Her şeyin normalini yaşamak insan olmanın gereğidir. Ama yaşayabilen insan sayısı pek çoktur. Dünya gariplere normal hayatı pek yaşayamıyor. Hiç bir imkanından faydanlandırmıyor. Hayat onların üzerine karabasan gibi çöküyor. Hele bir de ölmeyi gör? Ölüm bile onlar için bir kâbus. Ne arayanın olur? Ne soranı?
Dünya varlıklı olanlara cennet, fakire cehennem. İşleri hiç iyi gitmez. Fakirlikleri de bundandır. Ne zaman bir işe başlasalar mutlaka bir yerden vurulurlar. İşi bitirdikleri hiç olmaz. Ekin eklerler dolu vurur, sel basar, hayvancılık yapmaya kalkar hastalık kırar, o olmazsa sürüye kurt girer, esnaflık yapar, dolandırılır, iyi insan bunları hiç bulamaz. Ne kadar it kopuk varsa bunun karşısına çıkar. Hayatı böyle devam ettirir ama gün yüzü görmeden, yarı aç yarı tok. Herkes aynı hastalığa yakalanır, ne hikmetse bu ölür. Orada da vurulan bu olur. Fakirin, garibin hayatı böyledir. Yaşam ile ölüm arasında gidip gelir.
Dünya işte öyle garip bir yerdir. Ama garibin yeri değildir. Birileri deniz kenarında villa alamadım diye dertlenirken diğeri, başını sokacağı bir ev alma derdindedir. Birisi bir gemiyi iki gemi yapma derdinde diğeri işe nasıl giderim dersinde. Birisi ABD de gökdelen dikememeyi dert edinirken diğeri markete Yirmibeş kuruş poşet parası vermemek için evinden poşet götürme derdinde. İşte herkesin derdi başka başka. Dünyaya aynı amaç için gelirler de dertleri, yaşayışları farklıdır.
Garibanın dayanacak kimsesi de yoktur. Dayandığı duvarlar hep yıkılır gider. İnsana sığınsa insan vurur, ümmete sığınsa ümmet vurur.
Sevinçli gününde, hüzünlü gününde de kimse yanında durmaz. Düğün yapsa düğününe kimse gelmez, õlüsunde kimse yanında bulunmaz. Düğününü yalnız yapar, ölüsünü yalnız kaldırır. Herkes yazık der ama gerçekte yazık olan kim orası muamma.
" Dünyayı yakarsa geripler yakar " bu söz yerde değil göklerde olan bir söz. Yerde ki kalkmaz ama, gökteki yere inerse her şeyi yakar geçer. Her sözün bir yaptırımı vardır. Sözün üstüne söz olmadığı gibi, garibin ahı da havada kalmaz. Bir gün olur mutlaka yere iner. İner ama yakar mı iner? Yıkar mı iner? Bilinmez.
Hitler döneminde Yahudileri cam' dan odalara koyarlar gaz verildiğinde Alman bilim adamları insanların hareketlerini ve nasıl öldükleri incelermiş. Bu olay bir defa değil onlarca kez tekrarlanmış. Gariplerle, fakirlerle bu deney devam edip gidiyor. Sadece bunların ölümleri uzun zamana yayılmış. Zenginler ve güç sahipleri aynı deneyi bunlar üzerinde yapıyor. Garipleri koymuşlar dünyaya gözlemliyorlar nasıl yaşıyor, yavaş yavaş yoksulluk içerinde nasıl ödüyorlar diye ona bakıyorlar. Senaryo ölüm üzerine.
Ölümleride çok garip oluyor. Cenazelerine rağbet olmuyor. Taziyeleri uzun sürmüyor. Etrafındaki üç beş kişi dışında kimse olmaz. Düğünlerine kimse gitmez. Kendi başlarına üç beş kişiyle yaparlar düğünlerini. Ama sorsan herkes gariban dostu. Doğrudur herkes gariban dostu da sözde dost. O garibanın servet sahibi olduğunu bir görsünler. Tükürekleriyle boğarlar. Onlara göre garip dünya ya garip olarak gelmişse garip olarak gitsin. Kimsenin önüne çıkmasın, taş atmasın, kimsenin tavuğuna ses etmesin.
İşte dünya böyle, var ile yok arasında gidip gelmekte. Önemli olan insanın nerede durduğu. Var olanın yanında mı? Yok olanın yanında mı?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder