Bir kültürün ana öğesi elbette insandır. Bir gelenek, kültür insan olmadan ortaya çıkarılamaz, sürdürülemez. Bir kültürün gücü kültürü oluşturan insanlaraın kalitesi ile ölçülür. İnsanlıı tarihinden itibaren günümüze kadır binlerce kültür oluşturuldu ancak teknoloji ile birlikte bu zayıfladı. İnsanlar arasında ki iletişim her şeyi alt üst etti. Bu ekonomi ile de elbette doğru orantılı olarak değişime uğradı. Fakir bir toplumun ürettiği kültür ve gelenekler ile zengin bir toplumun ürettiği kültür ve gelenekler arasında elbette büyük farklar doğdu, doğacakta, belki kültür üretme belli bir noktadan sonra son bulacak.
Günümüzde kırsal kesim bir kültür oluşturabilecek helen bir güce ve yeteneğe sahip, eski geleneklerini devam ettirebiliyor, yeni gelenekler çıkarabiliyor, yada mevcutlarını değiştirerek yaşatmaya çalışabiliyor. Çünkü bunların bir arada yaşama kapasiteleri halen devam ediyor. Yaşamlarını sürdürürken, besinlerini üretirken halen bir aradalar, çalışırken, aralarında ki ileşim hiç bitmiyor. Aralarında ki sıkı ileşim sayesinde karşısında ki insanın dertlerini, sevinçlerini, üzüntülerinden haberdar olma, çare arama kapasiteleri halen devam ediyor.
Ya şehirler öylemi. Ülkemizi düşünelim. İnsanlarımızın istatistiklere göre halkın yüzde altmışı alt grup gelirlere sahip insanlar. Bu insanlar sabah sekizde evimden çalışmakm için çıkacak akşam sekizde evine gelecek. Haftada bir gün dinlenme imkanı bulacak. O bir günde etrafındaki tanımadığı insanlar ile ileşim kuracak, bu mümkün mü? Bunlar ancak “hayatta nasıl kalma” kültüründen başka bir kültür oluşturamazlar. Geldikleri yerlerde ki kültürü orada yaşatmaları yalnız kaldıkları için yaşatmaları mümkün değil. Kırsal kesimden gelerek şehir hayatına adepte olmayan çalışan bu insanların bir gelenek oluşturması, farklılıklarından dolayı mümkün olur mu? Geldikleri yerlerdeki gelenekleri nasıl yaşatacaklar, kullanılmayan gelenekler yok olmayacak mı? Şehirler içim kimse ümitvar değil,olamaz da. Savunulacak bir tarafı yok bunun. insanlar zamanla bir ev ve bir araç uğruna hayatlarını geçirecek, kültürleri ve gelenekleri ile birlikte yok olup gidecekler. Herkesin dilinde meşhur bir laf vardır “Nerede o eski bayramlar” bu söz neyin eseridir. Yok oluşun değil mi? yıllar sonra bir öceki nesilde aynı kelimeyi kullanacak, kültürler, gelenekler iyi veya kötü de olsa gün geçtikçe ya yozlaşıp,zayıflıyor ya da yok oluyor.
Kırsal kesimde bir sorun yok gibi gözükse de orada bazı sorunlar teknoloji ile birlikte başladı. Şehir de ikamet eden bir kişi köye geldiği zaman, evine kapanıyor, insanlarla, akrabaları veya arkadaşları ile iletişim kurmuyor. Hafta sonu iki gün, yıllık izinlerinde köyünden bir haber, evinin içerisinde yaşamını sürdürmeye çalışıyor.
Bazen kırsal kesimde başlayan bir yenilik var. Bu sadece bu yıllara mı mahsuz bilmiyorum ama, hızını artırarak devam ediyor. Bazı kişiler, yaşam mücadelesi için buluındukları yerlerde ki gelenekleri getirmeye başaladılar. Bu mevcut gelenek ile çatışmaya yol açabiliyor. İnsanlar tarafından çoğu zaman kabül görmüyor ancak süreklilik arz ettiği için zamanla yerleşebiliyor. Bu bir çeşitlilik gibi gözükse de hazır olanı almak, kabüllenmeyi zorlaştırıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder