İnsan neden yalan söyleme ihtiyacı duyar! O anki haksızlığından kurtulmak, kendini bir olay karşısında haklı çıkarmak, savunduğu bir ideolojinin doğru olduğunu ıspat etmek vb. Ama yalanın ilginç bir özelliği vardır yalanların mutlaka ortaya çıkma gibi bir özelliği vardır. Bazen olur yalan söyleyenler mutlu olduğu gibi, yalanın yalan olduğunu bilenlerde mutlu olur. Çünkü yalan insana ileriye doğru yaşamında bir fırsat verir. Devleti yöneten biri çıkar üç ay sonra ekonomi düzelmeye başlayacak der. vatandaş için bu bir beklenti kaynağıdır. Nasıl, ne şekilde olduğunu sorgulamaz. O sadece düzeleceğini duyar, geri kalanına bakmaz. Üç ay geçer herhangi bir düzelme olmaz, ama önemli değildir, bir üç ay daha süre verir. Bu üç aylar yıllar hiç bitmez. Düzelende bir şey olmaz. Yalanı söyleyenin kaybedecek bir şeyi yoktur, bir bahanesi de mutlaka vardır. Bahaneler yalanın hedef kitlesi için bir motivasyondur. Bu tekrarlanarak devam ettikçe sıradanlaşır. Ekonomi düzelmediği gibi daha da kötü olsa bile, halk artık hayat pahalılığına alıştığı için yalanı ilk gün gibi dinlemeye ve inanmaya devam edebilir.
Bir de tarihi yalanlar vardır. Bu yalanlar genellikle aynı kitlenin eseridir. Sonucuna bakmazlar. Çünkü bilirler ki karşılarında sorgulamayan bir halk kitlesi vardır. Ne verirsen onu alabilecek bir kitle. Bu insanlar Şeyhüslamlarına, sözde alimlerine yalan söylettiler. Sahebe Eyüp Sultan’ın yerinin bulunmasında bile yalan söylediler. Yalanlarında mantık aramadılar. Örnek “ İkinci Murat Hacı Bayram Veliyi İstanbul’ davet eder. Bizansın karşısına geçer Şeyhim der. burayı feth etmek bana nasip olacak mı der. Hacı Bayram Veli de padişahım ne sana nasip olacak ne de bana der. Kundakta olan Fatih Sultan Mehmet’i göstererek, bu çocuk ile yanında getirdiği köseye nasip olacak der. Fatih 1432 doğumludur, Köse dediği Akşemseddin 1387 doğumludur. Hacı Bayram Veli 1429 da ölmüştür. 1429 yılında ölen bir şahıs ile 1432 yılında ölen bir çocuğu aynı döneme getirmek. Yalanın bile mantıklısı olurda, bunu söyleyenlerin böyle bir kaygısı yok.
Diğer bir yalan çeşiti ki idolojiktir. Hazır inanan sorgulamayan halk kitlesi buna hemen inanır. Bir sokak ropörtajında başörtülü bir hanım efendiye mikrofon uzatılıyor. Geçmişte başörtüsüne özgürlük verilmediğini kendisinin Üniversiteyinin beden eğitimi bölümünü kazandığını ancak beden eğitimi sınavına tayt ile katılmanın zorunlu olduğunu bu yüzden katılamadığını söylüyor. Devamında da şimdi öyle mi diyor herkes istediği kıyafetle katıldığını beyan ediyor. İlginçtir söylememesi gereken bir şey söylüyor, şu anda yaşının da otuz olduğunu söylüyor. Nereden bakarsan bak” yalan.” Ya yaşını yalan söylüyor ya da diğeri daha feci. Yirmi yıldır kendi görüşünde olan bir iktidar var. Hesaplara göre bu bayan On yaşında Üniversite imtihanına girmiş gözüküyor. Elbette vazgeçemediğin bir ideoloji olabilir ancak bunu yalanlar ile savunamazsın ortaya çıkar. Söylediğin yalanlarda tarihi hata yapma. “Nereden baksam tutarsız” diye bir söz var ya tam da bunun karşılığı. Başörtüsüne göstermiş olduğun hassasiyeti keşke yalan söylememeye gösterseydin. Bu bayanın başörtüsü savunma derdi yok, inandığın dinin bir simgesini dert yapıyor olsa, yalana da gösterir. Böylelerinin derdi din değil. Saplantı olan, kendilerini uçuruma götüren ideolojileri. İlginç olan hiç bir dinde olmayan bir ideoloji. Nasıl ki Tükler Ortaasyadan göç ederken İslam ile müşerref olmuşlar, ama bir anda İslam’ın bütün kurallarını almayarak, kendi kültürlerinden de bir şeyler katarak kendilerine özgü bir din oluşturmuşlarsa da zamanla kendilerini düzeltme yoluna g.tmişlerdir. ancak bu insanlarda bu olayın tersi oluşmaya başlamış. Bunlar için din öncelik değil, dışarıdan bakıldığı zaman hedefe ulaşmak için sadece bir araç gibi algılanıyır. Kendilerini bir Müslüman olarak tanımlarlasa da dışarıdan hiç de öyle gözükmemektedir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’dır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder