AKILDA KALMAYANLAR

23 Aralık 2023 Cumartesi

BUDA BENİM HATAM

   Kimsenin görmediği yerde ağlayın. Bazı insanlar gözyaşlarınızı bile satar.

        Siyer öyle bir şey ki dönemin insanlarının bugüne kadar yazılı bir metni olmadığından dört halifeden sonra iktidarı elinde bulundurunlar kendi kendi iktidarlarına meşruiyet kazandırmak ve devam ettirmek için kendi kurucu devlet büyüklerine atf edilen hadisler uydurmaları kaçınılmaz olmuştur. Bu hadisler günümüze kadar bozulmadan gelmiş olması ise ayrı bir tartışma konusudur. Hiç kimse tarih sıralamasına bakmadan kutsal bir metin olarak gördükleri hadislere hürmeten itiraz yoluna bugüne kadar gitmemişlerdir. 

  Abbasilerin kurucu lideri olarak feyz aldıkları Abbasi soyundan gelen ve Emevilerden sonra iktidarı elinde bulundururan Abbasiler. Hz Abbas’ a atf edilen bir çok hadis türetmişlerdir. Örnek olarak Peygamber Mekkenin fethinde sürekli Abbas ile istişare yaptığını söylenen bir çok hadis mevcuttur. Halbuki Abbas daha yeni Müslüman olmuş bir kimsedir. Peygamber etrafında peygamberliğinin ilk yıllarından beri yanında olan sahabe ile değilde Abbas ile istişare etmesi akla pek mantıklı gelmese gerek. Abbasi hanadanına kutsal aft etmek için uydurulmuş hadislerden birisi olsa gerek. Aynı şekilde Mekkenin fethinden sonra Müslüman olan Ebu Süfyan ile ilgilide Peygamberin en yakın adamı olarak lanse edilir. Ancak Abu Süfyan sonradan Müslüman olmuştur. Bunun neden yaparlar. Emevi devletinin bu soydan gelmesi en büyük etkendir. Emevi devletine meşruiyet kazandırmak için uydurulan bir çok hadis mevcuttur. 

          İnsanın yaratılışında var herhalde. Hep ilerisini düşünür. Yarin ne yapacağım, nereye gideceğim, hayatıma nasıl yön vereceğim gibi duygular ile hayatını sürdüremeye çalışır. Bazen olur ki herhangi bir din inancı varsa öldükten sonra bana ne olacak? Cennete mi cehenneme mi gideceğim der düşünür. Belleği hep ilerisi için faaldir. Hiç düşünmez ki ben nereden geldim. Daha önce ne yapıyordum bu düşüncelerden yoksundur. Onun için  geçmiş artık gelmeyecektir. İnsanın fıtratında var demek ki hep ileriye bakması. Ama ne yazık ki ilginç olan hep ileriye odaklı olan insan geçmiş tarihini araştırma gereksinimi duyar. Bu tarih içi acaba bir aldatmaca mı! Kim bilir.

           Radikal taraftarlık kadar insana zarar veren bir şey yoktur. Yanlışı doğru kabül etmek, yanlış yapan insanı savunmak, hangi akıl ürünüdür bu? Niye, net olarak söylüyorum bunu bir zamanlar kendimde bulunan bir özellik olduğu için. İnsan en iyi kendini tanımaz mı? bir zamanlar ben öyleydim. Taraftar olduğum partinin ne yapıp etmemediğe bakmaz, ateşli bir savunuculuk yapardım. Parti lideri ya da yanıdaki diğer yöneticiler hırsız mı? üçkağıtçı mı? milleti ne kadar düşünür? Dindar mı? dindarlık diyorum ama sağ görüşlü ise mutlaka dindardır! Hırsızlık yapsın, hak yesin, ahlaksız olsun hiç önemli değil. Ağzından Allah kelamını düşürmüyor ya o yeter! Hele bir de karşındaki insan sol görüşlü ise kesin Allahsızdır, ya da ateisttir. O günün şartlarındaki düşünce kalıbım bu değişmez? Şimdi ben bu kalıbı kendi kendime mi öiğrendim yoksa birileri bana yavaş yavaş işleyerek mi öğrettiler. Doğuştan gelen bir düşünce değildir elbette. Mahalle baskısı işte burada başlıyor. Derler ya Mahalle baskısı safsata diye.    Kesinlikle değil, Mahalle baskısı diye bir olgu var. Bunu ancak elbette yaşayan bilir.

       Karşındaki  farklı düşünen insanın fikirlerini sormanın bir anlamı olmadığını ve olmaması gerektiğini söylendi hep. Biz yapıyorsak en güzelini yaparız ve bizim yaptığımız mutlak doğrudur. Ama gelinen sonuca bir bakıyoruz ki, o kadar yol almamıza rağmen  halen yerinde sayan bir düşünce. Bir düşünce kalıbı yüz yıl aynı kalırmı. Kendini hiç mi geliştirmez. Yüz yıl önce “Vatan Millet Sakarya, ezan suzmaz vatan bölünmez, kanımız aksada zafer İslam’ın) yüz yıldır bunu söyledik. Arkamıza döndük bir baktık ki Vatan, yabancılara parsel parsel satılmış, Ezanın sadece adı kalmış, Sakaryanında heslerden dolayı  suyu bitmiş. Helal olsun valla iyi uyutmuşlar. 

Biz uyudukta, bizi uyutanlar ne oldu. Kendilerine parsel parsel sattıkları vatan toprakları ile Kurdukları heslerle sırça köşkler yapmışlar. Onlar ağalık yaparken bizler piyonmuşuz haberimiz yok. 

          Yılları böyle piyonluk yaparak heba edip gittik işte. Karşımızdaki insanında bir duygusu, düşüncesi olduğunu kabül etmedik. Kendi doğrmuzdan başka doğru bilmedik. Halbuki yanlışlarımızı doğru diyerek savunmuşuz. Zararın neresinden dönersen kardır hesabı, geçte olsa anladık bunu. ne kadar güzelmiş radikalleşmeden uzaklaşmak. Başta düşüncesine, dinine, ırkına bakmadan herkesi eleştirebiliyorsun. Onlarında doğruları olduğunu kabül ediyorsun ve doğrularla hayatına yön veriyorsun. İsabetli verdiğin kararların sayısı artıyor.

           Şu anda kendini nasıl tanımlarsın deseler. İnsanım derim. Sağcı değilim, solcu değilim, dinci değilim. Kendi halinde bir Müslümanım derim. Ben kendimi Müslüman olarak tanımlarım ancak, karşımdaki insanında dinine,ırkına bakmam. Sadece vicdanına bakarım. Adamın namazı, orucu, zekatı beni ilgilendirmez. O işler o şahıs ile Allah arasındaki bir konu olarak bakarım. Varmı bana onun yaptığı ibadetlerden bir fayda, yapıyorsa kendine yapıyor. Bu ister Müsülüman olsun ister Hıristiyan,isterse Yahudi yaptığı ibadetlerin üçüncü bir şahısla bir ilgisi yoktur zaten.

           Bir zamanlar benimde yaptığım ateşli tartışmaları hatırlıyorum ve başkalarında görüyorum bu hareketleri de sadece gülüyorum. Allah bu gülme işini onlarada nasip etsin. Ne kadar boş olduğunu keşke şimdi anlasalar. Ben bu gerçekleri gördümde ya birde ömründe hiç görmeden bu dünyayı terk edenler var ki, dünyada yaşadım diye gittiler. Yaşadıkları hayat gerçekte kendilerinin değildi aslında. Savundukları fikirlerin hamileri için yaşadılar, öylede gittiler. Hayatta bir acı vardır ya işte gerçek acı budur. Başkaları için bir ömür tüketmek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...