Sizin için çırpınan birinin kalbini kırmayın. Kırmak kolay, yapmak zorur. Kaybedersiniz, kaybetmek, yok etmektir, yok hükmündedir, hiç olmamıştır. Hiçlik makamına çıkın, yalnız orada benlik edinmeyin. “ben” diyenin, dostu yoktur. Menfaatçisi vardır. Menfaat bitince o da yok olur. Etrafınızı yok etmeyin.
Allah kitabının hiç bir yerinde “ben” kelimesini kullanmaz hep “Biz” der. “biz” büyüklük ifadesidir.
Millet olarak hep beka sorunu yaşadık yaşıyoruz da. İlk Türk devleti kuruldu beka dan bahsederlerdi halen bekadan bahsediyoruz ama arkamıza bakıp da ilk Türk devleti nerede demiyoruz. Demek ki sorun beka değil şahsi çıkarlar mış. Devletin bekası yada yaşatmak için ilk Türk devletlerinde bazen masum insanlar kurban edilir yada mağdur edilebilirmiş. Onların Allah’a inancı yok yada kendilerine bir peygamber yada uyarıcı gelmediği için bunu yapmış olabilirler. Ama Millet olarak İslamiyet i kabul ettiğimizden bu yana Allah inancı var, Peygamber var Allah’ın kesin hükümlü kitab-ı var Peygamberimizin hadisleri var, buna rağmen aynı sorunlar devam ediyor. Allah’ın kitabının neresinde yazar yada Peygamberimizin hangi hadisinde Devletin bekası için masum insanlar katledilebilir yada mağdur edilebilir diye. Allah kitabında “haksız yere bir insan öldürmenin insanlığı öldürmek” olarak adlandırmasına rağmen dava, bekaa uğruna masum insanların öldürülmesi ne kadar doğru. Ama tarihimiz bunlarla dolu. Bu gibi düşüncelerden kurtulmanın yolu var mı? elbettte var, ilk düğmeyi doğru iliklersek, sonuda doğru olur. Ama ne yapmışız düğme baştan yanlış iliklenmiş ki yanlışlardan bir türlü kurtulamıyoruz. İşimize geldiğini alıyoruz işimize gelmeyen montaj. Eğer Allah suçlunun yanında masumu da cezalandırsaydı Hz Şuayib e, Hz Lut a Hz Musa ya, ben o beldeyi helak edeceğim şu şu kişileri al çık demiyor. Hz Lut kavmi helak edilmeden önce orada binlerce Hz Lut’a tabi kişilirin olduğu söylenir. Sapkın kişiler ile birlikte onlarda helak edilmiştir. Kötülüğe engel olmadıkları için. O kudret sahibi Allah’ın elinde değil mi her şey. Allah adildir. Zulmetmez. Haksızlık yapmaz. Allah’ın sıfatlarıdır bunlar. O sıfatı dışında bir şey yapar mı. Ama sorumluluk yüklediği, emaneti verdiği kul ne yapıyor. Kendi menfaatlerini toplum menfaatlerinden öne çıkarıp Zulmediyor, adil davranmıyor. İlginç yanı bunu da Allah adına yaptığını söylüyor.
Her zaman geçerli olan ve insanların her zaman dile getirdiği bir şey vardır. Bu her zaman ve mekan da dillendirilir. Belli bir yaşa gelmiş olanlar hep eskilerden dem vurarak eskiden böyle değildi, toplum çok bozuldu derler. Çok azda olsa bazıları da kendi dönemine dem vurarak eskiden böyle değildi. O zaman daha iyiydi derler. Herkes işine geldiği gibi konuşuyor herhalde. Toplum iyi yönde bir gelişme gösterdi mi! Yoksa kötüye mi gidiyor!
Azınlık da olanlar gibi düşünüyorum. Eskiden insanlar az ile yaşamasını, yetinmesini biliyorlardı ama şimdi mevcut hayat şartlarının bozulmaması için her şeyi yapabiliyorlar bunu da dini açıdan mübah gibi görüyorlar. Nasıl görmesinler İnaçları kaynak üzerine değil, babadan oğla geçer gibi. Neyin doğru neyin yanlış yada günah mı sevap mı bilmiyorlar yada biliyorlar ama yaşam standartları değişim korkusu yaşadıkları için inanç ikinci plana itiliyor.
Cumhuriyet kurulduğundan bu yana iktidara yada yönetime ben İslam’ı ölçüleri olan bir partiyim diyen hiç kimse tek başına iktidar olamadı. İnsanlar mevcut iktidarların kendi inancı ile olan yanlışlarını yüksek düzeyde bugüne kadar getiremediler. Olduğu gibi kabul ettiler. Faiz haram olduğunu biliyor ancak devletin bir politikasıdır, bundan kaçınmak mümkün değildir diye mubah olarak görüyorlardı. Bir şey diyemesin kendine göre bir savunma metodu. Hep yöneticiler suçlandı. Rüşvet oldu suçlu yöneticiler, yolsuzluk oldu suçlu yöneticiler. Halk iyi ve inançlı Müslüman ama yöneticiler kendilerine göre inançlı ve harama helale dikkat etmeyen kişiler. Savunma güzel, o yöneticileri kendileri getirmedi. Kime sorsan sorumlu kendi değil. Her dönem kendilerini böyle kurtardılar.
Zaman geçti kendini İnaçlı Ve iyi bir Müslüman olarak tarif eden kişiler tek başına iktidar oldu. Halkın savunma gücünü elinden aldı. Aynı yolsuzluk,rüşvet olduğu zaman kendilerine bir kılıf bulan o inançlı Müslümanlar kendi konumlarını kaybetmemek için dış güçlere, komplolara bağlamaya başladılar. Aslın da geçmişten beri kendilerinde bir değişiklik yoktu. Yaşayışları aynı yaşayıştı. Sadece savunma mekanizmalarını değiştirdiler. Bir fark vardı Müslümanlıkları kaynakçı değil gelenekçi olduğu için kendini yönetenlerin her yaptıkları kendine doğru gelmeye başladı. Yanlış da yapsa doğru kabul etmeye başladılar. Bu da inandıkları dini kendi elleriyle yozlaştırmaya başladı. Bunun henüz farkında değiller ama ileride zararını görecekler. Hiç kimseye anlatacak ne güçleri ne de durumları olacak. Eğer zarar başkasını etkilememiş ise sorun yok yalnız başkasında bir zarar meydana getirmiş ise bu kuşaklara elbette aktarılacaktır. Kendileri ileri de ne olarak anılacak acaba. Temsil etmiş oldukları grup, tarikat, cemaat bittiği anlamına gelir ki yıllarca emek vermiş insanların vebalinde kurtulamazlar herhalde. Karar onların, kul hakkı da hesap da onların.
Allah bizi Müslüman bir anne ve babadan dünyaya getirmiş. Müslümanlığı biz kaynağından okuyarak yada araştırarak değil Anne ve babamızdan öğrendik. Onlar yanlış biliyorsa bizde devam ettirdik. Ancak sonradan Müslüman olanlara baktığımızda kaynağından öğrendikleri için neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilebilecek kapasitelere sahipler. Biz gelenekçiyiz onlar kaynakçı. Doğru olan da elbette ki onların yaptıkları.
Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu toplum olarak yaşıyoruz. Hiç bir şey iyi girmiyor. Gitmediğini de herkes görüyor. Dile getirir mu! Orası muamma.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder