Seviye önemli, cahil birine hikmetli sözler söylersen, bunun altında kalmaz. Ne kadar bilgili alim olursan ol, onun bilgisine, alimliğine yetişemezsin. Seni aptal yerine koyar. Uzak dur. Onu kendi ile başbaşa bırak. Akrep’in etrafına ateş çemberi yaparsan, kurtulamayacağını anlayan akrep kendini sokarak kendini cezalandırırmış, bu da onu yapacaktır. Sen sokulanardan olma, bırak kendi kendini soksun.
İyilik diye başkasını memnun etme isteği bazen iyilik değil zulümdür. Zülümden uzak dur iflah olmazsın. Kimseden intikam alma, o yolda yürüme zaman kaybedersin. İlahi adalet diye bir şey var. O ne eksiltir ne fazlalaştırır. Unutmaz, sadece biraz zaman tanır. Senin alacağın intikam göreceli ve zamanlıdır. Seni belli bir süre memnun eder. Kötülüğü belki sen unutursun. Çünkü insan unutkamdır. Ama o unutmaz. Sen intikam aldığın zaman sadece sen görür sen hissedersin ama o intikam aldığı zaman herkese gösterir. İliklerine kadar işletir.
Sırrını herkese açma, hele cahil’e ya da aptala hiç. İki kişinin bildiği sır, sır değildir. Cahil sırrınının yanına bir şeyler katarak başkasına anlatır, aptal ise bir şeyler eksiltir. Rezil olursun. Her türlü zorluğu aşarsında bu zorluğu aşamazsın, dağılırsın. Kimseyi memnun edemezsin hele cahil ile aptalı hiç. Bunları razı etmek için yaratılmadın. Hakkı razı etmek için yaratıldın. Yaratılış amacını bil yeter.
İnsan kendi hatalarını göremeyebilir. Ama bunu öğrenmek istiyorsan en yakın arkadaşına bir hatasını söyle inan sana roman yazacaktır. Seni o hale sokacak ki, kendi kendine ben na kadar aşağılık bir mahlukum diyecek hale sokacaktır. Senin arkadaşın bu işte. Onun için seçimini iyi yap. Roman yazacakları kendi haline bırak. Bırak senden uzakta yazsınlar o ronanlarını.
Tanımadığınız insanlar hakkında ön yargılı olma. Bazılarının yaşadığı hayata belki siz bir gün bile dayanamazsınız. Allah insana güç yetiremeyeceği bir yük yüklemez. Senin ne kadar yük taşıyacağını Allah bilir ama sen bilemezsin. Yeter dedikçe, yenisini koyar. Bazılarını yük yorar, bazılarını hayat. Hak etmeden bir şey elde edemezsin, yorulacaksın ki ücretin ödensin.
Nikaraguay halkı 1850 yıllarında kendilerini yönetmesi için bir devlet başkanı seçerler. Ortak kararlarıdır bu. İyi yönetilen ülke zamanla başkanın yanlış kararlar alması, ülke topraklarını yabancılara satması, kendi servetini çoğaltma yoluna gitmesi ile ekonomik olarak zayıflamaya başlar. Halkdan bazıları başkanı uyarmaya kalksa da başkan buna pek kulak asmaz. Zamanla ekonomi çökmeye başlar, halk fakirleşir. Tekrar seçilemeyeceğini anlayan başkan, halkı daha da fakirleştirir. Halkı öyle hale getirirki kendine muhtaç eder. Halk bunun farkına varmaz. Rüzgar tersine döner fakirlik çekmesine rağmen başkanı desteklemeye başlarlar. Bu ülkeyi kurtarırsa yine başkan kurtarır söylemleri yükselmeye başlar. Düşünmezlerki yıkan tekrar nasıl yapacak, Yapacaksa niye yıktı diye. Halkın bu şekilde düşünmelerinin aslında tek sebebi dünya menfaatidir. Şunu bilmezler ki dünya menfaati için zalime sevgi gösterisinde bulunan insan kadar alçağı yoktur.
Bir üzüntü ya da acı yaşıyorsun, diyorlar ki zamanla unutursun. Evet Allah insana öyle bir duygu vermiş ki unutuyorsun. O an ki acının sürekli olduğunu bir düşünsene, hangi insan ayakta kalabilir. Daha önce böyle bir acı görmediği için aslında insan unutmuyor sadece alışıyor. Çok güzel bir mekanı ilk gördüğünde ne kadar şaşırıp, hayret ediyorsun ama zamanla sana da normal geliyor. Tarihi yerlere bir bakın, orada yaşayan insanlar ile senin ilk defa gördüğün bakış açısı aynı mı? Oradan yaşayan insan için orası sıradan bir yer. Ama senin için öylemi? Acıda işte böyle unutmuyorsun başka çaren kalmadığı için alışıyorsun.
Hiç bir şeyin farkında olmayan ama zamanla farkındalık elde eden insanlardan korkun çünkü size karşı yaptıkları ve sözyleyecekleri çok can yakabilir. Alışık değilsin onu yaptıklarına ve söylediklerine. Sakın o değişmiş deme o gerçeği görmüş de. Değişen olan sensin aslında. Ama bunun farkında değilsin. Canının yanmasını istemiyorsan hakdan ve adaletten ayrılma. O neyi emrediyorsa ona uy. Emir bazen olur, nefse hoş gelmez. Çünkü nefis senin düşmanındır. Düşmanın ile işbirlik yaparmısın.
Hac farzdır. Hali vakti yerinde olan insan ömründe bir defa hac yapabilir. Etrafına bir bak. Eğer muhtaç, aç, insanlar varsa etrafında sana ikinci bir hac farzmıdır. Bırak kabenin etrafında her yıl tavaf etmeyi, çaresizlerin ve yetimlerin etrafında tavaf et. Orada Allah’a daha yakın olursun. Allah sadece göklerde değil. Allah her yerde özellikle inananın kalbindedir. Sen kalbe girmeye bak. Yıkma, kırma. Kalp kırma kabe yıkmak gibidir. Ha kalp kırmışsın, ha kabe, farkı yok. Bunu ancak bakanlar, düşünenler, akl edenler görür. Akl etmeyenin, düşünmeyenin dünyada yeri yoktur. Deliye neden deli diyoruz. Deli akl etmez, düşünmez. O an aklına ne gelmişse onu yapar. Senin ondan bir farkın olsun. Toplum ona deli der. dikkate almaz. Sakın sen öyle olma. Allahın dikkate almadıklarından olma sakın.
Kendini vazgeçilmez sanma. Sen yokkende dünya vardı ve insanlar yaşıyordu. Biri her seferinde diyorya bizden önce hiç bir şey yoktu. Biz geldik her nimete kavuştunuz diye. Korkuyorum bir gün hızını alamayacak. Bizden öce İslamiyet mi vardı. Onu da size bir getirdik diyecek. Bu kibirdir. Kibirli olma unutma senden büyük bir yaratıcı var. “ben ettim, ben yaptım, ben gittim, ben geldim” hep ben. Sen hiç bir şeysin. Alame bir bak. Sen uzayda bir nokta dahi değilsin. “ben”lerle işin olmasın “biz” de. Allah kitabında hiç “ben” kelişmesini kullanmılmıdır. O bile her yerde”biz “der sen kim oluyorsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder