Hayat herkese zor gelir. Ama nedenini bir türlü kimse bilmez. Hep geçici olduğunu beyan etselerde de ölmeyecek gibi mücadele yaşam sürerler. Düşmanlıklar hiç bitmez. Neden düşmanlık yaptığını da çoğu zaman bilmez. Geçmişten gelen husumetleri, düşmanlıkları kendi hayatına tatbik ederek sürdürür. Ölüm uzaktan kolay gibi gözükse de yanına geldiği zaman acı ve tahammülsüz olduğunu anlar insan. Başkalarında gördüğü gibi değildir. Gerçeklik yüzleşince ortaya çıkar.
İnsan bu ya yaşadığını bilmediği anlar olur. Aslında geçeği bilir, Söylemleri, hareketleri sadece vijdan rahatlatma çabalarından ibarettir.
Bir milleti, kabileyi, oymağı, toplumu, ferdi değersizleştirmek elinde güç varsa ve de insanlık adına vijdandan,merhametten kısacası insanlıktan uzaksan o kadar da zor olmayan bir şey. Hele ki karşındaki değersizleştirdiğin kesimin elinde güç adına hiç bir şey yoksa silinip gitmesi kaçınılmazdır. Yapılan bilerek veya bilmeyerek bir hatanın ceremesini kuşaklar çeker. “Yanlış ata oynamak” diye bir tabir vardır. O anda hangi “at” olduğunu elbette ki insan bilemez. Ama tahmin etmeside zor olmasa gerek. “oynanan yanlış at”mıdır! Yoksa içini kanatan vijdan mı?
Doğru olduğuna emin olduğun kararlar versin, ancak karşında ki kesimin doğru olduğundan elbette emin olamazsın. Bu güç dengesi ile orantılı bir olgudur. Her türlü hile ve desise ile olayların akışını tersine çevrilen bir ortamda senin doğru kararların işe yaramamış gibi gözükse de, yoldan sapmadan devam etme insana kısa sürekli kaybetme hissi verse de uzun vadede kazanan yine sen olacaksın. Olayların başına değil sonuna bakmak lazım. İyi gözükenin kötü, kötü gözükenin iyi olduğu elbette bir gün ortaya çıkacaktır. Sen kaybedebilirsin ancak senden sonra kuşaklar elbette kazanacaklardır. Ödülleride zamana göre değişecek, ne kadar uzun zaman olursa ödülde o kadar elbette büyük olacaktır.
Her toplumda, dinde değişiklik gösteren bir kavram olsada ahlak nedir? Bizim toplumumuza ve inancımıza göre Ahlak “bir olayın doğru olduğunu bildiği halde, kendi ya da başkasının çıkarları için o yalana sahip çıkıp- çıkmama olgusudur ” çıkıyorsan ahlaksız, çıkmıyorsan ahlaklı olarak nitelenir. Ahlak eşittir dindir. Hangi din olmasının bir önemi yoktur.
Topluma Ahlâkı geniş ve marjinal halini anlatma imkanı hiç bir zaman olmadı. Ahlâk hep sıkıştırıldı. Bugün ramazan bayramlarında meydanlarda anlatılan İslâm hep dar kalıba sokuldu. Çünkü orada toplanan dinleyicinin kapasitesi bu idi. Bugün İbn-i Arabiyi anlamamamızın sebebi bu. Kendiside diyor ya "beni anlamayan eserlerimi okumasın"
İslam'ı hep korkutma aracı, yolsuzluğumuzu, arsızlığímızı, hırsızlığımızı örtmek için kullandık. Bu tip yanlış işlerin içinde olanlara bakın önce bir camiide sonra umre fotoğraflarını görürsünüz. Din bir korunma aracı olarak kullanılarak içine girildi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder