AKILDA KALMAYANLAR

26 Kasım 2023 Pazar

YORULMAK

        Rüzgarlı bir havada bir dala konmuş bir kuşa bakarsanız rüzgarın etkisiyle aşağı yukarı ya da sağa sola sallanan dalın üzerindeki kuşun kafa hareketi de aynı şekilde dalın sallanışına göre eşit oranda hareket eder. Kuş bu hareketi istemsizce yapar. İnsanın göz kapaklarının  sürekli istemsizce aşağı yukarı hareket etmesi gibi. Kuş bu hareketlerden hiç yorulmaz. Ancak insanın böyle bir hareket kabiliyeti yoktur. Kuşun rüzgarlı havadaki bu istemsiz hareketi görme şeklini düzleştirir. Karşısındaki nesne kendi sallansa bile sabit kalır. Yalnız insan bir ağaca çıksın rüzgarın etkisiyle ağacın sallanmasından dolayı karşısındaki nesnelerde sallanma hızına eşit olarak sallanır. İnsan bu görüntüleri sabitleyemez. Sabitlediği taktirde yorulur.

        Düşünceler, fikirler de böyledir. Bazen insanı yorar. Pes eden binlerce fikir adamı vardır. Kendi kabuğuna çekilip hayat süren. Darwin 25 yıl canlıların kökenlerini incelemek için dünyayı gezmiş, son 20 yılını bir odaya kapanarak hiç dışarı çıkmadan geçirmiştir. Karl Marks daha uzun süre kapanmıştır. Yaşadıkları dönemde kendilerini anlayabilecek kimseyi bulamamışlardır. Ancak öldükten sonra fikirleri tartışmaya açılmıştır. İnsan da böyle değil midir? Evliya bildiğimiz hiçbir kimse yaşadığı dönemde evliya olarak anılmamış, düşünceleri, fikirleri öldükten sonra değer kazanmış, kendilerine öldükten sonra değer verilmiştir.

           Ancak bunun tersi olaylar daha fazladır. Yaşadığı dönemde değerli olduğu sanılan, peşinden gidilen insanlar, öldükten sonra yargılanmış, değerli olmadığı kanaatine varılınca unutulup gitmiştir. Farkı nedir? Hangi toplumda türemiş ise bunlar o toplumun yıllarını heba etmiştir. Bu bugüne mahsuz bir durum değil, dün vardı, bugün var, yarında olacak. Çünkü insan değişmedikten sonra düşünce, hal ve hareketleri de değişmez. Her toplumda bunlardan türeyecek kendi ve avaneleri o gün kazançlı çıksa da kendinden sonra gelenlere enkaz bırakıp tarih sahnelerinde yer alacaklar. 

         Avrupada Ortaçağ dediğimiz 1789 Rönasans devriminden önce çok sık rastlanan bir durumdu. Kilise, insanlar üzerinde öyle baskılar yaptı ki, düşünen insan fikirlerini serbestçe söyleme imkanı bulamıyordu; bulanlar büyük ihtimalle yakılarak ya da kazığa oturturularak öldürülüyordu. Kilisenin belirlediği düşünceler dışına çıkmak imkansızdı. Avrupa buna yüzyıllarca maruz kaldı. Gelişme olmadı. Doğunun özellikle Osmanlı İmparatorluğunun başarılarının bir sebebi de budur. Osmanlının karşısında 1789'a kadar güçlü bir toplum çıkmadı. 

         Kilise aile hayatlarına dahi karışır hale gelmişti. Karı koca evlerinde çoğu zaman konuşacak bir konu bile bulamazlardı. İki kişi bir araya gelse çiçek-böcekten bahsederler, atlarının eyerlerini saatlerce birbirlerine anlatırlardı. Bunun dışında günlük hayatı düzenleyen konular kiliselerin işi idi. Birçok kez devletler ile kilise arasında bu konular ile ilgili çatışma yaşanmış, kendileri ile uyumlu olmayan devletleri afaroz etmişlerdir. İngiltere buna bir örnektir. İlginçtir, ilk sanayinin çıktığı yer de İngiltere'dir. 

           Ne zaman ki 1789'da Fransa'da başlayan Rönesans hareketi başarıya ulaşmış, kilisenin yetki alanları daraltılmış  o zaman Avrupa ülkelerinde düşünce-fikir adamları ortaya çıkarmıştır. Avrupa sanayide dev olmuş, yeni dünyaya açılarak zenginleşmişlerdir. Şunu da unutmamak lazım sömürü ancak hak ihlalleri ile olur. Yeni dünyadaki altının bedeli yerli kanıdır. Bugünkü Avrupa'nın zenginliğinde sanayii devrimi olsa da “kan” da yok değildir.

           Dış etki ile sallanan insan karşındakini sabit görmek ister. Bu düşüncede de öyle duruşda da öyledir. Diğer türlü yorar insanı. İnsan kuş değil ki özel yeteneklere sahip olsun. Karşısındakini sabit görsün. Ama ne yazık ki öyle olmuyor. Hayat böyle değil demek ki. Yormak için gelmiş dünyaya. Hiçbir şey yapmazsan yerinde say denmiş ama bunu da yanlış anlamış. Yerinde saymayı etrafında fırıldak gibi dönmek olarak anlamış. Eh dönmekte bir marifet herhalde.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...