzyıla bakalım, bitti mi? Ortaçağ kapandı dediler, olaylara bakın, kapandı mı? Putun daha büyüğü ile ve ortaçağın en derinini yaşıyoruz.
Dünya var olduğu müddetçe ne putlar biter ne de ortaçağ kapanır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder